<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542</id><updated>2012-02-16T01:06:28.305-08:00</updated><category term='hürriyet gazetesinden yalan haber'/><category term='hürriyet ve ergenekon'/><category term='yalan haber videoları'/><category term='kartel'/><category term='ahmet hakan kimdir'/><category term='cumhuriyet'/><category term='uğru dündar yalanları'/><category term='milliyet değil zillet'/><category term='seçim ittifakı'/><category term='zorbalık'/><category term='şok'/><category term='özdemir ince'/><category term='Hürriyet gazetesi'/><category term='doğan medya grubundan edepsizlik'/><category term='ahmet hakan ve hürriyet gazetesi'/><category term='akşam'/><category term='medya ve yalan haber'/><category term='hürriyet şaibelimi'/><category term='kriz eleştirileri'/><category term='medya haberleri'/><category term='yalan gazetesi'/><category term='atv'/><category term='posta'/><category term='akşam gazetesi yalanları'/><category term='batı medyası'/><category term='zürriyet gazetesi'/><category term='doğan uşağı gazete'/><category term='vatandan yalanlar'/><category term='gazete trajları'/><category term='trajlar güvenilir mi'/><category term='aydındoğan'/><category term='televizyon kanalları'/><category term='doğan holding'/><category term='medya'/><category term='gaylık'/><category term='Doğan Medya Grubu abone sistemine geçiyor'/><category term='TV'/><category term='zürriyet'/><category term='vatan gazetesi İslam DÜşmanı mı ?'/><category term='vergi borcu'/><category term='ahlaki durum'/><category term='akşam gazetesi yalan haber'/><category term='hürriyet gazetesi yalan dolan üç kağıtçılık haberleri'/><category term='atan'/><category term='radikal gazetesiposta gazetesi'/><category term='israil'/><category term='islam düşmanı medya'/><category term='cumhuriyet gazetesi'/><category term='basında talan'/><category term='doğan grubu'/><category term='hürriyet gazetesi nedir'/><category term='gözcü'/><category term='tarajlar'/><category term='yalancılar'/><category term='yalan haber'/><category term='doğan grubu=siyonizm'/><category term='medyatik reklamlar'/><category term='doğan gazete grubu'/><category term='türksel'/><category term='hürriyet yalan'/><category term='sabah'/><category term='radikal'/><category term='hasan pülür'/><category term='2001 krizinde medya'/><category term='başörtü'/><category term='medya ve ergenekon'/><category term='medya reklam filmleri'/><category term='akp düşmanları'/><category term='aydın doğan kimdir'/><category term='cumhuriyet gazetesi yazarı'/><category term='eleştiri'/><category term='videolar'/><category term='Prof. Dr. Nihat G. Kınıklıoğlu'/><category term='tercüman gazetesi'/><category term='milliyet gazetesi'/><category term='radyo'/><category term='başörtülü olmak'/><category term='NTV&apos;den sonra CNNTürk&apos;te skandal - CNNTÜRK Darbeyi övdü'/><category term='vatan gazetesi.yalan haberler'/><category term='yaşan haberler'/><category term='milliyetin yüz karası'/><category term='yalan'/><category term='ertuğruldan itiraf'/><category term='güneş'/><category term='zaman gazetesi'/><category term='ahmet hakan coşkun'/><category term='haşmet babaoğlu'/><category term='medyanın anası ağlamış'/><category term='tuncay güney'/><category term='haberler'/><category term='hilton arazisi'/><category term='hakaret'/><category term='yalan haberler'/><category term='ertuğrul özkök'/><category term='posta gazetesi'/><category term='doğan medya grubu'/><category term='vatan'/><category term='sözcü'/><category term='medya analizleri'/><category term='TAHA KIVANÇ - YENİ ŞAFAK'/><category term='doğan media'/><category term='medyanın gücü'/><category term='vatan gazetesi'/><category term='gazeteler'/><category term='doğan medya gubu'/><category term='program reytingleri'/><category term='Aydın doğan medya grubu'/><category term='yeniasya'/><category term='traj meselesi'/><category term='doğan tetikçiliği'/><category term='medyatik meseleler'/><category term='milliyet'/><category term='nedim hazar'/><category term='hürriyet gazetesi video'/><category term='ahmet hakan haberleri'/><category term='hürriyet'/><category term='Milliyet gazetesi yazarından dillere destan aşırma türü'/><category term='lezbianlık'/><category term='hilal tv'/><category term='porno sitesi hürriyet gazetesi'/><category term='reklamlar'/><category term='maliye borcu'/><category term='başörtüsüne saldıranlar'/><category term='zaman gazetesi tv reklamı'/><category term='yalancı medya'/><category term='aydın doğan sallamaları'/><category term='pornocu aydın doğan'/><category term='mustafa islamoğlu video'/><category term='yalan habercilik'/><category term='chp=mhp'/><category term='video izle'/><category term='laikçilik'/><category term='raiting ölçümleri'/><category term='islam karşıtı vatan gazetesi'/><category term='star tv'/><category term='aydın doğan'/><category term='doğan gurubu'/><category term='hürriyet yazarı'/><category term='radikal gazetesi'/><category term='pislik vatan gazetesi'/><category term='medya eleştiri'/><category term='gazete videoları'/><category term='turkcell'/><category term='hürriyet porno'/><category term='türk toplumu v ahlak'/><category term='batıl medya'/><category term='takvim'/><title type='text'>Medya Eleştirileri</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>150</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2050373538052185470</id><published>2009-04-03T05:29:00.001-07:00</published><updated>2009-04-03T05:29:43.890-07:00</updated><title type='text'>Birand, BBP avukatını neden susturdu?</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;VALİ'YE KİM 'YAZICIOĞLU'NUN HELİKOPTERİ BULUNDU' DE' DEDİ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazası ile ilgili BBP Avukatı Kemal Yavuz'un K.Maraş Savcılığı'na verdiği dilekçenin kabul edildiği öğrenildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÖYLÜLER HELİKOPTERİN ZİKZAK YAPTIĞINI GÖRMÜŞ &lt;br /&gt;Habervaktim'e konuşan Avukat Yavuz ise şok açıklamalarda bulundu. Savcılığa başvuruda bulunduğu konular hakkında bilgiler veren Yavuz, “Otopsi aşamasında aldığımız bilgiler doğrultusunda köylülerden aldığımız net bilgiler var. Görgü tanıkları helikopterin alçaktan uçtuğunu ve zikzaklar yaptığını söyledi. Koscağız köylüleri ise ‘helikopterin ağaçları yalayarak uçtuğunu' belirttiler. Bu beyanları birçok görgü tanığı doğrulayınca bizde haklı olarak savcılık aracılığı ile otopsi yapan kurumdan, pilotun kan, idrar ve midesindeki bulgulardan numune alınmasını ve bunlar üzerinden inceleme yapılmasını istedik” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PİLOT ZEHİRLENDİ Mİ?&lt;br /&gt;Bu talebinin gerekçesini ise Yavuz, şu sözleri ile açıkladı: “Helikopter pilotunun zehirlenme olma ihtimali üzerinde duruyoruz. Kalp krizi, beyin kanaması ve görme engeli oluşturan hapların içildikten sonra sonuç verdiğini biliyoruz. Birçok kimyacı arkadaşımızda bizimle aynı kanıda… Sonra pilotun yakıt ikmali yapmak için başka bir bölgeye gittiği bilgisi de net… Bu talebimiz savcılık tarafından kabul edildi ve otopsi istediğimiz yönde yapıldı. Ancak otopsi sonuçları halen dosyaya ulaşmadı.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AÇIKLANAN TUTANAK RAPOR DEĞİL!&lt;br /&gt;Medyada yer alan otopsi sonuçlarının ise sadece tutanaktan ibaret olduğunu vurgulayan Yavuz, “Bir yanlışlık yapılıyor. ‘Otopsi sonuçları açıklandı' şeklinde haberler yapılıyor. Bunlar sadece tutanaktır ve ölüm sebebi ve saatini bildirmekle yetinilmektedir. Oysa bizim istediğimiz, tutanak değil rapor altına alınan sonuçlar henüz açıklanmamıştır. Yapılan kapsamlı araştırma sonucunda pilotun kanında zehir ya da uyuşturucu olup olmadığı ortaya çıkacaktır. Bu kimyasal bir analizdir ve beklenmesi önemlidir. Bu sonuçlar açıklandığında ve dosyaya girdiğinde durum farklılaşabilir” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ELEKTROMANYETİK DALGALAR CİHAZLARI İŞLEVSİZ HALE Mİ GETİRDİ?&lt;br /&gt;Teknolojik olarak yaptıkları araştırmacalar sonucunda helikopterin elektronik cihazlarının uzaktan elektromanyetik dalgalar ile bozulabileceğini de tespit ettiklerini belirten Yavuz, “Biz bu konuyu özellikle önemsiyoruz. Yerden veya havadan güçlü elektromanyetik dalgalar yayıldığında helikopterin bütün cihazları işlevsiz hale geliyor. Çarpmanın şiddetine bakılırsa, kaygılarımızda haklı olduğumuz görülecektir. Çünkü; inceleme ekiplerinin tespitlerine göre önde oturanların cama çarpma neticesinde beyin kanaması geçirdiler. Yine ani bir çarpma olduğunun göstergesi olan bir başka olay ise emniyet kemerlerinin yolcuların iç organlarını tahrip etmesidir. Pilot ya ansızın helikopterin kumandasını ya da şuurunu kaybetti. Kaza süsü verilmesinden endişeleniyoruz. Sonuna kadar olayın takipçisi olacağız” diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİRAND NEDEN GOCUNDU?&lt;br /&gt;Kanal D Ana Haber Bülteni'ne telefon ile katıldığını ve Mehmet Ali Birand'ın sorularını cevapladığını belirten Yavuz, şok bir açıklamada bulundu. Söz konusu savcılığa başvuruları hakkında bilgi verdiğini ancak konu helikopter işletme ve üretme firmasına geldiğinde sözünün kesildiğini vurgulayan Yavuz, “Bu rahatsızlık neden? Bana ‘neden yabancı uzmanlar istiyorsunuz?' Şeklinde soru yöneltti. ‘Sahada sivil havacılık kırım heyeti detaylı inceleme yaptı ancak biz çok daha kapsamlı araştırma yapılsın istiyoruz. Kiralama firmasının ve üreticilerin varsa bir kusuru ortaya çıkmasını arzuluyoruz.' Ben bunları söylediğimde Birand'dan ilk hamle geldi ve sözlerimi kesmek istedi. Bu kayıtlarda mevcut herkes izleyebilir. Ben ısrarla ‘söz konusu firmaya bağlantılı kişilerin araştırmasından öte bir uluslar arası uzman ekibin araştırma yapmasını istediğimizi' aktardığımda ise araya giren Birand sözlerimi keserek konuyu kapattı ve nazik bir şekilde ‘iyi akşamlar' dedi. Oysa biz firmanın varsa kusurları ortaya çıksın istiyoruz. Bağımsız bir kurul tarafından araştırmanın yürütülmesini dillendiriyoruz. Bu taleplerimizi yetkili mercilere de sunuyoruz. Halen uçuş için zorunlu olan ELT cihazının helikopterde olup olmadığını netleştirmiş değiliz. Antenin kırıldığından söz ediliyor. Bakanlık tarafından bölgede oluşturulan kriz masasında GPRS modülünün arızalığı olduğu da konuşuluyordu. Bakın bu çok önemli… Eğer böyle bir arıza söz konusu ise firmanın ihmali ortaya çıkmış olur. Biz bunu Kanal D'de neden anlatamadık?” diye sordu. Büyük Birlik Partisi lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Medair şirketinin sahibi Ali Sabancı. Sabancı aynı zamanda Aydın Doğan'ın damadı. Doğan ise Kanal D'nin patronu…&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2050373538052185470?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2050373538052185470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2050373538052185470' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2050373538052185470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2050373538052185470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/04/birand-bbp-avukatn-neden-susturdu.html' title='Birand, BBP avukatını neden susturdu?'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-6551099741035266598</id><published>2009-04-03T05:23:00.000-07:00</published><updated>2009-04-03T05:28:33.735-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='chp=mhp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp düşmanları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seçim ittifakı'/><title type='text'>MHP CHP ve DSPnin Ak AKPye karşı seçim ittifakı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SdYATm8QyfI/AAAAAAAAAEA/6XET7sLcOCU/s1600-h/mhp.chp.dsp.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SdYATm8QyfI/AAAAAAAAAEA/6XET7sLcOCU/s320/mhp.chp.dsp.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5320440346655640050" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;03.04.09  tarihli Vakit gazetesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla alakalı başka bir haber:&lt;br /&gt;http://www.habervaktim.com/haber/65938/kocaoglu_memleketinde_mhpye_calismis.html&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-6551099741035266598?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/6551099741035266598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=6551099741035266598' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6551099741035266598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6551099741035266598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/04/mhp-chp-ve-dspnin-ak-akpye-kars-secim.html' title='MHP CHP ve DSPnin Ak AKPye karşı seçim ittifakı'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SdYATm8QyfI/AAAAAAAAAEA/6XET7sLcOCU/s72-c/mhp.chp.dsp.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-6484442815896323534</id><published>2009-03-30T09:04:00.001-07:00</published><updated>2009-03-30T09:04:17.877-07:00</updated><title type='text'>doğan grubundan ikinci özür</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Doğan Grubu'ndan ikinci özür&lt;br /&gt;Radikal Gazetesi genel yayın yönetmeni İsmet Berkan, Gaziantep Belediyesi'yle ilgili yayınladıkları "arazi vurgunu" haberinin yanlış olduğunu kabul etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, Berkan'ın özür beyan eden yazısı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gaziantep bulmacasını çözmeye çalışırken&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Celal Güzel’in önceki gün Radikal’de çıkan yazısı, Radikal için ağır ithamlar içeriyordu; çünkü Güzel’in sözünü ettiği Gaziantep’le ilgili haber 6 Eylül günü Radikal’de ‘Gaziantep’te arazi rantı: AKP’de bu kez insider krizi’ başlığıyla yayımlanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğan Haber Ajansı muhabiri Ahmet Kaya’nın Gaziantep’ten gönderdiği habere göre Nuri Üysen isimli bir işadamı, Gaziantep Güvenevler mahallesinde yer alan 119 bin metrekarelik çok sayıda varise bölünmüş olan bir tarım arazisini toplam 14 trilyon liraya satınalmış, üç gün sonra aynı araziyi Lüksemburg merkezli PD Three Gayrımenkul Yatırım Şirketi’ne 87.5 trilyona satmıştı. Satıştan kısa bir süre sonra Gaziantep Büyükşehir Belediyesi bu araziyi tarım alanı olmaktan çıkarıp ‘ticari alan’ haline getirmişti. Bu arada arazinin yüzde 55’i de Büyükşehir Belediyesine ve arazinin yer aldığı bölgenin sorumlusu Şehitkamil Belediyesi’ne bağışlanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben haber anlatıldığında yazı işleri masasındaydım ve burada imar yolsuzluğu olduğu kanısına varamadım, onun yerine arazi sayesinde AKP’ye yakın bir işadamının ‘içerden bilgi alarak’ 14 trilyonunu üç günde 87.5 trilyona yükseltme ‘becerisi’ gösterdiğine kanaat getirdim, haberi de buna göre verdik. DHA’ya abone diğer gazetelerin haberi nasıl verdiğine çok dikkat etmedim açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber önümden geçip gittikten sonra benim için konu kapanmıştı aslında, taa ki önceki güne kadar. Hasan Celal Güzel’in yazısını okuyunca hemen DHA Genel Müdürü Uğur Cebeci’yi aradım, beni bu konuda bilgilendirmesini rica ettim. Ondan öğrendim ki Hürriyet de haberden şüphelenmiş ve bu sebeple tecrübeli gazeteci Tarık Devrim’i Antep’e, olayı soruşturması için göndermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa süre sonra DHA bana konuya ilişkin bir dosya gönderdi. Dosyada Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey’in basın toplantısının tam dökümü de vardı ve ben ilk kez önceki gün Güzelbey’in bu haberi yalanlamak için günlerce çırpındığını ama sesini duyuramadığını farkettim, bu benim ayıbım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan Güzelbey, basın toplantısında arazinin tam öyküsünü anlatıyordu. Onun anlatımına göre belediye tam o bölgede daha önce 40 dönüm kadar bir araziyi kamulaştırmış ve sonra da imar durumunu ‘ticari alan’ olarak tadil etmişti. Bu 40 dönümü pazarlamak, buraya yatırımcı çekmek için yurtdışı seyahatler bile yapılmış ve en sonunda halen İskenderun ve Hatay’da Türk ortaklarıyla iki adet alışveriş merkezi inşa etmekte olan Türk ve Alman sermayeli Lüksemburg merkezli PD Three Gayrımenkul Yatırım Şirketi araziyle ilgilenmişti. Ancak bu şirket de araziyi küçük bulmuş, ‘Bize en az 100 dönüm lazım’ demişti. Belediye bunun üzerine şirkete dönüp, ‘Biz yapamayız ama siz etraftaki arsaları satın alır sonra da bizi 100 dönüme tamamlayacak kadar arsayı bağışlarsanız olur’ cevabını vermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine Alman şirketin Türkiye’deki ortağı olan Nuri Üysen, gidiyor ve bölgede 119 bin metrekarelik bir arsa buluyor. Arsa 19 varise bölünmüş bir arsa. Üysen, bu 19 kişiyi tek tek dolaşıyor ve arsanın tamamını almayı başarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlayın, Üysen DHA’nın haberine göre 14 trilyona alıyordu arsayı. Oysa Belediye Başkanı, arsa hissedarlarının 6 ayrı grupta toplandığını ve her gruba 14’er trilyon, yani toplamda 84 trilyon lira ödendiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii bir özel şahsın bir araziyi kimden kaça satın aldığını bilmek de, biliyorsa ilan etmek de belediye başkanının işi değil ama bizim başkan bunu yapıyor. Tarık Devrim’in Gaziantep’te yaptığı araştırma, bir yanıyla belediye başkanı Güzelbey’i doğrular nitelikte, tapu kayıtlarına göre 19 hissedar arsalarını toplamda 84 trilyona satmış gözüküyorlar. Yani DHA’nın haberi yanlış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bir dakika... Dün bu 19 kişi çıkıp basın toplantısı yaptı, banka dekontlarını gösterdi ki, onlara arsa için yapılan ödeme 14.9 trilyon lira. Bu 19 kişinin tapuda 84 trilyon aldıklarına dair attıkları imzalar var. 19 kişi bu imzalar atılırken o belgede bu rakamların yazmadığını öne sürüyor. Bu haliyle bir dolandırıcılık iddiası bu, herhalde savcılıklar konuyla ilgilenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat esas önemlisi, bu 19 kişinin gerçekten 84 değil 14.9 trilyon lira almış olması. Parayı ödeyen Nuri Üysen, 19 hisseli bu tapuyu tek tapuya dönüştürüyor ve üç gün sonra kendisinin da ortak olduğu şirkete 87.5 trilyon liraya satıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz gazeteciler kamu tarafından yapılan yolsuzluk veya kayırmalara alışığız da özel kişilerin kendi şirketlerini dolandırmasına çok alışık değiliz. Burada durum sanki buymuş gibi gözüküyor: Yani Nuri Üysen, gerçekte 14.9 trilyon ödediği arsasını tapuda 84 trilyon gösteriyor, doğan vergi ve harç farkını da ödüyor, sonra da gerçekte 14.9 trilyon olan arsayı kendisinin de ortağı olduğu Alman şirketine 87.5 trilyona satıyor, yani yaklaşık 72.5 trilyon lira kazanç elde ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii bu kazancın bir bölümünü düşmek lazım, diyelim Üysen şirkette yüzde 50 ortaksa&lt;br /&gt;o zaman kazancı yarı yarıya azalıyor, yüzde 30 ortaksa yüzde 30 azalıyor vs.&lt;br /&gt;Bu çok ilginç dolandırıcılık öyküsünde belediyenin yeri nedir? Şu: Belediye esasen artık 100 dönümlük bir arsanın sahibi. Bu arsanın ticari imarı da var. Yani arsayı bu yatırımcılara değil ama belki başkasına satarak yine gelir elde edilebilinir ve bu gelirle de Antep’in raylı sistemi hâlâ yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Celal Güzel’i de gazetem adına düzeltmem gerek: Ortada kasıtlı olarak yapılmış bir yalan haber yok, anlatmaya çalıştığım gibi fevkalade karmaşık yapısı olan bir dolandırıcılık hadisesi var. Herhalde bundan sonrası Nuri Üysen’le Alman ortakları arasında ve hukuk zemininde halledilecek şeyler...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-6484442815896323534?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/6484442815896323534/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=6484442815896323534' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6484442815896323534'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6484442815896323534'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/dogan-grubundan-ikinci-ozur.html' title='doğan grubundan ikinci özür'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-611881208825984073</id><published>2009-03-24T07:00:00.001-07:00</published><updated>2009-03-24T07:00:39.374-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='NTV&apos;den sonra CNNTürk&apos;te skandal - CNNTÜRK Darbeyi övdü'/><title type='text'>NTV'den sonra CNNTürk'te skandal - CNNTÜRK Darbeyi övdü</title><content type='html'>&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/wSaSrZD3euw&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;border=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/wSaSrZD3euw&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-611881208825984073?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/611881208825984073/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=611881208825984073' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/611881208825984073'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/611881208825984073'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/ntvden-sonra-cnnturkte-skandal-cnnturk.html' title='NTV&apos;den sonra CNNTürk&apos;te skandal - CNNTÜRK Darbeyi övdü'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-8227658096795889444</id><published>2009-03-24T06:59:00.001-07:00</published><updated>2009-03-24T06:59:31.157-07:00</updated><title type='text'>Cnntürk ve NTvden darbe çağrısı yapıldı</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;CNN Türk Ekranlarında dün akşam 22:00'dan itibaren canlı olarak yayınlanan Ankara Kulisi programında Mustafa Balbay'ın "Darbe Günlükleri" masaya yatırıldı. Milliyet Ankara Temsilcisi Fikret Bila ve Radikal Ankara Temsilcisi Murat Yetkin'in sunuculuğunu yaptığı programa; Cumhuriyet'ten Cüneyt Arcayürek, Hürriyet'ten Mehmet Yılmaz, Zaman'dan Hüseyin Gülerce ve Star'dan Mustafa Karaalioğlu katıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oldukça gergin geçen konuşma sırasında Cüneyt Arcayürek'in "darbe" eksenli konuşmaları stüdyoda tansiyonu hayli yükseltti. Son derece sinirli olduğu gözlenen ve zaman zaman rengi kızaran Cüneyt Arcayürek, Mustafa Balbay'ı savunurken, sözkonusu günlükleri kitap yazmak için tuttuğunu savundu. Hatta bunların bir kısmını köşesinde yazdığını iddia etti. Arcayürek'in bu sözlerine ve fikirlerine genel anlamda sunucu Fikret Bila destek verince gerilim iyice yükseldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"DARBENİN BU KADAR ÖVÜLDÜĞÜ PROGRAM GÖRMEDİM"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arcayürek'in "kitap" savunması üzerine; Balbay'ın komutanları kışkırtmak için söylediği sözler ve TSK'nın komuta kademesinde yapılmasını istediği değişiklikler hatırlatılınca Arcayürek, darbe istemenin normal olduğu yönünde konuşmaya başladı. Bu sözlere Mehmet Yılmaz da destek verdi. Fikret Bila'nın da aynı yönde fikir beyan etmesi üzerine Mustafa Karaalioğlu "hayatımda darbenin bu kadar övüldüğü başka program görmedim" diyerek tepki gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEPKİ TELEFONLARI YAĞDI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karaalioğlu'nun sert tepkisi üzerine Fikret Bila araya girdi ve "reklamlara gidiyoruz" dedi. Darbeye övgü dolu sözlerin CNNTürk'ten yayınlanması üzerine vatandaşlar yoğun biçimde tepki telefonları açmaya başladı. Reklam dönüşünde Fikret Bila, programda darbenin övüldüğü yönünde vatandaşlardan yoğun telefonlar aldıklarını söyleyerek, savunmaya geçti ve programda sadece hukuksal konuşmalar yapıldığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak gerilim burada bitmedi Cüneyt Arcayürek, Şener Eruygur'la ilgili konuşmaya devam edince bir noktada Murat Yetkin araya girdi. Bunun üzerine Arcayürek, "senin bilip yazamadıklarını söylüyorum" dedi. Murat Yetkin hemen savunmaya geçti ve "Sayın Arcayürek ben bildiklerimi yazıyorum" dedi. (Hatırlanacağı üzere Murat Yetkin, 2003-2004 yıllarında planlanan darbelerle ilgili ayrıntıları bilmek ama yazmamakla eleştiriliyordu.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERUYGUR'UN DARBEYE HAKKI VAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cüneyt Arcayürek, Şener Eruygur'un TSK iç hizmet kanunun 35. maddesi çerçevesinde darbe yapmaya hakkı olduğunu bunu mahkemede söyleyebileceğini iddia etti. Arcayürek sözkonusu dönemde darbeyi engelleyen Org. Hilmi Özkök'e de sert biçimde yüklendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Stüdyoda darbe övücüler ve darbe karşıtları arasındaki çizgi iyice keskinleşince ve yoğun tepki telefonları gelince Fikret Bila programı ilginç biçimde yönetmeye başladı. Programın ilk bölümünde olmadığı kadar kısa aralarla reklam verilmeye başlandı. Neredeyse konuşmacılar konuşturulmadan program yapıldı. Her reklam dönüşünde de Fikret Bila reklam öncesi bölümle ilgili uzun özet yaparak konuşma sürelerini iyice kısalttı. Sık sık reklam arası verilmesine konuşmacılar da tepki gösterdi. Hatta bu durum sorulunca Murat Yetkin de "anlamadım" şeklinde omuzlarını silkti. Reklam kuşağında ise geniş biçimde CNNTürk'ün program tanıtımları verildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NTV'de geçen hafta darbe çığırtkanlığı içeren sözlere yer verilmiş ve NTV yoğun tepki almıştı. Savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu gibi RTÜK de harekete geçmiş, kamuoyundan yoğun tepki yükselmişti. Geri adım atan NTV özür dilemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CNNTürk vatandaşlardan yoğun tepkiler üzerine aynı durumda kalmamak için programı reklamlarla paramparça etti. Sunucu Fikret Bila ise programın konusu "darbe günlükleri" olmasına rağmen konuyu Doğan Grubu'na kesilen vergi cezasına çekti ve programı bu vergi cezasının haksız olduğunu içeren yorumlarla bitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TEPKİLERİNİZİ BİLDİRMEK İÇİN&lt;br /&gt;RTÜK İletişim Merkezi&lt;br /&gt;444 1 178&lt;br /&gt;Şikayetlerinizi internet yoluyla RTÜK'e bildirmek için tıklayınız&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-8227658096795889444?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/8227658096795889444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=8227658096795889444' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8227658096795889444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8227658096795889444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/cnnturk-ve-ntvden-darbe-cagrs-yapld.html' title='Cnntürk ve NTvden darbe çağrısı yapıldı'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2381357119398578700</id><published>2009-03-24T06:56:00.001-07:00</published><updated>2009-03-24T06:56:58.990-07:00</updated><title type='text'>Hürriyete yalanlama</title><content type='html'>Hürriyet'in haberine yalanlama&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi tarafından ortaya atılan iddialara Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek'ten yalanlama geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi’nin bugünkü manşetinde yer alan haberde, Haluk İpek'e ait olduğu iddia edilen arsanın, baldızı tarafından belediyeden açık artırma yoluyla satın alındığı ortaya çıktı. Ayrıca 1985 yılında alınan yasal bir kararla bahse konu arsanın orman vasfını kaybettiği ve dönemin belediye meclisi tarafından konut arazisine çevrildiği ise belgelerle kanıtlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi beyanına dayandırılarak hazırlanmış haber ile ilgili ise yeni belgeler ortaya çıktı. 29 Mart 2009 seçimlerinde, CHP Ankara Çamlıdere Belediye birinci sıra meclis üyesi olan Hüseyin Kayahan'ın beyanına dayandırılan haber ile ilgili, Kayahan'ın kendisine ve babasına ait kaçak yapıların mahkeme kararı ile belediye tarafından yıkıldığı ortaya çıktı. Çamlıdere'de bulunan ve Hüseyin Kayhan'a ait olan kaçak yapılarla ilgili birden fazla mahkeme kararlarının ortaya çıkması üzerine bir haber daha yalanlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi'nde yer alan haberde, Ankara’nın Ak Partili Çamlıdere Belediye Başkanı’nın, ormanlık alanda Haluk İpek’in baldızına villa inşa etmesi için çaba gösterdiği iddia ediliyordu. Ancak Hürriyet'in manşetine taşıdığı iddiaların tamamının asılsız olduğu ortaya çıktı. Üstelik iddialara kaynaklık eden Hüseyin Kayhan'a ait kaçak yapıların mahkeme kararıyla aynı belediye tarafından yıkıldığı öğrenildi. Haberin araştırmadan yoksun olduğunun kanıtı ise, 6 Haziran 2008 tarihinde konut alanına çevrildiği iddiasıydı. Oysa belgeler incelendiğinde söz konusu arazinin alınan yasal bir kararla, 1985 yılında orman arazisinden konut arazisine çevrildiği ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek ise yaptığı yazılı açıklamada, iddiaları kesin bir dille reddetti. İşte İpek'in açıklaması:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BASIN AÇIKLAMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23.2.2008 tarihli Hürriyet Gazetesinin baş sayfasında “Çamlıdere’de baldıza villa” başlığı ile verilen haberde şahsımla ilgili olarak ileri sürülen iddialar bütünüyle gerçek dışıdır. Haberde yer alan iddialar ile şahsım arasında zorlama yoluyla ve yoruma dayalı olarak bağ kurulmaya çalışılmıştır. Haberin yayınlanmasını müteakip, ileri sürülen iddialarla ilgili olarak herkese açık kayıt ve belgeler üzerinde yaptığımız tetkikler istikametinde cevaplarım şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsedilen parselin imarda ormanlık park alanıyken, bilahare yapılan değişiklikle, konut alanına çevrildiği iddiası yalandır. Zira söz konusu alan 1985 yılında konut alanına açılmıştır. Dolayısı ile arsanın mülkiyeti elde edilmeden 10’larca yıl önce alan imara açılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Zeynep Sevim Özaydın‘ın bir dilekçe ile belediyeye müracaat ettiği, villa yapmak istediği ,verilecek izin ve arsa ile konut alanı içerisinde bulunan bir arsasını takas etmeyi istediği iddiaları da tamamen yalandır. Belediye ile herhangi bir arsa takası söz konusu değildir.Söz konusu parsel Özaydın tarafından ihale yolu ile rekabet ortamında ve özel şahıstan satın alma yolu ile edinilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberde anılan belediye meclis üyelerinin önümüzdeki seçimde belediye meclis üyeliğine aday gösterildiği iddiası da diğer iddialar gibi gerçeği yansıtmamaktadır. Mevcut AK Partili Belediye Meclis Üyelerinden sadece biri yeniden aday gösterilmiştir. Dolayısıyla bu iddia da asılsızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberde anılan 962 Ada , 9 parselden oluşan bir alandır. Bu parsellerden biri hariç, tamamında inşaat bulunmaktadır. Bu inşaatların tamamı 2004’ten önce yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberde haberin kaynağı olarak gösterilen Hüseyin Kayahan CHP listesinden 1.sıra belediye meclis üyesi adayı olmuştur. Hüseyin Kayahan’ın ve babası Nazım Kayahan’ın kullanımında bulunan kaçak yapılar da Çamlıdere Belediyesi tarafından yıkılmıştır. Bu da haberin ve haberde yer alan iddiaların kişisel ve siyasi husumete dayalı olduğunu ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak yukarıda da arz ve izah ettiğim üzere haberin tümü gerçek dışıdır. Haberde şahsımla ilişkilendirilen gayrimenkul ile herhangi bir ilişiğim de bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorumlu ve objektif gazetecilik anlayışı ile bağdaşmayan, kişisel kin ve husumete dayalı “çamur at, tutmasa da izi kalır” anlayışını yansıtan bu türden haberlerin hukuki sorumluluğu mucip olduğu açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamuoyuna saygıyla duyurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Av. Haluk İPEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2381357119398578700?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2381357119398578700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2381357119398578700' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2381357119398578700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2381357119398578700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/hurriyete-yalanlama_24.html' title='Hürriyete yalanlama'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4065361029557636588</id><published>2009-03-19T10:14:00.001-07:00</published><updated>2009-03-19T10:14:53.891-07:00</updated><title type='text'>'KARTEL MEDYASI'NI HATIRLAMANIN TAM ZAMANI...</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;ALPER GÖRMÜŞ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortalık “AKP medyası”, “CHP medyası” suçlamalarından geçilmiyor... Türk basınını yakından izlemeyen, onu sadece bu suçlamalara bakarak takip eden bir kişi zanneder ki, bu basın, iktidar ve ana muhalefet partilerinin neredeyse dolaysız propaganda araçları haline gelen iki blok halinde örgütlenmiş durumdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu adlandırmalar, aşırı kutuplaşmış politik ortamlarda tarafların genellikle kullanmayı tercih ettiği küçümseyici, dışlayıcı, kahredici dile uygun düşebilir, fakat gerçeği yansıttığı söylenemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk basınının politik-ideolojik bir ayrışma içinde bulunduğu, kritik anlarda bu ayrışmanın kristalize olduğu, yani elle tutulur gözle görülür bir hale geldiği hepimizin malûmu. Böyle anlarda hep aynı gazetelerin hep aynı pozisyonu aldığı da gene apaçık bir gerçek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu da kabul ederim: Bu kanatlardan biri, iktidar partisine yönelik son aylardaki malûm tasarruflara ve hukuksuzluklara karşı çıktığı ölçüde, öbür kanatla kıyaslandığında “iktidara daha yakın” bir görüntü veriyor. Benim algılamama göre, “iktidara yakın görüntü” bir türevdir. Bu kanada asıl karakterini veren şey, Türkiye’nin gelip dayandığı “eski rejim: tamam mı, devam mı” sorusuna verdiği “tamam” cevabıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“AKP medyası” suçlamasının neden şimdi bu kadar yaygın bir biçimde tedavüle sokulduğunun anlamı üzerinde duralım biraz... Malûm, iki yıl, üç yıl, dört yıl önce de “iktidara yakın” olduğu bilinen gazeteler vardı, fakat bu suçlama yoktu. Tercih edilen, çoğunlukla “dinci basın”dı ve doğrusu “laik medya” oralarda neler olup bittiğiyle pek de fazla ilgilenmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman ki, “laik medya”nın pek umurunda olmadığı için eskiden “dinci basın”ın tekelinde olan “darbelere, sivil siyasete müdahaleye karşı” yeni fakat “laik” bir basın doğdu, işte büyük rahatsızlık o zaman başladı. Çünkü eskiden işler çok kolaydı, “çağdaş” bir gazete imajı için “laikliği ve cumhuriyeti savunmak” yetiyordu; ne zaman ki Sabah gibi, Star gibi “demokrasi” vurgusunun laiklik ve cumhuriyeti reddetme anlamına gelmeyebileceğini gösteren “çağdaş” gazeteler boy göstermeye başladı, işler zorlaştı. (Buradan, dolaylı olarak, “dinci” denen yayın organlarının laikliği ve cumhuriyet külliyen reddettiğini düşündüğüm gibi bir anlam çıkarılmasın.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu türden gazeteleri eski usul “dinci” diye damgalayıp laik okurların göz menzilinden çıkarmanın imkânı yoktu. Hoş, eski alışkanlıkla bir süre denendi bu, fakat tutmayınca “AKP basını”na dönüldü; bu tuttu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Eski günler: Biz bizeyiz, mutluyuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Defalarca yazdım: Türkiye’de herhangi bir “otoriter” oyunu sahneye koyabilmek için mutlaka, ama mutlaka “medya”ya ihtiyaç vardır. Geçmişte, medyanın destek verdiği bu türden “oyun”ların önemli bir kısmı başarıya ulaşmıştı. Medyanın böyle bir güce sahip olmasının temel nedeni, “otoriter oyun”lara kamuoyu desteği sağlamada zannedildiğinden çok daha büyük bir potansiyelinin olmasıydı. Bu potansiyel, işte bugün var olmayan eski yapıdan kaynaklanıyordu. Bu yapı iki temel ayak üzerinde yükseliyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Sürekli olarak laikliği ve cumhuriyeti vurgulayan; “demokrasi”den yarım ağız söz eden; kritik dönemlerde “demokrasinin laikliği törpüleyeceğini” ima eden bir “laik medya.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Sadece “laik medya”yı izleyen bir laik okurlar kitlesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Böyle bir medya ve okur kitlesi olmaksızın hiçbir “oyun”un başarıya ulaşamayacağını, bizzat oyun kurucular da biliyordu. Medya olmasaydı 28 Şubat’ın (1997) gerçekleşemeyeceğini sonradan bizzat tezgâhlayıcıları da gizlemediler (aralarından biri “medyanın gazına geldik” bile dedi, hatırlayın). Gene, “medya desteklemiyor” gerekçesinin, “Sarıkız” darbe girişiminden vazgeçilmesinin en önemli nedenlerinden biri olduğunu da unutmayalım. Düşünün, şimdi “desteklememek” bir yana, bu türden girişimlerle açıkça mücadele eden bir medya kanadı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Türk basını, 1990’ların ortalarından 2002-2003’e kadar böyle gitti. Bence, Sabah’ın Doğan Medya Grubu’nun “esiri” olmaktan kurtulup yeni bir çizgiyle yayın hayatına devam etme kararı aldığı tarih, “eski medya yapısı”nın yıkılmaya başladığının ilk işaretidir. Laiklerin, esas vurguyu demokrasiye yapan laik gazetelerle tanışması: Benim algılamama göre, bütün telaş buradan kaynaklanıyor. Gerisinin, yani “iktidara yeteri kadar muhalefet yapmıyorlar”, “şu haberi küçük gördüler, şunu da hiç vermediler” türünden gazetecilik kaygılarının esasen bu telaşı perdeleme işlevi gördüğü kanısındayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Problem yok değil, var da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğünüz gibi, “AKP medyası”nın ana çizgilerini ve temel pozisyonlarını hiç çekinmeden onaylıyorum, varlıklarını hayra yoruyorum. Fakat bu, onların eski kötü alışkanlıklarla gerçekleştirdikleri kimi ihlalleri görmememiz anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde bunlardan birini Sabah gazetesi okur temsilcisi Yavuz Baydar dile getirdi. Okuyalım: “İş adamı Remzi Gür, geçen hafta ortasında, Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ‘rüşvet vermeye teşebbüs etmek’ten bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ceza, sabıkası olmadığı için on aya indirildi ve ertelendi. Gür, cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde CHP milletvekili Mehmet Yıldırım’a TBMM oylamasına katılması karşılığında ‘rüşvet’ teklif etmekle suçlanmıştı. Remzi Gür, kamuoyunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yakınlığı ile tanınıyor. Haber, 28 mayıs çarşamba günkü belli başlı gazetelerde --çoğu ön sayfadan- verildi. Ama okurlar, haberi SABAH’ta bulamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; “Bazı okur tepkileri: ‘Bunun sizce haber ö nemi yok mu? Sansür mü var? Kollama mı?’ (Ali Tatar)... ‘Gazeteyi okudum önce, sonra haberi tesadüfen internette okudum. Kendime, ‘acaba neden Sabah alıyorum’ diye sordum sonra. Ben ülkemin en önemli haberlerini gazetemde görmeyeceksem neden alayım? Paramın karşılığını haber okuyarak almak isterim.’ (Mustafa Kılınç)... ‘Tarafsız yayın sözünüz var. Sabitlenen mahkeme kararı neden sizde neden yok, merak ediyorum.’ (Adnan Bakar).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ve benzerleri. Bu yargı kararının ‘haber değeri’ var mı? Elbette var. Söz konusu olan, uluslararası alanda da faal, tanınmış bir işadamı. Karar, ayrıca, siyasetle de ilintili. Sabah gibi habercilikle yoğrulmuş, ilkeli yayın uğraşı veren bir gazetede bu haber de yorumsuz yer almalıydı. Nokta.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun adı “haber gizleme”, hiç kuşku yok. Fakat bakın, Sabah’ın böyle bir halt yediğini “CHP medyası”nı izleyen okurlar da duydu. Yarın tersi olsa, onu da duyabileceğimiz çeşitlilikte bir medyamız var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, Türk basınının “kartel” günlerini hatırlıyor musunuz? Laiklerin sadece “laik medya”yı okuduğu, bir haber gizlenecekse bütün “laik medya”nın gizlediği, dolayısıyla laik kamuoyunun hiç duymadığı çok önemli haberlerin geçit resmi yaptığı günleri?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlıkta “Kartel medyasını hatırlamanın tam zamanı” dedim ama, gördüğünüz gibi lafı ancak yazının sonunda oraya getirebildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                                                            TARAF&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4065361029557636588?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4065361029557636588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4065361029557636588' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4065361029557636588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4065361029557636588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/kartel-medyasini-hatirlamanin-tam.html' title='&apos;KARTEL MEDYASI&apos;NI HATIRLAMANIN TAM ZAMANI...'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5770959126518116032</id><published>2009-03-19T10:13:00.001-07:00</published><updated>2009-03-19T10:13:54.057-07:00</updated><title type='text'>Vatan ve Habertürke yalanlama</title><content type='html'>Vatan ve Haberturk gazetelerinin Zahid Akman hakkında ortaya attığı Almanya'daki bir kooperatife ortaklık iddialarının doğru olmadığı açıklandı.&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman'ın Almanya'daki bir kooperatifin yöneticisi olduğu yönündeki Vatan ve Haberturk gazetelerindeki  iddialarla ilgili olarak avukatı Ali Yıldız, ''kısa bir süre üyesi olduğu ve daha sonra ayrıldığı, hiçbir toplantısına katılmadığı bir kooperatifle ilgili olarak sanki hukuki bir sorumluluğu varmış ve bir takım kişilerin mağduriyetlerine sebep olmuş gibi gerçeğe aykırı iddialarla müvekkilimi karalamak, vicdana, insafa, ahlaka sığmadığı gibi hukuka da aykırıdır'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TOPLANTISINA KATILMADI, İSTİFA ETTİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıldız, yaptığı yazılı açıklamada, 15 ve 16 Mart tarihlerinde Vatan ve HAberturk gazetelerindeki iddiaları hatırlattı. Müvekkili Akman'a bu hususta yapılmış bir tebligatın bulunmadığını belirten Yıldız, müvekkilinin haberlerde sözü edilen kooperatife, 2004 yılında üye seçildiğini bildirdi. Ancak Akman'ın kooperatifin hiçbir toplantısına katılmadığını ve bir yılın sonunda da istifa dilekçesini vererek kooperatiften ayrıldığını kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapılan açıklamada, ahlaka sığmayan iddiaların Akman’ı karalamak amacıyla ortaya atıldığı belirtildi. Konuyla ilgili Alman mankemesinin kararını da hatırlatan Yıldız, küçük bir araştırmayla bu bilgilerin yalan olduğunun anlaşılacağını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;RTÜK Başkanı Zahid Akman’ın avukatı Ali Yıldız adıyla yapılan yazılı açıklamanın tamamı şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BASIN AÇIKLAMASI&lt;br /&gt;Vatan Gazetesinin 16.03.2009 tarihli nüshasında, Haber Türk isimli gazetenin de 15.03.2009 tarihli nüshasında yayımlanmış olan haberlerde; müvekkilim Dr. A. Zahid AKMAN’ın, Almanya’da kurulmuş olan Offenbacher Und Frankurter Wohnunggsbaugenossenschaf E.G isimli kooperatifin yöneticisi olduğu ve kooperatif üyesi olan bir kişinin kooperatif ve yöneticileri aleyhine açmış olduğu davanın müvekkilime tebliğ edildiği iddia edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle müvekkilime bu hususta yapılmış bir tebligat olmadığını belirtmek isteriz. Haberde bahsi geçen ve Almanya’da kurulmuş olan Offenbacher Und Frankurter Wohnunggsbaugenossenschaf e.G. isimli kooperatife müvekkil; 2004 yılında üye olarak seçilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak müvekkilim; anılan kooperatifin hiçbir toplantısına katılmamış ve bir yılın sonunda da istifa dilekçesini vererek ayrılmıştır. Kooperatifin almış olduğu hiçbir kararında ve işleminde de tasarrufu bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bir süre üyesi olduğu ve daha sonra ayrıldığı, hiçbir toplantısına katılmadığı bir kooperatifle ilgili olarak sanki hukuki bir sorumluluğu varmış ve bir takım kişilerin mağduriyetine sebep olmuş gibi gerçeğe aykırı iddialarla müvekkilimi karalamak; vicdana, insafa, ahlaka sığmadığı gibi hukuka da aykırıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda daha önce çıkan haberler hakkında defalarca basın açıklaması yapılarak iddiaların gerçeğe aykırı olduğu birçok kez açıklanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kooperatifin başkanı olan Abdullah Özer’in yapmış olduğu 11.09.2008 tarihli basın açıklamasında da bu iddialar yalanlamış ve iddialara ilişkin gerekli ve gerçek bilgiler kamuoyuna sunulmuştur. Hatta bu basın açıklamasında; kooperatif başkanı telefon numaralarını vererek bu konudaki tüm belgelerin istenildiği takdirde kamuoyu ile paylaşılacağını da açıkça bildirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak ilk elden kooperatif yöneticilerinden bilgi ve belge alarak haberin içeriği teyit edilmediği için kamuoyu yalan yanlış bilgilerle hala yanıltılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Frankfurt Am Main Eyalet Mahkemesi 3/14 0 93/07 sayılı davada adı geçen kooperatifin yetkilileri aleyhine bir üye tarafından açılmış davanın reddine karar vermiştir. Müvekkilimin yasal olarak sorumluluğu bulunmadığından bu davalarda davalı dahi gösterilmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca müvekkilimin üye olarak bulunduğu döneme ait tüm kooperatif işlemlerinin genel kurul tarafından ibra edildiği kooperatif kayıtları incelendiğinde açıkça görülecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık ki bu haberler yapılırken çok küçük bir araştırma ile öğrenilebilecek tüm bu gerçekler görmezden gelinmiştir.&lt;br /&gt;Müvekkil hakkında kamuoyunda yanlış bir kanaat oluşmasını sağlayacak şekilde yapılan açıklamalara karşı hukuki ve cezai müeyyidelerin uygulanması için yasal yollara başvurucağız. Gerçekleri kamuoyuna bir kez daha saygıyla bildiririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aykut Zahid AKMAN&lt;br /&gt;Vekili Av. Ali YILDIZ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyahayat&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5770959126518116032?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5770959126518116032/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5770959126518116032' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5770959126518116032'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5770959126518116032'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/vatan-ve-haberturke-yalanlama.html' title='Vatan ve Habertürke yalanlama'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-486138842222936881</id><published>2009-03-19T10:10:00.000-07:00</published><updated>2009-03-19T10:12:36.987-07:00</updated><title type='text'>Darbe yayını yapan NTVye tepkiler büyüyor</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;NTV'de ekrana gelen Seçim Otobüsü programında darbe çağrısı yapılmasına tepkiler büyüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak Facebook'ta "NTV'ye darbe yapılsın!" adlı bir grup oluşturularak, darbe çağrısını alenen yayınlayan kanalın cezalandırılması istendi. Grup sayfasında konuyla ilgili şu metne yer verildi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Türkiye'de ve dünyanın demokrasi ile yönetilen ülkelerinde darbeyi övmek askeri darbe yapmaya teşvik etmek suçtur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu suç Türk ceza kanunun 319. maddesinde 1 yıldan 3 yıla, aleni olarak işlenmesi halinde 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NTV televizyonu 18 Mart tarihinde yayınladığı "Seçim Otobüsü" programında darbe çağrısı yapmıştır. Program banntan yayınlandığı halde ertesi gün "yayın kazası" diyerek özür dilenmiştir. Hukukta suçlar "özürlerle" değil savcı ve hakimlerle cezalandırlır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hukuk hepimize lazım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk ceza kanunu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Askerleri itaatsizliğe teşvik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MADDE 319. - (1) Askerleri veya askeri idareye bağlı olarak görev yapan diğer kişileri kanunlara karşı itaatsizliğe veya yeminlerini bozmaya veya askeri disiplini veya askerlik hizmetine ilişkin görevlerini ihlâle yönelten ve tahrik edenler ile kanunlara, yeminlere veya disiplin veya diğer görevlere aykırı hareketleri askerler önünde öven veya iyi gördüğünü söyleyen kimselere, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(2) Fiil, aleni olarak işlenmişse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(3) Fiil, savaş zamanında işlenmiş ise ceza bir katı oranında artırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- programın yapımcıları hakkında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-darbe çağrısı yapan şahıslar hakkında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet savcılarına suç duyurusunda bulununuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Radyo Televizyon Üst kurumunun NTV'ye verilebilecek en ağır cezanın vermesini bekliyoruz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ORDU GÖREVE ÇAĞRILMIŞTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Banttan yayınlanan programda, AK Parti'nin kapatılmasını, bunun gerçekleşmemesi halinde ordunun yönetime el konmasını isteyen görüşler yayınlanmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Programda bir kişinin, "Ben darbe taraftarıyım, birçok şeyin resetlenmesi lazım, darbeyle birçok kişiye gözdağı verilmesi lazım.” sözlerine yer verilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunlar olurken, yayının kesilmemesi ve herhangi bir müdahale olmaması, NTV adına büyük bir utanç olarak basın tarihinde yerini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook grubu sayfasına şu adresten ulaşılıyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.facebook.com/group.php?gid=57370732799&amp;ref=nf &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-486138842222936881?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/486138842222936881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=486138842222936881' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/486138842222936881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/486138842222936881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/darbe-yayn-yapan-ntvye-tepkiler-buyuyor.html' title='Darbe yayını yapan NTVye tepkiler büyüyor'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2754954282555403726</id><published>2009-03-18T11:08:00.000-07:00</published><updated>2009-03-18T11:09:05.877-07:00</updated><title type='text'>Cumhuriyet baltayı taşa vurdu !</title><content type='html'>Cumhuriyet baltayı taşa vurdu !&lt;br /&gt;Cumhuriyet'in haberini işte bu sözlerle yalanlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Gazetesi'nde 11 Ağustos'ta çıkan MİT içinde CIA emrinde ajan olarak çalıştığı şeklindeki haber üzerine ünlü sinema sanatçısı Kadir İnanır’ın avukatı Armağan Güner imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, iddianın tümüyle gerçek dışı olduğu kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sembol bir isimdir”&lt;br /&gt;Açıklamada şöyle denildi: "Müvekkil hayatını sanata ve sinemaya adamış, 40 yıldır sürdürdüğü sanat hayatında 184 filmde başrol oynamış ve Türk sinemasına ölmez eserler kazandırmıştır. Müvekkil Kadir İnanır, Türk sinemasına verdiği hizmetler nedeniyle 'sanatçı' kimliğinin sembol isimlerinden biridir ve özel yaşantısını da bu kimliğin saygınlığını koruyacak şekilde sınırlandırarak sürdürmektedir. Esasen vefekâr milletimizin gönlünde taht kurmasının ve seneler boyu burada kalmasının da yegane sebebi budur; sanatçı olmak sadece sanata hizmet etmek ve sanatçı gibi yaşamak.. Belirtilen nedenlerle müvekkilin sanat dışında ve sanatçı kimliği ile bağdaşmayan bir konu ile ilişkilendirilmeye çalışılması abesle iştigaldir. Özellikle; Gladio, CIA ajanları gibi sıfatların, müvekkil ile uzak yakın hiçbir ilişki yoktur, olamaz."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2754954282555403726?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2754954282555403726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2754954282555403726' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2754954282555403726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2754954282555403726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/cumhuriyet-baltay-tasa-vurdu.html' title='Cumhuriyet baltayı taşa vurdu !'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-1528262472924277563</id><published>2009-03-18T11:07:00.001-07:00</published><updated>2009-03-18T11:07:56.945-07:00</updated><title type='text'>GÜNEŞ GAZETESİ OLAYI NASIL ÇARPITTI?</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Bu kadar da olmaz dedirten yalan - İZLE&lt;br /&gt;Güneş Gazetesi haber çarpıtmada sınır tanımadı ve ders dinleme yüzünden meydana gelmiş bir dayak olayına Fethullah Gülen Hocaefendi'nin adını karıştırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizli'nin çal ilçesinde dersi anlamadığını söyleyen öğrenci, saygısızlık ettiği gerekçesiyle öğretmeni tarafından dövüldü. Olay bu kadar anlaşılır ve basit olmasına rağmen, Güneş Gazetesi, İletişim Fakültelerinde okutulacak bir çarpıtma yaptı ve haberi "Fethullah Gülen sorusuna yumruklu cevap" şekline çevirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş Gazetesi'nde dün yer alan bir haber, "Bu kadar da olmaz" dedirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberde Denizli'nin Çal İlçesi'nde görev yapan tarih öğretmeni Cemil Yıldız'ın öğrencilere Gülen'i öven sözler söylediği, öğrencilerden birinin alay etmesi üzerine de öğrenciyi koridorda yumrukladığı yazıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak dayak olayının mağduru öğrenci bile Güneş gazetesinin çarpıtma haberini yalanladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HOCAM ANLATIVERİN BUNU ANLAMADIM BEN. BEN KAÇ KERE ANLATACAĞIM KONUŞMA DEDİ ÜSTÜME YÜRÜDÜ. SINIFTAKİLER TUTTU. ONDAN SONRA BENİ İDAREYE GÖTÜRDÜ. KORİDORDA BURNUMA VURDU.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayın aslı gazetenin yazdığı gibi koridorda değil, sınıfta yaşanmıştı. Mevzu ise tamamen dersle alakalıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ÖĞRETMEN BENİ HARİTA ALMAYA YOLLADI. İŞTE O SIRADA ARKADAŞLAR KİTAPTA YAZAN ATATÜRK'ÜN "İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR İLERİ" SÖZÜNÜ DENİZLİ'NİN ÇAL İLÇESİNDE SÖYLEMİŞTİR DİYE. BU SÖZÜ ÇAL'DA MI SÖYLEDİ DİYE SORMUŞLAR. BEN HARİTAYI GETİRDİM YANLIŞ HARİTAYI GETİRMİŞİM. BAŞKA ARKADAŞI YOLLADI. BEN SORDUM BANA AÇIKLAMA YAPMADI.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneş gazetesindeki haberin aksine, öğretmen öğrencinin kaçırdığı konuyu tekrar sorması üzerine kızmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HOCAM DEDİM ANLATIN, KAFAMA TAKILDI BANA BİR BAHSEDİN DEDİM. SONRA KALKTI ELİNDEKİ KİTABI ATTI BANA YUMRUK SALLADI İŞTE.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müdür yardımcısına giden öğretmen ve öğrenci koridorda müdür yardımcısıyla karşılaştıklarında ise öğrenci olayı anlatırken öğretmen iyice kontrolden çıkıp bir yumruk daha vurdu.&lt;br /&gt;MÜDÜR YARDIMCISININ ODASINA GÖTÜRÜRKEN MÜDÜR YARDIMCISI KARŞIMIZA GELDİ. İŞTE ONA BU ÇOCUK DERSİN HUZURUNU BOZUYOR DEDİ. BEN DE MÜDÜR YARDIMCISINA ANLATIRKEN SINIFTAKİ OLAYI ANLATIRKEN BURNUMA VURDU.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmense öğrenciye, saygısızlık yaptığı ve kendisiyle alay ettiği gerekçesiyle vurduğunu söyleyerek kendini savundu. Öğrenci ile öğretmen arasında tamamen dersle ilgili bir olaya bile Fethullah Gülen Hocaefendi'nin adını karıştıran Güneş gazetesi ise bir kere daha okuyucularına pes dedirtti. Öğretmen Cemil Yıldız'la ilgili de soruşturma başlatıldı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-1528262472924277563?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/1528262472924277563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=1528262472924277563' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1528262472924277563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1528262472924277563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/gunes-gazetesi-olayi-nasil-carpitti.html' title='GÜNEŞ GAZETESİ OLAYI NASIL ÇARPITTI?'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-1819482457981754836</id><published>2009-03-18T11:06:00.003-07:00</published><updated>2009-03-18T11:06:56.018-07:00</updated><title type='text'>2009 un ilk yalan haberi</title><content type='html'>&lt;b&gt;Çuvalladılar!&lt;/b&gt; 2009'un ilk yalan haberi&lt;br /&gt;Çuvalladılar! 2009'un ilk yalan haberi&lt;br /&gt;Bazı medya gurupları Bahçelievler'de yılbaşı gecesi vurulan gençlerin içki nedeniyle saldırıya uğradığını iddia etmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahalleli ise bu iddiaları yalanlayarak haberlere büyük tepki gösteriyor. 9 yıldır olayın olduğu sokakta oturduğunu söyleyen Ergin Kırca, "Bizim muhitimizde herkes birbirine karşı çok saygılıdır. Kimse ne içki içtiği için ne de mini etek giydiği için hiç kimseye tepki göstermez. Olayın bu şekilde medyada yer alması çok çirkin." diye konuşuyor. Yaralıları hastaneye götüren Kadir Ülker, "Misafirleri geçirirken kapının önünde kanlar içinde yatan genci gördük. Apartman yöneticisinin arabasına koyarak hastaneye götürmeye yardımcı oldum. Ama biz yetiştiğimizde zaten çocuk ölmüştü." diye konuşuyor. Saldırganın gençleri içki nedeniyle değil, gürültü yaptıkları gerekçesiyle kovalamış olacağını ifade eden Ülker, adli bir vakanın bu şekilde çarpıtılmasına karşı çıkıyor. 14 yıldır yaşadığı sitede en ufak bir tahammülsüzlüğe rastlamadığını vurgulayan Ülker sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bizim kapının altında mini bir market var. Orada sürekli gençler oturup bira ve içki içer. Ama ben şimdiye kadar hiç kimsenin bu insanlara bir şey söylediğine şahit olmadım. Bu yüzden olayı canlı yayında mahalle baskısı olarak gösteren televizyon kanalına sokaktaki herkes çok kızarak tepki gösterdi. Bizi kimsenin böyle göstermeye hakkı yok."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre Haznedar İstanbul Evleri Sarmaşık Sokak'taki parktaki gençlere saldıran 25 yaşındaki Bekir Yavuz, 2002 yılında Rize'de bir cinayete karışmış. Çevresinde 'Vanlı Mehmet' diye tanınan Bekir Yavuz'un agresif ve sorunlu bir genç olduğunu söyleyen mahalle esnafı ise büyük korku yaşıyor. 19 yaşındayken cinayete karışan Yavuz'un ailesinin olay yerine yakın oturduğu bildiriliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-1819482457981754836?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/1819482457981754836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=1819482457981754836' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1819482457981754836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1819482457981754836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/2009-un-ilk-yalan-haberi.html' title='2009 un ilk yalan haberi'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4152916808548172096</id><published>2009-03-18T11:06:00.001-07:00</published><updated>2009-03-18T11:06:25.021-07:00</updated><title type='text'>hürriyete yalanlama</title><content type='html'>Hürriyet'in haberine yalanlama&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi tarafından ortaya atılan iddialara Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek'ten yalanlama geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi’nin bugünkü manşetinde yer alan haberde, Haluk İpek'e ait olduğu iddia edilen arsanın, baldızı tarafından belediyeden açık artırma yoluyla satın alındığı ortaya çıktı. Ayrıca 1985 yılında alınan yasal bir kararla bahse konu arsanın orman vasfını kaybettiği ve dönemin belediye meclisi tarafından konut arazisine çevrildiği ise belgelerle kanıtlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişi beyanına dayandırılarak hazırlanmış haber ile ilgili ise yeni belgeler ortaya çıktı. 29 Mart 2009 seçimlerinde, CHP Ankara Çamlıdere Belediye birinci sıra meclis üyesi olan Hüseyin Kayahan'ın beyanına dayandırılan haber ile ilgili, Kayahan'ın kendisine ve babasına ait kaçak yapıların mahkeme kararı ile belediye tarafından yıkıldığı ortaya çıktı. Çamlıdere'de bulunan ve Hüseyin Kayhan'a ait olan kaçak yapılarla ilgili birden fazla mahkeme kararlarının ortaya çıkması üzerine bir haber daha yalanlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi'nde yer alan haberde, Ankara’nın Ak Partili Çamlıdere Belediye Başkanı’nın, ormanlık alanda Haluk İpek’in baldızına villa inşa etmesi için çaba gösterdiği iddia ediliyordu. Ancak Hürriyet'in manşetine taşıdığı iddiaların tamamının asılsız olduğu ortaya çıktı. Üstelik iddialara kaynaklık eden Hüseyin Kayhan'a ait kaçak yapıların mahkeme kararıyla aynı belediye tarafından yıkıldığı öğrenildi. Haberin araştırmadan yoksun olduğunun kanıtı ise, 6 Haziran 2008 tarihinde konut alanına çevrildiği iddiasıydı. Oysa belgeler incelendiğinde söz konusu arazinin alınan yasal bir kararla, 1985 yılında orman arazisinden konut arazisine çevrildiği ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Haluk İpek ise yaptığı yazılı açıklamada, iddiaları kesin bir dille reddetti. İşte İpek'in açıklaması:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BASIN AÇIKLAMASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23.2.2008 tarihli Hürriyet Gazetesinin baş sayfasında “Çamlıdere’de baldıza villa” başlığı ile verilen haberde şahsımla ilgili olarak ileri sürülen iddialar bütünüyle gerçek dışıdır. Haberde yer alan iddialar ile şahsım arasında zorlama yoluyla ve yoruma dayalı olarak bağ kurulmaya çalışılmıştır. Haberin yayınlanmasını müteakip, ileri sürülen iddialarla ilgili olarak herkese açık kayıt ve belgeler üzerinde yaptığımız tetkikler istikametinde cevaplarım şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsedilen parselin imarda ormanlık park alanıyken, bilahare yapılan değişiklikle, konut alanına çevrildiği iddiası yalandır. Zira söz konusu alan 1985 yılında konut alanına açılmıştır. Dolayısı ile arsanın mülkiyeti elde edilmeden 10’larca yıl önce alan imara açılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Zeynep Sevim Özaydın‘ın bir dilekçe ile belediyeye müracaat ettiği, villa yapmak istediği ,verilecek izin ve arsa ile konut alanı içerisinde bulunan bir arsasını takas etmeyi istediği iddiaları da tamamen yalandır. Belediye ile herhangi bir arsa takası söz konusu değildir.Söz konusu parsel Özaydın tarafından ihale yolu ile rekabet ortamında ve özel şahıstan satın alma yolu ile edinilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberde anılan belediye meclis üyelerinin önümüzdeki seçimde belediye meclis üyeliğine aday gösterildiği iddiası da diğer iddialar gibi gerçeği yansıtmamaktadır. Mevcut AK Partili Belediye Meclis Üyelerinden sadece biri yeniden aday gösterilmiştir. Dolayısıyla bu iddia da asılsızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberde anılan 962 Ada , 9 parselden oluşan bir alandır. Bu parsellerden biri hariç, tamamında inşaat bulunmaktadır. Bu inşaatların tamamı 2004’ten önce yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberde haberin kaynağı olarak gösterilen Hüseyin Kayahan CHP listesinden 1.sıra belediye meclis üyesi adayı olmuştur. Hüseyin Kayahan’ın ve babası Nazım Kayahan’ın kullanımında bulunan kaçak yapılar da Çamlıdere Belediyesi tarafından yıkılmıştır. Bu da haberin ve haberde yer alan iddiaların kişisel ve siyasi husumete dayalı olduğunu ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak yukarıda da arz ve izah ettiğim üzere haberin tümü gerçek dışıdır. Haberde şahsımla ilişkilendirilen gayrimenkul ile herhangi bir ilişiğim de bulunmamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorumlu ve objektif gazetecilik anlayışı ile bağdaşmayan, kişisel kin ve husumete dayalı “çamur at, tutmasa da izi kalır” anlayışını yansıtan bu türden haberlerin hukuki sorumluluğu mucip olduğu açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kamuoyuna saygıyla duyurulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Av. Haluk İPEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Milletvekili&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4152916808548172096?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4152916808548172096/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4152916808548172096' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4152916808548172096'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4152916808548172096'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/hurriyete-yalanlama.html' title='hürriyete yalanlama'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-709186583111672721</id><published>2009-03-18T11:02:00.000-07:00</published><updated>2009-03-18T11:03:04.113-07:00</updated><title type='text'>Sabah'ta Gazetecilik Etiği Tartışması</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Sabah'ta Gazetecilik Etiği Tartışması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yazıyı gazetenin Ergenekon Terör Örgütü'nü görmezden gelen yazarı Hıncal Uluç yazmıştı. Uluç'a göre Darbeci Paşaların konuşmaları asla yayınlanmamalıydı. Buna cevap 'Kamu yararı varsa yayınlanmalı' diyen Okur Temsilcisi Yavuz Baydar'dan geldi. En ilginç yazıyı ise dün Sabah Genel Yayın Yönetmeni Erdal Şafak yazdı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Son ayrıntıları almak için temas kurduğumuz devletin ilgili birimlerinin temsilcileri ve yine konuya taraf olan ilgili odaların üst düzey yöneticileri gazetemize akın ettiler ve şöyle dediler: "Basın özgür ve bağımsızdır. Yayınlayıp yayınlamamaya sadece siz karar vereceksiniz. Ancak yayınlarsanız Türkiye'nin milli menfaatlerinin ağır zarar göreceğini ve patlak verecek sorunun yıllarca başımızı ağrıtacağını bilmenizi rica ederiz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazıya bugün Emre Aköz cevap verdi: Yüzlerce, binlerce örnekten sonra, "O haberi vatan, millet, devlet adına yayınlamadım" demenin ne âlemi var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çıkarı, imajı ya da itibarı zedelenecek olanları korudum" derseniz, hiç olmazsa açık sözlülük ödülü alırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de en iyisi susmaktır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdal Şafak'ın yazısına bir başka gazeteden Taraf'tan Ahmet Altan'dan da sert bir cevap geldi. O yazıyı da size sunuyoruz. İşte yazarlar ve yaklaşımları:&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Erdal Şafak'ın dünkü yazısı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZILANLAR - YAZILMAYANLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SABAH'tan mektup.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Hıncal Uluç dünkü yazısında son yıllarda mesleğimizin önemli bir derdi haline gelen "Sızdırma haberler" ya da "Servis edilen haberler" sorununa değindi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tür haberciliği "Devlete ait bir sırrın, devletin bir kurumu ya da kişisi tarafından yakını bir gazeteci aracılığıyla bir gazeteye ya da gazetelere sızdırılması" diye tanımlayan Uluç, önemli bir soru ortaya attı: "Gazeteler sızdırılan bu haberi yayınlamalı mı?" Bir başka deyişle, "Gazeteler sızdırdığı haberle menfaat bekleyenlerin aleti olmalı mı?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim bu soruya yanıtımız net: "Hayır!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, yine sevgili Hıncal Ağabey'in de belirttiği gibi, SABAH da geçmişte bu sızdırma haberlerin cazibesine kapılarak zaman zaman tuzağa düştü ama tüm okurlarımız bize inansınlar, bundan böyle çok daha dikkatli olacağız. Hatta, Uluç'un ifadesiyle, "Gerekirse o tür haberleri bilerek, göz göre göre atlayacağız."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şantaj gazeteciliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık ki, basına musallat olan dertler sadece "Servis edilen haberler"le sınırlı değil. Örneğin bir de haberlerin şantaj aracı olarak kullanılması sorunu var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yıllar önce bir meslek büyüğümüz "Bazı gazeteciler yazdıklarıyla değil, yazmadığı haberlerle zengin olur" demişti. Örnek de vermişti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Diyelim ki bir gazete yöneticisi gözüne bir av kestirdi. Avdan kastım ünlü ya da zengin biri. İşadamı, siyasi veya sanatçı. O yönetici bir muhabirini sadece o avını izlemekle görevlendirir. Gece gündüz. Sonunda bir kaçamağını ya da açığını yakalar. Görüntületir. Dosya haline getirir. Sonra avından randevu ister. Buluştuklarında dosyayı uzatır, 'Bakın bir arkadaşımız sizi şöyle yakalamış. Ama müdahale ettim, gazeteye koydurtmadım...' Av minnet borcuyla teşekkür üstüne teşekkür ederken bizimki ekler: 'Sizi dertten kurtardım ama benim başımda öyle bir dert var ki... Hanım ille yeni bir ev (veya araba) diye tutturdu. Sağdan soldan bir miktar para tedarik ettik ama hâlâ epey açık var. Acaba bana şu kadar borç verebilir misiniz?' Avın 'hayır' deme şansı olabilir mi? Ve de verdiği parayı geri istemesi mümkün mü?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meslek hayatımız boyunca bu şantaj gazeteciliğinin o kadar çok örneğini duyduk ve gördük ki... Kimileri haberi yayınlayarak, hatta kampanya açarak para veya ilan sızdırdılar. Kimileri de sumen altı ederek haraç veya rüşvet aldılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber mi, devlet mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete yöneticileri bazen de bir haberi milli menfaatler adına yayınlayıp yayınlamama ikilemine düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum geçtiğimiz hafta bizim de başımıza geldi. Türkiye'yi ayağa kaldıracak, günlerce, hatta haftalarca konuşulacak, dahası dünyada da çok geniş yankılar yapacak bir haberin bilgilerine ulaştık. Hayır siyasetle, siyasilerle uzaktan yakından ilgisi yok. Ekonomik bir konuydu. Daha doğrusu, Türkiye'nin önemli bir ülkeyle ekonomik ve diplomatik ilişkileriyle ilgiliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son ayrıntıları almak için temas kurduğumuz devletin ilgili birimlerinin temsilcileri ve yine konuya taraf olan ilgili odaların üst düzey yöneticileri gazetemize akın ettiler ve şöyle dediler: "Basın özgür ve bağımsızdır. Yayınlayıp yayınlamamaya sadece siz karar vereceksiniz. Ancak yayınlarsanız Türkiye'nin milli menfaatlerinin ağır zarar göreceğini ve patlak verecek sorunun yıllarca başımızı ağrıtacağını bilmenizi rica ederiz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin yayınlanması durumunda ortaya çıkacak tabloyu da ayrıntılarıyla anlattılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanın, bir dakika bile bocalamadık. Batı'nın saygın gazeteleri, örneğin New York Times, Washington Post, The Times, Le Monde gibi, biz de ulusal çıkarlar adına haberi yok saydık. Sadece yırtıp atmakla kalmadık, belleğimizden de sildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem sonra, görüp izlediğiniz gibi hiçbir zaman manşet sıkıntısı da çekmiyoruz. Hepsi de birbirinden donanımlı, bilgili, çalışkan, tuttuğunu koparan arkadaşlarımızın sayesinde. Tümüne en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Tek tek hepsiyle gurur duyuyoruz. İyi ki varlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı ve mutlu bir hafta dileğiyle...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Emre Aköz'ün yazısı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"VATAN MİLLET, DEVLET ADINA..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberciliğin tartışıldığı ciddi ortamlarda sıkça verilen bir örnektir: 1961'deki Domuzlar Körfezi Çıkarması'nın tam bir başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Başkan Kennedy, "Basın çıkartma planıyla ilgili elinde bulunan bilgileri kamuoyuyla paylaşsaydı Küba'daki felaket başımıza gelmezdi" demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;' Vatanın, milletin, devletin menfaati gereği bu haberi yayınlamayın' diyen bir siyasetçiyi, işadamını ya da bir bürokratı niye dinleyeceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölçüt ne? Belki de, bizzat Kennedy'nin dile getirdiği gibi, yönetimin çıkarına aykırı olan, "vatanın, milletin, devletin" çıkarına uygundur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka örneği burada anlatmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Gazeteciler Merkezi'nin son toplantısı Aralık 2008'de İstanbul'da yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartışma esnasında, Suudi bir gazeteci, bazı haberleri yazamadıklarını ya da gerçeği ancak satır aralarında ifade edebildiklerini anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gruptaki ABD'li gazeteci onu yüzündeki ' yazık size' ifadesiyle dinledi ve ülkesindeki geniş basın özgürlüğünden çok memnun olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dayanamayıp sordum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Madem basın özgürlüğünüz tam, Bush hükümetinin -işgale gerekçe oluşturmak için Irak'ta kitle imha silahları olduğu- yalanını nasıl kabul ettiniz? Gerçeği niye ortaya çıkaramadınız? Üstelik Bush'un yalan söylediği apaçık ortadayken..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'li meslektaş önce duraladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra ' Evet Bush ve şürekâsı bizi aldattı ama biz de işimizi iyi yapamadık' diye açık yüreklilikle itiraf etti. Bir daha da Suudi arkadaşa yazıklanarak bakmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal edin: ABD'li bir gazetecisiniz. Irak'ın elinde kitle imha silahlarının olmadığını kesin olarak ortaya koyan bir belge yakaladınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir belge ki bu, yayınlandığı anda Bush yönetimi işgalden vazgeçmek zorunda kalacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haberi yayınlar mısınız, yayınlamaz mısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olaya 2009'dan baktığınızda kesinlikle yayınlarsınız; değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü işgal onca cana ve paraya mal oldu. Ortadoğu'yu daha da karıştırmaktan başka pek işe yaramadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta ABD'nin ekonomik krize girmesinde bile bu pahalı işgal operasyonun önemli payı olduğu söylenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl soru ise şu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O belgeyi mesela Ocak 2003'te (yani işgalden az önce) yayınlar mıydınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belgeyi ele geçirdiğinizi duyan kimi siyasetçiler ('neocon'lar) işadamları (petrolcüler) ya da bürokratlar (Bush'un kadrosu) mutlaka kapınızı çalacak ve "Sakın yayınlamayın, bu bir vatan, millet, devlet meselesidir" diyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşgalin üstünden 6 yıl geçtikten sonra gayet iyi biliyoruz ki 'vatanın, milletin, devletin çıkarı' diye bir şey yok. Yani bu çıkarı kimse doğru biçimde tanımlayamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hitler'in Fransa'ya, ABD'nin Vietnam'a, Sovyetler'in Afganistan'a saldırıları hep aynı gerekçeye dayanmadı mı? "Vatanın, milletin, devletin çıkarı bunu gerektiriyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun uydurma bir gerekçe olduğunu defalarca gördük işte: Savaş isteyenlerin, savaştan avanta sağlayacak olacakların, savaş sayesinde terfi edeceklerin gerekçesi bu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzlerce, binlerce örnekten sonra, "O haberi vatan, millet, devlet adına yayınlamadım" demenin ne âlemi var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çıkarı, imajı ya da itibarı zedelenecek olanları korudum" derseniz, hiç olmazsa açık sözlülük ödülü alırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de en iyisi susmaktır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu tartışmaları başlatan Sabah okur Temsilcisi Yavuz Baydar'ın geçen haftaki yazısı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine 'ortam dinleme' üzerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gizlice yapılmış telefon veya ortam dinleme üzerine tartışmalar devam ediyor. Tartışmada bir kesim meslektaş, gazeteciliğin temel işlevlerini ya bilmediği için veya çıkarları öyle gerektirdiği için, saf bir " legalizm" in cazibesine kapılmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara göre bu tür dinlemeleri yayınlamak suçtur . Haberleri verilemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acaba?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceki günlerde katıldığım, "Balkanlarda Basın Özdenetimi" seminerinde Guardian gazetesi eski ombudsmanı Ian Mayes ile karşılaştım. Karadayı, Tolon, Gedik, Eruygur bantlarının yayınlanışı ile ilgili tartışmayı anlattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O da bana iki soru sordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeten kayıtlarda adı geçenlerle herhangi bir şekilde mahkemelik mi? Okurlar yapılan yayınlardan rahatsız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkine 'hayır' dedim. İkincisine "rahatsız olanlar az, ama doğru mu yapılıyor diye merak eden çok" yanıtını verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mayes'in yanıtı şu mealde oldu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçerikte suça yönelme, komplo, kumpas, yer altı faaliyeti vb varsa, 'kamu yararı' oluşmuştur. Yalnız, dikkatle ele alınıp, cevap hakkına saygıyı unutmadan yayınlanmalıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, tartışmayı sadece "hukuk" çerçevesine sıkıştıranlara birkaç soru:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    * Borsada görevli üç kişi, aralarında medya patronunuzun da bulunduğu bazı şirket sahiplerinin hisseleriyle ilgili olarak telefonda manipülasyon sohbeti yapıyorlar. Hisse değerleriyle oynanmış. Elinize böyle bir bant gelse yayınlar mısınız, yayınlamaz mısınız?&lt;br /&gt;    * Birkaç kişi, gazetenizin genel yayın yönetmeninin yaralandığı bir saldırıyla ilgili önemli ve yeni bilgileri bir kafe ortamında tartışmışlar. Bandı yayınlar mısınız, bir köşeye mi atarsınız?&lt;br /&gt;    * Gizlice çekilmiş bir video ulaştı. İçinde adı sanı belli mafya mensupları, sınır ötesine kaçak göçmen götürmek üzere plan ve pazarlık yapmışlar. Fikriniz?&lt;br /&gt;    * Görevli komutan, bir yargıca telefon edip "filancayı mahkûm edin, yoksa.." diyor. Yargıç da "tamam" diyor. Bu bandı ne yapacaksınız?&lt;br /&gt;    *  Süren bir davada, yasadışı bir örgüt lideriyle bir yasal parti lideri arasında silah temini konulu telefon kayıtları elinize geçti. Ne yaparsınız?&lt;br /&gt;    * Bir takımın iki yöneticisi üç hafta önceki başarılı şike "işini" konuşuyor. Basar mısınız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Polisi ararım", "yayınlamam", "işim bu değil" derseniz, gazetecilik dışında başka işler aramaya hemen başlayabilirsiniz. Hukuk önemlidir ama herşey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AHMET ALTAN'IN YAZISI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete ve devlet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah Gazetesinin Genel Yayın Müdürü Erdal Şafak çok tartışılması gerektiğine inandığım bir yazı yazdı dün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı, gazetecilik açısından "ilkesel" bir konuya değiniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzninizle önce uzun bir alıntı yapacağım Şafak'tan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gazete yöneticileri bazen de bir haberi milli menfaatler adına yayınlayıp yayınlamama ikilemine düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durum geçtiğimiz hafta bizim de başımıza geldi. Türkiye'yi ayağa kaldıracak, günlerce, hatta haftalarca konuşulacak, dahası dünyada da çok geniş yankılar yapacak bir haberin bilgilerine ulaştık. Hayır, siyasetle, siyasilerle uzaktan yakından ilgisi yok. Ekonomik bir konuydu. Daha doğrusu,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin önemli bir ülkeyle ekonomik ve diplomatik ilişkileriyle ilgiliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son ayrıntıları almak için temas kurduğumuz devletin ilgili birimlerinin temsilcileri ve yine konuya taraf olan ilgili odaların üst düzey yöneticileri gazetemize akın ettiler ve şöyle dediler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Basın özgür ve bağımsızdır. Yayınlayıp yayınlamamaya sadece siz karar vereceksiniz. Ancak yayınlarsanız Türkiye'nin milli menfaatlerinin ağır zarar göreceğini ve patlak gerecek sorunun yıllarca başımızı ağrıtacağını bilmenizi rica ederiz.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin yayınlanması durumunda ortaya çıkacak tabloyu da ayrıntılarıyla anlattılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanın, bir dakika bile bocalamadık. Batı'nın saygın gazeteleri, örneğin New York Times, Washington Post, The Times, Le Monde gibi, biz de ulusal çıkarlar adına haberi yok saydık. Sadece yırtıp atmakla kalmadık, belleğimizden de sildik."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdal Şafak, dış basını Türkiye'de en iyi takip eden gazetecilerden biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yabancı gazetelerin yayın politikalarını benden daha iyi bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama doğrusu ben adını saydığı gazetelerin, Şafak'ın söylediği gibi davranacağına pek emin değilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerika'yı çok zor durumda bırakan "İrangate" skandalını Amerikan gazeteleri ortaya çıkardı, Amerika'nın "düşmanı olduğu" İran'a silah satıp oradan gelen parayı Nikaragualı isyancılara verdiğini Amerikan halkı kendi gazetelerinden öğrendi.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayda da Amerikan devleti çok zor durumda kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaptıkları "hatayı" kendi halklarından da dünyadan da saklayamadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama diyelim ki Şafak haklı, dünyanın büyük&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer öyle yapıyorlarsa ciddi bir gazetecilik Hatası içindeler ve kesinlikle onları örnek almamak gerek,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Şafak'ın anlattığı olaya bir bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim devlet "bir iş" yapmış ve bu duyulursa devlet zor durumda kalacakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gazete de bu "olayı" yakalamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve "milli menfaatler" gereği haberi basmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durumu iyi anlayabilmek için sanırım bir iki basit soru sormak gerek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet görevlilerinin bu olayda amacı ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karışık işlere bulaştıklarını saklamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetecinin görevi ne peki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer gazetecinin görevinin de "devlet görevlileri" gibi gerçeği saklamak olduğunu kabul ederseniz, devlet görevlisiyle gazeteci arasında fark kalır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteci, devlet görevlisi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteci de devlet görevlisi gibi düşünüp, devlet görevlisi gibi davranmaya başlarsa, gazeteciliği kim yapacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca, bu "milli menfaatler" muğlâk bir alandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim devlet görevlilerinin işlediği "faili meçhul" cinayetler de, Susurluk da, Ergenekon da, 12 Eylül darbesinin arkasında Pentagon'un olduğu da, bir vakitler Amerikalılarla yapılan "ikili" gizli anlaşmalar da "milli menfaatlerin" o belirsiz alanına rahatlıkla dâhil edilir devlet görevlileri tarafından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet görevlilerinin bakış açısını benimserseniz, kendinize gazetecilik düsturu olarak "milli menfaatleri" seçerseniz gazeteciliğin ölçülerinden uzaklaşırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu kavrayabilmek için gazetecinin görevini iyi tarif etmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetecinin temel görevlerinden biri, toplumu ilgilendiren ve toplumdan gizlenen gerçekleri ortaya çıkarmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölçü, bulduğunuz haberin doğru olması ve belgelenmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber doğruysa, doğruluğunu kanıtlayan belgeler de elinizdeyse haberi yayımlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir haberi yayımlamadan önce, "bu haber kimin işine yarayacak, bu haberden sonra devlet görevlileri ne yapacak, devletin durumu ne olacak" diye sormaya başladığınızda gazetecilikten uzaklaşır, devlet memurluğuna yanaşırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şafak, "milli menfaatler" için bir haberin saklanabileceğine inanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım Türkiye'deki birçok gazete yöneticisi tarafından da paylaşılır bu görüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim gazetecilik anlayışımız da aynı şekilde nettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru olan hiçbir haberi bu ülkenin insanlarından şaklamayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber için tek bir ölçümüz vardır, "doğru" olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber nereden gelmiş, kimin işine yarıyor, kime zarar verecek, bunlar bizim gazetecilik anlayışımıza uygun sorular değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin belirlediği belli olmayan "milli menfaatler" de bizim ilgimizi çekmez çünkü gerçeklerin açıklanmasının her zaman "halkın menfaatine" olduğuna inanırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şafak, "bir dakika bile düşünmeden" haberi yırtmakla övünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz, bir dakika bile düşünmeden o haberi basacağımızı bilmekle övünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetecilikte "dürüstlükten ve doğruluktan" başka hiçbir kaygıya yer olmadığına inanıyoruz çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derleyen: Zaman&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-709186583111672721?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/709186583111672721/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=709186583111672721' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/709186583111672721'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/709186583111672721'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/sabahta-gazetecilik-etigi-tartsmas.html' title='Sabah&apos;ta Gazetecilik Etiği Tartışması'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5278322950964077578</id><published>2009-03-08T04:32:00.000-07:00</published><updated>2009-03-08T04:34:10.128-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalancılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uğru dündar yalanları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan medya grubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başörtüsüne saldıranlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam düşmanı medya'/><title type='text'>Dündar ve Doğan yalanları</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;doğan medya grubu,uğru dündar yalanları,başörtüsüne saldıranlar,islam düşmanı medya,doğan medya grubunun adilikleri,uğur dündarla yalan haber vakti,türkiye için yalan haber,hürriyet gazetesi yalan haberleri,konyada yalan haber,yalancı medya,hürriyet yalan,milliyet yalan,uğur dündar yalan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/hY0OKLIRxMA&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x5d1719&amp;color2=0xcd311b&amp;border=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/hY0OKLIRxMA&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x5d1719&amp;color2=0xcd311b&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsüne karşı yürütülen iftira kampanyasının başını Doğan Medya Grubu'na bağlı Hürriyet gazetesi çekiyor. Gazete, son iki yıl içinde çok sayıda yalan haberi manşete taşıdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlardan en çarpıcısı, Konya'da 16 yaşında bir gencin, başörtülü doktorlar yüzünden testislerini kaybettiği iddiasıydı. Haber "tesettür faciası" manşetiyle verildi. Uğur Dündar imzalı haberin yalan olduğu aynı gün ortaya çıktı. Araştırma sonunda, asıl suçlunun başörtülü doktorlar değil, gazetenin savunduğu erkek doktor olduğu netleşti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet gazetesinin manşetten hedef gösterdiği iki doktor temize çıktı. Gazetenin sarsılan itibarını ise, aynı grupta yayınlanan rapor haberleri bile yerine getiremedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet gazetesi, Mersin'in Tarsus İlçesi'nde kısa etekli kızların kezzaplı saldırıya uğradığını iddia etti. Gazetenin internet sayfasında, kezzabın şırıngayla sıkıldığı bile yazıldı. Gerçek yine gün içinde anlaşıldı. Ortada şırıngalı kezzap saldırısı değil, sokağa dökülmüş bir kimyasal madde vardı. Üstelik bacaklarına kimyasal madde sıçrayan 5-6 kişiden sadece biri kısa etekliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka haber ise "Cumhuriyet öğretmenine türban dayağı" başlığı ile verildi. Hürriyet ve Milliyet gazetelerinin iddiasına göre, Trabzon'da bir öğretmen, başörtülü öğrencilerin derse girmesine izin vermediği için dövülmüştü. Bu haber de, kısa sürede Doğan Grubu'nun yalan haberleri listesinde yerini aldı. Öğretmenin sorunlu olduğu, ilçeye sürgün geldiği ve okul dışında başörtüsü takan öğrencilerin notlarını bilinçli olarak düşürdüğü ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet'in başörtüsü ile ilgili yalanları bunlarla sınırlı değil. İşte Hürriyet'in diğer yalanları&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5278322950964077578?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5278322950964077578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5278322950964077578' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5278322950964077578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5278322950964077578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/dundar-ve-dogan-yalanlar.html' title='Dündar ve Doğan yalanları'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4405622234245635913</id><published>2009-03-08T03:37:00.000-07:00</published><updated>2009-03-08T04:31:16.170-07:00</updated><title type='text'>medya ve yalan haber doğan grubu hürriyet yalan</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Samimi müslüman da, ılımlı müslüman da, muhafazar müslümanı da, laik müslüman da, laik olmayan da, hristiyanı da, musevisi de, ateisti de, ve ya ismi, cismi ya da ünvanı her ne olursa olsun herkes izlesin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi birbirimize düşman yapmaya çalışanların yalanlarını görün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Mü'minler ancak kardeştir"&lt;br /&gt;"İslam, barış dinidir"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey iman edenler! Size bir fasık haber getirdiğinde durup gerçeği araştırın. Yoksa istemeden insanların hukukuna tecavüz eder ve sonra yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız." (49.6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medyanın yalan çıkan bazı haberlerinin içeriğini ve yalanlandığı sayfaları aşağıdaki linkte bulabilirsiniz;&lt;br /&gt;http://rapidshare.com/files/90274381/...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="445" height="364"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/jBnH2XuMk60&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x5d1719&amp;color2=0xcd311b&amp;border=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/jBnH2XuMk60&amp;hl=en&amp;fs=1&amp;color1=0x5d1719&amp;color2=0xcd311b&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="445" height="364"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4405622234245635913?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4405622234245635913/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4405622234245635913' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4405622234245635913'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4405622234245635913'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/medya-ve-yalan-haber-dogan-grubu.html' title='medya ve yalan haber doğan grubu hürriyet yalan'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-7338274901234318247</id><published>2009-03-01T02:13:00.000-08:00</published><updated>2009-03-01T02:22:24.137-08:00</updated><title type='text'>Vatan gazetesinden irtica soslu habere hız</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SaphynUrpsI/AAAAAAAAAD0/36lwWF6LjBQ/s1600-h/satan+gazetesi.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SaphynUrpsI/AAAAAAAAAD0/36lwWF6LjBQ/s320/satan+gazetesi.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308162632986633922" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SaphysJ4VrI/AAAAAAAAADs/TzTuoYgMHV8/s1600-h/Vatan.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SaphysJ4VrI/AAAAAAAAADs/TzTuoYgMHV8/s320/Vatan.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308162634283505330" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-7338274901234318247?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/7338274901234318247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=7338274901234318247' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7338274901234318247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7338274901234318247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/03/vatan-gazetesinden-irtica-soslu-habere.html' title='Vatan gazetesinden irtica soslu habere hız'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SaphynUrpsI/AAAAAAAAAD0/36lwWF6LjBQ/s72-c/satan+gazetesi.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4123408826421263523</id><published>2009-02-28T03:57:00.000-08:00</published><updated>2009-02-28T03:59:45.076-08:00</updated><title type='text'>CHP, Vakit muhabirini salondan attı !</title><content type='html'>CHP, Vakit muhabirini salondan attı !&lt;br /&gt;CHP'li Kılıçdaroğlu ve Tekin'e soru soran Vakit muhabiri salondan atıldı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün Bahçeşehir Üniversitesi’nde bir panele katılan CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’li Gürsel Tekin kendilerine soru soran muhabiri hedef gösterince salonda bulunan CHP’liler Vakit muhabiri Hüseyin Kulaoğlu’na saldırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE O ANLAR - TIKLAYIN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, seçim programı çerçevesinde dün Bahçeşehir Üniversitesi’ndeydi. Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin Üniversitede “Seçim ve İletişim” konulu konferans verdi. Konferansın soru cevap kısmında mikrofonu eline alan muhabir Hüseyin Kulaoğlu, Kılıçdaroğlu’na, “Konuşmalarınızda sürekli dürüstlükten bahsettiniz. &lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Geçtiğimiz günlerde basın mensuplarını toplayarak Kağıthane Gürsel Mahallesi Bahçeler Caddesi’nde bulunan sade bir eve taşındığınızı ilan ettiniz. Oysaki ikametgâhınız başka bir adreste görülüyor. Bu adreste CHP İl Meclis Üyesi Hüseyin İmre Bey’in evi gözüküyor. Ben iki eve de gittim ikisinde de yoksunuz bu çelişkiyi açıklar mısınız?’ şeklinde soru sordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kılıçdaroğlu ve Tekin soru karşısında adeta şok oldu. Kemal Kılıçdaroğlu, soru üzerine Kâğıthane’de oturduğunu izah etmeye çalıştı. Muhabir Kâğıthane’nin hangi mahallesinde oturduğunu sormaya çalışırken araya giren CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin salonun elektriklenmesine sebep oldu. Muhabiri hedef gösteren Gürsel Tekin, salonda bulunan CHP’lilerin arkadaşımızı hedef almasını sağladı. Böyle bir soru sormasının ayıp olduğunu ileri süren Gürsel Tekin, CHP’lilerin daha da saldırganlaşmasına yol açtı. Kemal Kılıçdaroğlu, muhabir Hüseyin Kulaoğlu’nun “Hangi mahallede oturuyorsunuz” sorusuna cevap olarak “Gürsel Mahallesi” dedi. Muhabir elinde Kağıthane İlçe Nüfus Müdürlüğü’ne ait Kemal Kılıçdaroğlu’nun Kağıthane Merkez Mahallesi Şelale Evleri’nde oturduğu yazılan belgeyi göstererek “Elimde belge var bu belgede Merkez Mahallesi’nde oturduğunuz gözüküyor. Bu evde de CHP Büyükşehir İl Meclis Üyesi Hüseyin İmre oturuyor, neden Kılıçdaroğlu Gürsel Mahallesi adresini verdi” dedi. Sürekli araya giren, konuyu değiştirmek ve başka yerlere çekmek isteyen Gürsel Tekin’e muhabir “Benim sorduğum sorunun cevabını verin” dedi. Bu soru ardından salonda bulunan CHP’liler Hüseyin Kulaoğlu’na sözlü ve fiili saldırıda bulunurken Bahçeşehir Üniversitesi güvenlik görevlileri de Kulaoğlu’na müdahale etti. Elinden mikrofonu alınan Kulaoğlu, soru sorduğu için CHP’lilerce linç edilmek istendi. Kulaoğlu, basın mensuplarının da yardımı ile salon dışına zar zor çıktı. Gürsel Tekin’in provoke ettiği CHP’liler arkadaşımız ardından ağza alınmayacak sözler sarf etti. CHP’liler arasından zar zor çıkan muhabir soru sorduğu için linç edilmekten son anda kurtuldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4123408826421263523?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4123408826421263523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4123408826421263523' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4123408826421263523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4123408826421263523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/02/chp-vakit-muhabirini-salondan-att.html' title='CHP, Vakit muhabirini salondan attı !'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4027194363248543027</id><published>2009-02-28T03:54:00.001-08:00</published><updated>2009-02-28T03:54:45.644-08:00</updated><title type='text'>Aydın Doğan Amerikadan fetva yumurtladı</title><content type='html'>Aydın Doğan yabancı ile vurdu&lt;br /&gt;Grubuna kesilen şok ceza sonrası ilk demecini ABD gazetesi Wall Street Journal'e veren Aydın Doğan yabancı medya üzerinden Hükümet'i vurmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci demecini ise yine ABD'li bir haber ajansına yapan Aydın Doğan, buradan meydan okudu. Associated Press haber ajansına konuşan Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, “Bana niçin saldırıyor? Ben siyasi bir parti değilim. Bizim bir hatamız yok. İnceleme tamamen siyasi amaçlıydı. Çünkü yerel seçimler yaklaşırken hükümet yanlısı medyaya hiçbir inceleme yapılmadı. Bizi de kendilerini destekleyen medya gruplarına çevirmek istiyor. Ama biz onlar gibi değiliz” dedi. Medya grubunun yüzde 100 laik duruşunun, Erdoğan’ın çevresindeki fanatik anti-laikleri kızdırmış olabileceğini söyleyen Doğan, “Benim dini inançlarla bir kavgam yok. Benim derdim,&lt;span style="font-weight:bold;"&gt; başörtüsü takmayan ya da halka açık yerlerde denize giren kadınların günah işlediğini söyleyenler gibi İslami olmayan &lt;/span&gt;şeyleri benimseyip, bunların İslami olduğunu savunan fanatiklerle. Erdoğan böyle yaptıkça biz de editoryal çizgimizi devam ettireceğiz” diye konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4027194363248543027?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4027194363248543027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4027194363248543027' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4027194363248543027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4027194363248543027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/02/aydn-dogan-amerikadan-fetva-yumurtlad.html' title='Aydın Doğan Amerikadan fetva yumurtladı'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-8292031021548878904</id><published>2009-02-28T03:47:00.000-08:00</published><updated>2009-02-28T03:53:00.080-08:00</updated><title type='text'>Hürriyetten çarpıtmanın kralı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/hurriyet_erdogan_dogu.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 368px; height: 268px;" src="http://resim.samanyoluhaber.com/resim/hurriyet_erdogan_dogu.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet &lt;b&gt;öyle bir başlık&lt;/b&gt; kullandı ki...&lt;br /&gt;Hürriyet öyle bir başlık kullandı ki...&lt;br /&gt;Başbakan Erdoğan'ın açıklaması Hürriyet'in sürmanşetinde bakın nasıl yorumlandı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Tayyip Erdoğan, dün Van’da geziye katılan gazete ve televizyonların temsilcileriyle sohbet toplantısı düzenledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan toplantı sırasında; Doğu’da görev yapan kamu personelinin sıkıntılarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Doğu’ya yapılan yatırımlara rağmen PKK'yı ve destekçilerini kastederek, etnik ayrımcılık yapanların sağlık ve güvenlik personelini tehdit ettiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan yine PKK'yı kastederek, Hastanelerdeki doktorlar veya orada görev yapan polislerin sivil olarak hastaneye giderken yolda tacize uğradığını, polislerin eşlerini taciz edenlerin olduğunu, belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HÜRRİYET, PKK'YI "DOĞU" YAPTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Hürriyet Gazetesi, Başbakan Erdoğan'ın PKK ve yandaşlarını kastederek yaptığı bu açıklamayı Hürriyet, "Doğu'da Polis Eşine Taciz Var" başlığıyla sürmanşete taşıdı. Doğudaki bütün vatandaşları aynı kefeye koyan ve rencide eden bu başlık tepki çekti. Hürriyet'in bugünkü sürmanşetini DTP'nin kullanması bekleniyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-8292031021548878904?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/8292031021548878904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=8292031021548878904' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8292031021548878904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8292031021548878904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/02/hurriyetten-carptmann-kral.html' title='Hürriyetten çarpıtmanın kralı'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5176594200646036945</id><published>2009-02-27T08:04:00.000-08:00</published><updated>2009-02-27T08:09:44.472-08:00</updated><title type='text'>yenişafaktan aydın doğana manşet</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SagQFcEIVYI/AAAAAAAAADk/yFA0Pl0MLV4/s1600-h/yeni%C5%9Fafak.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SagQFcEIVYI/AAAAAAAAADk/yFA0Pl0MLV4/s320/yeni%C5%9Fafak.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307509846475036034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5176594200646036945?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5176594200646036945/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5176594200646036945' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5176594200646036945'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5176594200646036945'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/02/yenisafaktan-aydn-dogana-manset.html' title='yenişafaktan aydın doğana manşet'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SagQFcEIVYI/AAAAAAAAADk/yFA0Pl0MLV4/s72-c/yeni%C5%9Fafak.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2400838842049815694</id><published>2009-02-27T07:53:00.000-08:00</published><updated>2009-02-27T07:59:18.597-08:00</updated><title type='text'>Cumhuriyet gazetesinden saadet partili AK parti karşıtlığı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SagNj7mU5GI/AAAAAAAAADc/YSKtWWzq7b8/s1600-h/cumhuriyet+saadet.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SagNj7mU5GI/AAAAAAAAADc/YSKtWWzq7b8/s320/cumhuriyet+saadet.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307507071801156706" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2400838842049815694?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2400838842049815694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2400838842049815694' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2400838842049815694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2400838842049815694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/02/cumhuriyet-gazetesinden-saadet-partili.html' title='Cumhuriyet gazetesinden saadet partili AK parti karşıtlığı'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SagNj7mU5GI/AAAAAAAAADc/YSKtWWzq7b8/s72-c/cumhuriyet+saadet.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-8580059793903021531</id><published>2009-02-27T07:47:00.000-08:00</published><updated>2009-02-27T07:53:10.207-08:00</updated><title type='text'>Zaman gazetesinde saadet partisi reklamı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SagMKcdey2I/AAAAAAAAADU/r7WTF1Xlt1o/s1600-h/zaman+saadet.bmp"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SagMKcdey2I/AAAAAAAAADU/r7WTF1Xlt1o/s320/zaman+saadet.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5307505534434200418" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-8580059793903021531?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/8580059793903021531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=8580059793903021531' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8580059793903021531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8580059793903021531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/02/zaman-gazetesinde-saadet-partisi-reklam.html' title='Zaman gazetesinde saadet partisi reklamı'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SagMKcdey2I/AAAAAAAAADU/r7WTF1Xlt1o/s72-c/zaman+saadet.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4489117806153578909</id><published>2009-02-19T13:44:00.000-08:00</published><updated>2009-02-19T13:45:19.703-08:00</updated><title type='text'>başbakandan doğan medya grubuna sert sözler</title><content type='html'>&lt;iframe src="http://videogaleri.samanyoluhaber.com/v/2009/2/19/8" name=videolar width=650 marginwidth=0 height=350 marginheight=0 frameborder=0 scrollbar=no&gt; &lt;/iframe&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erdoğan'dan çok sert cevap&lt;br /&gt;Maliye'nin, Doğan Yayın Holding'e, usulsüz vergi işlemleri nedeniyle 826 milyon liralık ceza kesmesi gündemin en önemli olaylarından biri haline geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin duyulmasının ardından Doğan Yayın Grubu savunmaya geçmeye çalıştı. Televizyon ve gazeteleri hükümeti hedef alan haberler yaptı. Başbakan, Doğan Grubu'na cevabı miting meydanından verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkalı Vergi Dairesi, 2004-2006 yıllarına ilişkin vergi incelemeleri sonrasında, vergi usulsüzlüğü ve vergi ziyaı kapsamında Doğan Yayın Holding'e tam 826 milyon lira vergi cezası kesti. Doğan Grubu'na kesinlen bu ceza son yılların en büyük vergi cezalarından biri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberin duyulmasının ardından Doğan Grubu'na bağlı gazete ve televizyonlar savunmaya geçmeye başladı. Hükümet'i hedef alan manşetlerle çıkan Doğan Grubu gazeteleri, maliye görevlilerine hakarete varan ifadeler kullanmaktan da geri kalmadılar. Milliyet, Doğan Grubuna vergi ile gözdağı manşetiyle duyurduğu haberinde Maliye Bakanlığı ve Başbakan'ın grubu hedef aldığını iddia etti. Hürriyet, Doğan grubuna 286 milyon ceza manşetiyle verdiği haberinde dünya basın tarihinde örneği görülmemiş bir vergi cezası kestiğine dikkat çekerek yasaların çiğnendiğini savundu. Radikal ise manşetine Hükümet'in özgür basını istemediği haberini taşıdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğan, grubunda yapılan yazılı açıklamada ise kesilen cezasının haksız ve hukuki bir gerekçesinin bulunmadığı iddia edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haber ve açıklamalara Başbakan Erdoğan'ın cevabı çok sert oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Recep Tayyip Erdoğan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"HÜKÜMETE İFTİRA ATMA YERİNE HUKUKA UYGUN DAVRANIN. BUNLAR İFTİRA ATMA KONUSUNDA UZMANLAŞMIŞTIR. YALAN YANLIŞ HABERLER YAPMADA GAYET BAŞARILIDIR. ŞU VE BU DİYE AYIRMIYORUM. BÖYLE BİR BASIN ANLAYIŞI OLMAZ. PATRONUNUN SÖZÜNÜ ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ SAYANLARIN DURUMU DA İBRET VERİCİDİR."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aksaray mitinginde konuşan Erdoğan, yandaş medyanın durumunu içler acısı olarak tanımladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Recep Tayyip Erdoğan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı dakikalarda bu kez Maliye Bakanlığı'ndan yazılı bir açıklamada geldi. Doğan Holdingin kamuoyunu yanlış yönlendirdiğine vurgu yapılan yazılı açıklamada, vergi incelemelerinin bakanlığın öteden beri uygulaya geldiği genel teamüllere, yasal usul ve esaslara uygun olduğu kaydedildi. belirtildi. Maliye ayrıca, doğan gurubuna hakaret davası açmaya hazırlandığını açıkladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4489117806153578909?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4489117806153578909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4489117806153578909' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4489117806153578909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4489117806153578909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/02/basbakandan-dogan-medya-grubuna-sert.html' title='başbakandan doğan medya grubuna sert sözler'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2630525622270023983</id><published>2009-02-17T14:55:00.000-08:00</published><updated>2009-02-17T14:56:28.503-08:00</updated><title type='text'>vatan gazetesinden yalan ve çarpıtma</title><content type='html'>Vatan'dan akıl almaz çarpıtma - İzle&lt;br /&gt;Vatan'dan akıl almaz çarpıtma - İzle&lt;br /&gt;Vatan gazetesinde dini konuları hafife alma, dindar insanları rencide etme artık adet haline geldi. İşte yeni bir örneği...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatan, Mehtap TV'de yayınlanan İslam ve Hayat programında Prof. Dr. Faruk Beşer'in sorulara verdiği cevapları çarpıtarak okuyucusuna iletti. Önce Vatan'ın haberi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekranda ilginç fetva: Namaz kılmayanı boşa, aldatanı boşama. Fetullah Gülen'e yakınlığı ile bilinen Mehtap TV'de şok eden yorumlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakarya İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Faruk Beşer'in canlı yayında gelen sorulara verdiği yanıtlar şaşkınlık yaratıyor. Beşer, "Namaz kılınmayan ev şeytanın hakimiyetindedir. Aldatan kocaya dayanmak da ibadettir" diyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ANKARA - Fetullah Gülen'e yakınlığı ile bilinen Samanyolu Yayıncılık A.Ş. Grubu'na bağlı Mehtap TV'de hafta içi her gün, "İslam ve Hayat" adlı program yapan Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Profesörü Faruk Beşer'in yorumları dinleyenleri şaşkına çeviriyor. Programda vatandaşlardan gelen soruları yanıtlayan Prof. Beşer, kadın-erkek ilişkilerinden, çalışma hayatına kadar birçok konuda "fetva" veriyor. Prof. Beşer benzer yorumları internet sitesinde de yapıyor. Beşer'in bazı vatandaşlara verdiği cevaplar, dinleyenleri hayrete düşürüyor. İşte bunlardan bazıları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşim namaz kılmıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşi namaz kılmayan kocanın ahrette maruz kalacağı duruma ilişkin sorusuna Prof. Beşer'in yanıtı şöyle: "Bu bir problem elbette. Namaz, İslam'ın ana direği... Namazsız bir evin bereketsiz olduğunu biliyoruz. Şeytanın hakimiyetinde olan bir ev olduğunu biliyoruz. Namaz kılmayan bir kadın ve namaz kılan bir erkek veya namaz kılmayan bir erkek ve namaz kılan bir kadının olduğu bir ev, huzursuz bir evdir. Ya kadına ya erkeğe haksızlık yapılmaktadır. Böyle bir evin olmasından, böyle olmaktan Allah'a sığınırız. Hukuki izahları bir tarafa bırakırsak, Kuran'da veya sünnette yani İslam'ın temel kaynaklarında namaz kılmayana şöyle ceza verilir diye bir emir bilmiyoruz. Elbette benim hanımım namaz kılmıyorsa bu huzuru kaçırır. Ona bu işi anlatırım, yalvarırım, yakarırım. Kılmıyorsa, darılırım, giderim, başka şeyler yaparım... Düşünün ki namaz kılmıyor ve namaz kılmanın da gerekli olduğuna inanmıyorsa bir erkek ya da bir kadın Allah korusun bu insanı dinden çıkarır. Namaz kılmıyor ve gereğine inanmıyorsa böyle bir durumda zaten o insan mümin sayılmaz. Mümin sayılmazsa namaz kılan bir bayanın, namaz kılmayan bir erkeğin nikahında bulunması ve aksi olması evli olması mümkün olmaz zaten. O zaman bu bir ayrılma sebebi olur hatta ayrılma zorunluluğu olur. O zaman ayrılmak gerekir."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocam aldatıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Beşer'in, "Aldatılan kadın ne yapmalı?" diye soran bir vatandaşa yanıtı ise şöyle oldu: "Şimdi siz iki kötü durumla karşı karşıyasınız, bunlardan birisini seçmek zorundasınız: Ya boşanır ve bunun zorluklarını göze alır, bunlara katlanırsınız ki, bu çok zordur ve hangi kötülüklere sebep olacağını bilemezsiniz. Ya da bu ızdırabı içinizde sürekli taşır ve beraberliğe katlanırsınız. Şahsen ben size bunu tavsiye ederim. Çünkü böylece kocanızı da kurtarmış olursunuz. Tahammül için ve onun düzelmesi için Allah'a sürekli dua edersiniz. Bu da sizin ibadetiniz olmuş olur. Ama her iki durumda da bu acıların mükafatını Allah'tan alırsınız."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'İslam'a dair sağlıklı bilgiler' anonsuyla yayımlanıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Faruk Beşer'in vatandaşlardan gelen dini konulardaki soruları cevaplandırdığı program, Mehtap TV'de hafta için her gün, "İslam'ın özüne dair sağlıklı bilgileri nasıl edinebiliriz? Modern hayat şartlarında hangi zorluklarla karşılaşıyoruz? İslamiyet'in gündelik hayata Müslümanlara sağladığı kolaylıklar ve imkanlar nelerdir? Prof. Dr. Faruk Beşer, İslam ve Hayat programında İslam anlayışımıza dair seyirci sorularına sahih kaynaklar ışığında cevap veriyor" anonsuyla yayımlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de Mehtap TV'de yayınlanan Vatan'ın çarpıttığı İslam ve Hayat programının bant çözümü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru soran: Serkan ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru: Evin reisi olan erkeğin namaz kılmayan eşine davranışı nasıl olmalıdır? Kocanın bütün anlatmalarına rağmen eşi kılmamakta diretiyorsa ne yapmalıdır? Ayrıca elinden geldiğince yardımcı olmasına rağmen koca, karısının bu durumundan dolayı ahirette azaba maruz kalır mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Faruk Beşer (Cevap): Yani bu bir problem elbette. Daha önce de anlattık namaz İslam'ın ana direği. Bunu biliyoruz biz, namaz eşittir İslam bunu biliyoruz. Bunun yanında "Lâ ikrahe fid dîn" Dinde zorlama yoktur. Zorla bir şey yaptırılmaz insana. Bunu da biliyoruz. Dinde zorlama yoktur deyince, başkalarını dine zorlayamayacağımız gibi, akil baliğ olmuş insanları da dini kabule dini yaşamaya zorlayamayız demektir. Bunu da biliyoruz. Ama bunun ötesinde namazsız bir evin bereketsiz olduğunu biliyoruz. Şeytanların hakimiyetinde olan bir ev olduğunu biliyoruz. Namaz kılan bir erkek ve namaz kılmayan bir kadın. Ya da namaz kılan bir kadın, namaz kılmayan bir erkek, böyle bir ev huzursuz bir evdir. Hoş bir ev değildir. Bir tarafa gadredilen bir evdir. Ya erkeğe gadrolmaktadır, ya kadına gadrolmaktadır. Haksızlık yapılmaktadır. Dolayısıyla böyle bir evin olmasından Allah'a sığınırız. Böyle olmaktan Allah'a sığınırız. Ama doğrusunu söylemek gerekirse, bir takım fıkhi izahları bir tarafa bırakırsak, zamansal anlamaları bir tarafa bırakırsak, Kur'an-ı Kerim'de ya da Sünnet'te yani İslam'ın temel kaynaklarında iste hanımı namaz kılmazsa onu döver, atar, kırar falan, şöyle ceza verir, veya koca namaz kılmazsa şöyle yapar filan diye bir nas, bir emir bilmiyoruz. Velakin elbette, aslında bütün insanların İslam'ı kabul etmeleri ile bir bakıma mükellef olan, yani davet ile tebliğle mükellef olan her insan elbette öncelikle ailesine karşı, evine karşı, hanımına karşı, bigane kalamaz. Onlara da bir şeyler anlatır. Elbette bu huzuru kaçırır. Elbette benim hanımım namaz kılmıyorsa ben ona anlatır, yalvarır yakarır ederim, efendim bu işi anlatırım, o kılmıyorsa, üzülürüm, darılırım, kızarım giderim, başka şeyler yaparım. Yani doğrudan doğruya ona bir baskı yapamasam da, dolaylı bir takım manevi etkileme yolları ararım. her şeye rağmen yapmıyorsa, ve kabul ederek yapmıyorsa, böyle bir durumda onunla ayrılma yoluna belki gitmemek gerekir. Yani aileyi yıkmamak gerekir, velakin düşünün namaz kılmıyorsa, namaz kılmanın gerekliliğine de inanmıyorsa, bir erkek yada bir kadın, Allah korusun bu insanı doğrudan doğruya dinden çıkarır. Namaz kılmıyor ve namazın gereğine inanmıyorsa. O zaman böyle bir durumda o insan zaten mümin sayılmaz. Mümin sayılmazsa namaz kılan bir bayanın, namaz kılmayan bir erkeğin nikahında bulunması veya aksi olması, namaz kılan bir erkeğin, namaz kılmayan, namazı reddeden bir kadınla, namazı kabul etmeyen bir kadınla evli olması mümkün olmaz zaten. O zaman bu bir ayrılma sebebi olur. Hatta ayrılma zorunluluğu olur. O zaman ayrılmak gerekir. Ama tekrar etmek gerekirse, namazı inkar etmediği halde kılmayan, tembellikten dolayı kılmayan, bilgi eksikliğinden dolayı kılmayanlarla ayrılmak gerekir demek kolay değildir, böyle bir şey söylemek mümkün değildir. Eğer erkek de elbette, namazı anlatma, namazın önemini kavratma bakımından yapması gerekenleri yapmıyorsa, efendim. İcabında namaz kılmadığından dolayı hanımından böyle kırılma yoluyla olsun, onu uyarmıyorsa, ikaz etmiyorsa, bütün bunlardan dolayı kıyamette hesaba çekilir tabi. Bunu da bilmemiz lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru soran: Zeynep ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru: Aldatılan kadın eğer boşanmayı düşünmüyorsa ne yapmalıdır? Eşim yanlış olduğunun farkında; çok pişman olmuş. Ama ben bunu nasıl hazmedeceğim bilemiyorum. Bu bana çok acı veriyor. Ne yapmalıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevap: Zor bir şey yani. Aldatmaktan da aldatılmaktan da Allah'a sığınırız. Böyle bir şey olmaz. Bizi aldatan bizden değildir diyor Efendimiz (s.a.s.). Mümin aldatmaz. Mümin her hatayı yapabilir ancak aldatmaz. Yalan söylemez, yalan söylemez. Tabi burada aldatmak yalan söylemekten biraz da farklı bir şey. Bu çok kötü bir şey. Bugün modern hayat insanları buna alıştırmaya çalışıyor. Zaman zaman söylemiştim, isim vermemde de bir sakıncası yok ama herkesin tanıdığı bir isim, isim vermeyeyim. Koskocaman programlar yapan, aktris, sanatkar, sanatçı diye geçinen bir kadın. Soruyorlar işte eşiniz sizi aldatmış falanca bir kadınla, Bodrum'da olmuş, ne dersiniz? Vallaha diyor, benim eşim beni aldatmaz diyecek kadar ahmak değilim diyor. Herkes bir nebze aldatır. Bir miktar aldatır. Ama bu çok ileri giderse, sabretmem anlamında bir şeyler söylüyor. Böyle şey olur mu? Böyle bir şey olabilir mi? Müslüman aldatır mı, aldatan Müslüman olur mu? Böyle bir şey olmaz. Dolayısıyla aldatmakla, yani eşinin başka bir kadınla, veya erkekse başka bir kadınla zina ettiğini kastediyorsa bu bir boşanma sebebidir. Yani bunu bilen insan tutup eşini öldürecek hali yok. Boşanma sebebi olarak bunu ortaya koyabilir. Ben artık böyle bir insanla olmak istemiyorum der onun tabii hakkıdır. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de Allah (c.c.) Temiz insanlar temiz insanlar içindir. Temiz kadınlar temiz erkekler içindir. Pis erkekler pis kadınlar içindir der. Herkesin temiz ve pis ölçüsü farklıdır. Müslümanların bu noktadaki temiz ve pis ölçüsü haramdan cinselliğini pazarlamamaktır. Cinselliğini haram yollarla pazarlayanlara prim vermemektir, onlara gitmemektir, kendisi de pazarlamamaktır. Bizim ölçümüz bu. Başkalarının ölçüsü başka türlüyse onlar bildikleri gibi yapsınlar. Şimdi bir insan Allah korusun böyle bir yola giriyorsa bu pis bir erkektir, zina ediyorsa. Kadın yapıyorsa o da Kur'an ifadesiyle pis bir kadındır. Böyle bir kadınla, böyle bir erkekle, öbür taraf temizse yaşamama hakkına sahiptir. Bunu bahane eder, bunu gerekçe gösterir, eğer hukuki altyapısını da hazırlayabilirse hemen boşanabilir. Hakkıdır bu. Fakat bu bir boşanma zorunluluğu da oluşturmaz. Onu da bilmek lazım. Yani insanlar bakarlar, ederler, ölçerler, biçerler, bu şartlarda, yani bir İslam ülkesinde değilsiniz ki siz, bu şartlarda boşansa ne olacak. Daha kötü durumlar ortaya çıkabilir. O zaman sineye çekerse ne olur? Sineye çekerse çekmiş olur. Yani nikahsız olmazlar. Devam ederler ve diyelim ki böyle bir hata veya böyle büyük bir aldatma varsa onun olmaması için imkanlar hazırlar, dualar eder, tevbe ettirir ve artık bundan sonraki hayatlarının temiz olmasına çalışır ama hiçbir zaman saplanan o hançer yarası oradan çıkmaz. Hiçbir zaman o unutulmaz, o ayrı bir şey. Temizliğe bir leke sürülmüştür ve o lekenin bütün bütün yani günah olarak silinmesi mümkün ama, Allah'ın defterinden silinmesi mümkün ama, insan zayıf bir varlıktır. İnsanın vicdanından, kalbinden bunun silinmesi mümkün değildir. Bunu ya böyle kabul eder sineye çeker; bununla devam eder veyahut ta boşanma sebebi sayar anında boşanır. Yani diyelim bunu bugünkü hukuk sistemi, zinayı suç saymıyor, boşamıyorsa bunun bir başka yolunu bulur; isterse boşanır istemezse boşanmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE VATAN'A TOKAT GİBİ YALANLAMANIN GÖRÜNTÜLERİ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17.Şubat.2009 18:04:53&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe src="http://videogaleri.samanyoluhaber.com/v/2009/2/17/6" name=videolar width=650 marginwidth=0 height=350 marginheight=0 frameborder=0 scrollbar=no&gt; &lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2630525622270023983?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2630525622270023983/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2630525622270023983' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2630525622270023983'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2630525622270023983'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/02/vatan-gazetesinden-yalan-ve-carptma.html' title='vatan gazetesinden yalan ve çarpıtma'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-9002863741865863258</id><published>2009-02-15T12:22:00.000-08:00</published><updated>2009-02-15T12:26:15.240-08:00</updated><title type='text'>Hürriyetin israil yanlısı manşetlerinden biri</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Hürriyet'in manşetindeki ince hesap&lt;br /&gt;İsrailli generalin haddi aşan sözleri Hürriyet'in manşetinde bakın nasıl yorumlandı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrail Kara Kuvvetleri Komutanı Avi Mizrahi'nin Türkiye'yi suçlayan kışkırtıcı sözlerine hem hükümetten hem de Türk Silahlı Kuvvetlerinden sert yanıtlar geldi. Türkiye - İsrail gerilimi bugün tüm gazetelerde geniş yer buldu ancak Hürriyet gazetesinin konuyla ilgili manşet haberinde kullandığı yaklaşım özellikle dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet, İsrailli generalin açıkça tüm Türkiye'ye yönelik provokatif açıklamalarını "Erdoğan'ı hedef alan" sözler olarak yansıttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazetenin "Erdoğan'ı hedef alan ağır suçlamalar" şeklinde sunduğu İsrailli generalin sözlerini hatırlamak, haberdeki "ince hesabı" gömeye yetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE O MANŞET&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;General Avi Mizrahi, Türklerin uzun yıllar önce Ermenileri katlettiğini, aynı politikanın bugün de Kürtler üzerinde sürdürüldüğünü iddia etmişti. General, Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs’ı işgal ettiğini de savunmuştu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-9002863741865863258?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/9002863741865863258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=9002863741865863258' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/9002863741865863258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/9002863741865863258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/02/hurriyetin-israil-yanls-mansetlerinden.html' title='Hürriyetin israil yanlısı manşetlerinden biri'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-437996213797301550</id><published>2009-01-17T10:09:00.000-08:00</published><updated>2009-01-17T10:10:32.384-08:00</updated><title type='text'>ABD'de yazılan her şeye neden itibar edilemez?</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Amerika'da basılan Middle East Quarterly (MEQ) dergisi, son sayısının bir bölümünü Türkiye'ye ayırdı. 'Türkiye'nin İslamcı tehlikesi' ana teması altında iki makale yayınladı. Bunlardan biri AK Parti'yi, diğeri Gülen hareketini hedef alıyor.&lt;br /&gt;Normalde Amerika'da özellikle akademi camiasında pek ağırlığı olmayan bir dergide çıkan şeylerle Türk kamuoyunu meşgul etmeye değmezdi. Ancak Türk basınının Amerika'da Türkiye'ye ilişkin yazılan ve işine gelen şeyleri sanki çok büyük haber değeri varmış gibi koca puntolarla sütunlara taşıma geleneği, bizi de bazı hususları açıklığa kavuşturmaya mecbur bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında doğru sorular sormak suretiyle dış kaynaklı bir yorumun önem derecesini test etmek ve şifrelerini çözmek mümkün. Mesela, yazı nerede yayınlanmış, yayın organının tirajı nedir, yayın politikası nasıldır, okur kitlesi kimlerdir, ne derece etkilidir, yazar kimdir, yazarın uzmanlık derecesi nedir, hangi düşünce ekolündendir, hangi çıkar gruplarıyla bağlantılıdır, o grupların gündemi nedir, vb. sorulara verilecek cevaplar, yurtdışında çıkan yayınların sağlıklı bir yere oturtulmasına katkıda bulunabilir. Şimdi son MEQ makaleleri bağlamında bu sorulara cevap arayalım ve büyük resmi ortaya çıkarmaya çalışalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MEQ dergisi, Amerika'da daha çok bir kısım sağcı Yahudilerin başı çektiği, yarı akademik nitelikte, düşük tirajlı bir dergi. Akademik ve siyasî çevrelerde gündem oluşturmaya çalışır. Amerikan akademi camiasında objektif ve sağlam bir kaynak olarak addedilmez. Washington'da dergiye itibar edenler ise daha çok İsrail ve Amerikan sağı ile neocon çizgideki kesimlerdir. Bu çizgi, Bush yönetimi döneminde Amerikan dış politikasını, çapıyla orantısız ölçüde tesiri altına almıştı. Ancak özellikle Irak Savaşı sürecinde yaşanan fiyaskolar, nüfuzlarını oldukça azalttı. ABD ve İsrail'deki sol ve liberal çizgiye daha yakın olan Obama döneminde zaten sınırlı olan tesiri iyice kırılacaktır. Middle East Quarterly'nin yayımcısı; Daniel Pipes. Genel yayın yönetmeni ise neoconların amiral gemisi American Enterprise Enstitüsü'nde de çalışan Michael Rubin. Ortadoğu konusunda görüş ve analizleri birinci dereceden İsrail'i koruma güdüsüyle şekillenen bu isimleri Türk kamuoyu aslında biraz tanıyor. (Tabii bunda, Washington'da çok küçük bir figür olan ve Türkiye konusunda hiçbir ciddi akademik çalışması bulunmayan Michael Rubin'i olur olmaz sayfalarına ve ekranlarına taşıyan medyamıza çok şey borçluyuz!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP çizgisine paralel İslami refleksler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yayıncıların Müslümanlıkla ilgili her şeye derin kuşkuyla bakan, çoğu gözlemciye göre İslamofobi derecesindeki önyargılı yaklaşımları, dergilerinin karakterine de yansıyor. MEQ, Türkiye'de dinî kaygılar taşıyan hemen her siyasî ve toplumsal hareketi akut ya da potansiyel tehdit olarak görüyor. İslamî konulardaki reflekslerinin CHP çizgisine paralelliği dikkat çekici. Zaten matbu ve kişisel kaynaklarının çoğu Kemalist laikçi elitten ibaret. Dolayısıyla bu dergide, aynen o kesimler gibi, mesela Ergenekoncuların avukatlığını yapma ve meselenin üzerine gidilmesini isteyenleri karalama eğilimi görülüyor. Her ne kadar askerî darbeleri açıktan savunmasalar da, 'düşmanımın düşmanı dostumdur' felsefesiyle aslında özünde anti-Amerikan, anti-İsrail ve antisemitik olan bir aşırı-milliyetçi darbeci oluşumun ortadan kaldırılmasını kısa vadede çıkarlarına ters buluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülen hareketiyle ilgili olumsuz ve tek yanlı makaleye imza atan Rachel Sharon-Krespin, İsrail'de uzun yıllar yaşamış bir Türk-Yahudisi. Dış politika camiası şöyle dursun, Amerikan Musevi cemaatinde dahi tanınan ve öne çıkmış birisi değil. Yahudi lobisinden önemli bir kaynağımız, Krespin'i hayal meyal tanıdığını, Türkiye konusunda ciddi bir uzmanlığı olmadığını söyledi. Zaten makalesindeki dipnotlara bakılırsa çoğunlukla işine gelen gazete haber ve makalelerinden alıntılar görülüyor. Yazdığı konularla ilgili ciddi bir akademik eser okuduğuna dair delil yok. Verdiği bilgiler ve ortaya koyduğu argümanlar, Türkiye'den muayyen dezenformasyon kaynaklarından yardım aldığı izlenimi oluşturuyor. Sosyal çevresinde de statükocu ve laikçi fundamentalist zihniyetin diasporadaki temsilcileri var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Krespin'in mensubu olduğu MEMRI ise İsrail sağı perspektifinden dünya basınını tarayıp Washington ve diğer Batı başkentlerinde kamuoyu oluşturmaya çalışan bir araştırma kuruluşu. MEMRI'nin kurucusu İsrail vatandaşı Meyrav Wurmser, ABD Başkan Yardımcısı Cheney'nin dış politika danışmanı neocon David Wurmser'in hanımı. Bayan Wurmser, tartışmalı Hudson Enstitüsü'nde çalışıyor. Adı geçen çevrelerin uluslararası politika alanında dünyanın en prestijli dergilerinden Foreign Policy'nin Fethullah Gülen'i en seçkin 100 entelektüel arasına koymasını bir türlü hazmedemediği anlaşılıyor. Türkiye'den neş'et eden bu önemli zat ve hareketle ilgili hukukî yollarla defalarca aksi ispatlanmış bazı iddiaları tekrar tekrar pişirip kafa karıştırmaya çalışıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözün özü, Amerika'da yazılan her şeyi büyütmemek gerekiyor. Yukarıda arz ettiğim kıstaslarla, MEQ tipi yayınların ve Türkiye'ye ilişkin tespitlerinin fazla ciddiye alınacak bir tarafı yok. Bu tür ajitasyonlarla ne ABD, ne İsrail ne de Türkiye'nin çıkarlarına yapıcı bir katkıda bulunmak imkânsız. Diğer yandan, faillerin İsrail ve Yahudilikle bağlarından dolayı da yanlış genellemelere gitmemek, münferit hataları ılımlı çoğunluğa teşmil etmemek şart. Hele Gazze'de yaşanan felaketlerden dolayı duyguların şahlandığı bir dönemde, her zamankinden çok itidale ihtiyaç varken...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ZAMAN GAZETESİ WASHINGTON TEMSİLCİSİ&lt;br /&gt;ALİ H. ASLAN&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-437996213797301550?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/437996213797301550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=437996213797301550' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/437996213797301550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/437996213797301550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/01/abdde-yazlan-her-eye-neden-itibar.html' title='ABD&apos;de yazılan her şeye neden itibar edilemez?'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5378630160605397237</id><published>2009-01-13T12:21:00.001-08:00</published><updated>2009-01-13T12:21:59.512-08:00</updated><title type='text'>Doğan'a Dalan'ın gözaltına alınacağını kim haber verdi?</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Doğan'a Dalan'ın gözaltına alınacağını kim haber verdi?&lt;br /&gt;Tekirdağ Şarköy 95. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Nurettin Işık'ın, son Ergenekon dalgası öncesi Aydın Doğan'la görüştüğü iddia ediliyor&lt;br /&gt;Tuğgeneral Nurettin Işık'ın, 24 Ekim 2008 günü saat 15.30'da, resmi bir araçla geldiği Doğan Medya Center'da Aydın Doğan'la bir süre görüştüğü bildirildi. Tuğgeneral Işık'ın bu görüşmede Aydın Doğan'a Bedrettin Dalan'ın Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınacağı bilgisini verdiği öne sürüldü. Aydın Doğan'ın da bu görüşme üzerine Bedrettin Dalan'ı uyardığı ileri sürülüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞAN UYARDI DA DALAN KAÇTI MI?&lt;br /&gt;Nurettin Işık'ın Aydın Doğan'la yaptığı görüşme sonrası operasyonun yapılacağını aylar öncesinden haber alan Bedrettin Dalan'ın da, etrafına Ankara'ya gideceğini duyurarak o gün gizlice İngiltere'ye kaçtığı bildirildi. Bir süre İngiltere'de kalan Dalan'ın oradan da İsrail'e uçtuğu, daha sonra da Amerika'ya kaçtığı savunuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IŞIK'IN YEĞENİ UYUŞTURUCUDAN YARGILANIYOR&lt;br /&gt;Aydın Doğan'a Bedrettin Dalan'ın Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanacağı bilgisini verdiği iddia edilen Tuğgeneral Nurettin Işık'ın ise Balıkesir'de görevde bulunduğu dönemde yeğeninden dolayı sıkıntı çektiği ortaya çıktı. Nurettin Işık'ın yeğeni Enis Işık'ın, 28 Kasım 2007 tarihinde uyuşturucu ticaretinden yakalandığı ve halen yargılandığı bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALTAYLI: DALAN'I BÜYÜK BİR MEDYA PATRONU UYARDI&lt;br /&gt;Operasyonun ilk günüde Bedrettin Dalan'ın kaçış hikayesini ve arkasındaki detayları kaleme alan Fatih Altaylı, Dalan'ın, yakalanacağı yönündeki bilgileri büyük bir medya patronu olan dostundan aldığını yazmıştı. İşte Altaylı'nın o yazısı…&lt;br /&gt;“Operasyonun en önemli hedeflerinden biri olan Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve İSTEK Vakfı Başkanı Bedrettin Dalan da bu operasyonu biliyor ve bekliyordu… Dalan, uzunca bir süredir Savcı Zekeriya Öz'ün projektörleri altındaydı. Bunu Dalan da biliyordu. Ve Dalan birkaç ay önce yurtdışına çıktı. Ne nereye gittiği belliydi ne de nerede olduğu. Bilinen cep telefonlarını da kapattı ve ortadan kayboldu. Dalan'ın yakın dostu olan bir medya patronu tarafından “Seni de alacaklar” diye uyarıldığı ve bunun üzerine yurtdışına çıktığı fısıldanıyordu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KEMAL GÜMÜŞ &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5378630160605397237?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5378630160605397237/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5378630160605397237' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5378630160605397237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5378630160605397237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/01/doana-dalann-gzaltna-alnacan-kim-haber.html' title='Doğan&apos;a Dalan&apos;ın gözaltına alınacağını kim haber verdi?'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5368208375952286328</id><published>2009-01-01T01:40:00.000-08:00</published><updated>2009-01-01T01:42:14.399-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aydın doğan sallamaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan grubu=siyonizm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='atan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vatan'/><title type='text'>vatan gazetesi değil atan gazetesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;vatan,yalan,atan,medya,aydın doğan sallamaları,doğan grubu=siyonizm&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://yenisafak.com.tr/resim/site/vat5521c782551a9f9dby.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 225px;" src="http://yenisafak.com.tr/resim/site/vat5521c782551a9f9dby.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://yenisafak.com.tr/resim/site/kapak1255511ab1551a9ff0kp.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 990px; height: 1461px;" src="http://yenisafak.com.tr/resim/site/kapak1255511ab1551a9ff0kp.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Şafak gazetesinin, küresel ekonomik krizin etkilerinin arttığı son aylarda yayınladığı, reel sektörün, üreticilerin ve piyasaların rahatlatılması için çözüm yollarını ortaya koyan haberlerini görmezden gelerek, tek bir haberden yola çıkarak iftira kampanyası başlatan Vatan gazetesini, TOKİ yalanladı. Yeni Şafak'ın reel sektöre olan kamu borçlarına dikkat çeken 'Devlet öderse piyasa coşar' başlıklı haberini dün 'Para kesilince Yeni Şafak attı' başlığıyla manşetine taşıyan Vatan'a ilk tokat TOKİ'den geldi. Konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapan TOKİ, 'Haberde adı geçen firmanın (Albayrak Holding) TOKİ tarafından ödenmeyen yasal bir alacağı bulunmamaktadır' denildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamada şu görüşlere yer verildi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'31 Aralık 2008 tarihli bir gazetenin manşetten verdiği "Para kesilince Yeni 'Şafak attı'" başlıklı haberde belirtilmiş olan görüşler üzerine aşağıdaki açıklamayı yapma gereği doğmuştur: Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) ve İştirakleri tüm dünyayı etkileyen olumsuz ekonomik koşulları da dikkate alarak, bütün yüklenicilerine; eşit mesafede ve yasaların izin verdiği oranda "iyileştirici ve yardım edici" tarzda yaklaşmaktadır. Ayrıca İdaremiz tarafından yapılan hakediş ödemelerinde herhangi bir aksama söz konusu değildir. Bahse konu haberde adı geçen firmanın, TOKİ tarafından ödenmeyen yasal bir alacağı bulunmamakta olup, İstanbul-Güneş Park projesi ile ilgili olarak süre uzatımı talebi incelenmiş ve 30 Aralık 2008 tarihi itibari ile de süre uzatımı verilmiştir.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendileri gibi biliyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatan gazetesinin iddiaları üzerine bir açıklama yapan Yeni Şafak Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Mustafa Albayrak, 'Yayıncı olarak gerçek sorunları ortaya çıkaramamak; gündemi kaçırmak, halkın olsun, iş dünyasının olsun nabzını tutamamak bu gibi sonuçlar doğuruyor' dedi. Bu tarz haberlerin o yayın grubu için alışılageldik bir tarz olduğunu vurgulayan Albayrak, 'Bir işin oldu mu, ya yandaşlık ya da saldırı taktiği, geçmişten beri uyguladıkları bir tarzdır. Bizde böyle bir tarz yoktur. Hele bir de "yok öyle olur, yok böyle olur" gibi söylemler bizim ahlak anlayışımızla bağdaşmaz' diye konuştu. Devletle işlerin sözleşmelerle yapıldığını belirten Albayrak, şu an itibariyle dahi sözleşmelerle belirlenen kurallar dışında hiçbir alacaklarının bulunmadığını bildirdi. Albayrak, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Devletle ne bir alacak ne de bir borç sorunumuz var. Sözleşme ile her şey bellidir. Ayrıca TOKİ Başkanı'yla ileri sürüldüğü gibi bir görüşme de olmamıştır. Hele 'toplu katliam' gibi bir konuşma adabı hem bizde yoktur hem de devlette. Devletle iş yapılırken temennilerde bulunulur. İddia edildiği gibi para için böyle cümleler bizim tarafımızdan asla kullanılmaz. TOKİ Başkanı ile görüşmemiz ya bir düğün veya bir bayramlaşmada olmuştur. Böyle ortamlarda bu tür görüşmeler yapılmaz'&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5368208375952286328?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5368208375952286328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5368208375952286328' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5368208375952286328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5368208375952286328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2009/01/vatan-gazetesi-deil-atan-gazetesi.html' title='vatan gazetesi değil atan gazetesi'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2614785727297018777</id><published>2008-12-31T15:19:00.000-08:00</published><updated>2008-12-31T15:20:03.486-08:00</updated><title type='text'>İHH mazlumların yanında</title><content type='html'>İHH'den Gazze'ye yardım&lt;br /&gt;İHH İnsani Yardım Vakfı'nın 5 tonluk tıbbi yardım malzemesinin Gazze'ye ulaştığı bildirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İHH'den yapılan yazılı açıklamada, Gazze'ye giren ilk yardım kuruluşu olan vakfın, ilaç ve ameliyat malzemesinden oluşan 5 tonluk tıbbi malzemeyi Gazze Sağlık Bakanlığına teslim ettiği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıbbi malzeme yardımını alan Sağlık Bakanlığı yetkililerinin, hayırsever Türk halkına ve İHH ekibine teşekkür ettiği kaydedildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamada, İHH ekibinde yer alan Dr. Şaban Coşkun başkanlığındaki sağlık heyetinin, İsrail'in saldırısında yaralananları muayene ettiği, vakfın ilaç, konserve balık, şeker, çocuk bezi, süt tozu gibi malzemeler bulunan bir kargo uçağını Mısır'a göndereceği de ifade edildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2614785727297018777?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2614785727297018777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2614785727297018777' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2614785727297018777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2614785727297018777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/ihh-mazlumlarn-yannda.html' title='İHH mazlumların yanında'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4641665933363948918</id><published>2008-12-25T13:23:00.000-08:00</published><updated>2008-12-25T13:24:16.355-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='maliye borcu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan grubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan holding'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aydın doğan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vergi borcu'/><title type='text'>Maliye'den Doğan'a büyük darbe !</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;aydın doğan,doğan grubu,maliye borcu,vergi borcu,doğan holding&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Maliye'den Doğan'a büyük darbe !&lt;br /&gt;Doğan'ın ödemediği 15,7 milyon YTL'lik vergi borcu; 19,4 milyon gecikme zammı ve 40 bin YTL'de 'vergi ziyaı' ile tebliğ edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğan Yayın Holding A.Ş, toplam 15 milyon 731 bin 189 YTL tutarında ''vergi aslı'' ödemesi ile 19 milyon 451 bin 322 YTL tutarında ''vergi ziyaı'' ve 40 bin YTL tutarında özel usulsüzlük cezaları içeren vergi/ceza ihbarnamelerinin şirkete tebliğ edildiğini duyurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğan Yayın Holding'den İMKB'ye yapılan açıklamada, 1 Nisan 2002/31 Mart 2003 hesap dönemine ilişkin olarak, Halkalı Vergi Dairesi tarafından gönderilen 19 Aralık 2008 tarihli ''vergi inceleme raporları'' dayanak gösterilerek toplam 15 milyon 731 bin 189 YTL tutarında ''vergi aslı'' ödemesi ile 19 milyon 451 bin 322 YTL tutarında ''vergi ziyaı'' ve 40 bin YTL tutarında özel usülsüzlük cezaları içeren vergi/ceza ihbarnamelerinin dün şirkete tebliğ edildiği belirtildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamada, vergi inceleme raporlarında özetle, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun geçici 10. maddesinin, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa (KVK) doğrudan atıf yaptığı, iştirak hissesi satışında KDV istisnasının uygulanmasının mezkur madde hükümlerine göre uygulanmasının mümkün olmadığı, dolayısıyla hisse senedi ile temsil edilmesine rağmen KDV kanunu uygulamasında iştirak hissesi olarak değerlendirilmesi gereken ve 5422 sayılı KVK'nın geçici 28. maddesi ile KDV Kanununun geçici 10. maddesinde yer alan istisna şartlarını taşımayan iştirak hisselerinin satışında (İMKB ve SPK'ya şirket tarafından bildirilen 25 Şubat 2003 tarihli İMKB özel durum açıklaması) KDV hesaplanması gerektiğinin yer aldığı hatırlatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İDDİALAR-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Raporlarda ayrıca, iştirak hisselerinin satın alınmasına ilişkin finansman giderlerinin (kur farkı ve faiz giderlerinin) gider yazılamayacağının, iddia edildiği savunularak, şöyle denildi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''İlk iddia (hisse senedi ile temsil edilmesine rağmen, hisselerin satışında KDV hesaplanması gerektiği) ile ilgili olarak talep edilen vergi aslı 10.655.172 YTL ve vergi ziyaı cezası da 10.655.172 YTL olmak uzere toplam 21.310.344 YTL.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci iddia (iştirak hisselerinin satın alınmasına ilişkin finansman giderlerinin, kur farkı ve faiz giderleri, gider yazılamayacağı) ile ilgili olarak talep edilen vergı aslı 4.960.177 YTL ve vergı ziyaı cezası da 4.960.177 YTL olmak üzere toplam 9.920.354 YTL''dır. Yukarıdaki iki iddiaya bağlı olarak kurumlar geçici vergi hesaplaması ile ilgili olarak da 3.720.133 YTL tutarında vergi ziyaı cezası hesaplanmıştır. Dolayısı ile sadece söz konusu iki iddia ile ilgili olarak talep edilen toplam tutar 34.950.831 YTL olmaktadır.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu iddialara karşı görüşe de yer verilen açıklamada, senede bağlanmış hisselerin satışında KDV hesaplanmasında, genel kabul görmüş ve yerleşik uygulamalar dikkate alındığında, senede bağlanmış hisselerin satışında KDV hesaplanması gerektiği yönünde bir yorumla ilk kez karşı karşıya kalındığı vurgulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-''MALİYE BAKANLIĞININ BİRDEN FAZLA MÜKTEZASI VAR''-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vergi inceleme raporundaki iddia kabul gördüğü takdirde, son beş yılda iştirak hissesini satmış bir çok gerçek ve tüzel kişi için vergi matrah farkı ve vergi ziyaı cezası hesaplanmasının gündeme geleceğine işaret edilen açıklamada, iştirak hisselerinin alımına ilişkin finansman giderlerinin gider yazılması konusunda Maliye Bakanlığının birden fazla muktezası bulunduğuna dikkat çekildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açıklamada şu görüşler yer aldı:&lt;br /&gt;''Görüldüğü üzere, söz konusu vergi inceleme raporlarında yer alan iddialar, başta hisseleri İMKB'de işlem gören şirketler olmak üzere, yüzlerce şirketin ve onlarca holdingin son beş yıl içerisinde gerçekleştirmiş olduğu hisse alım ve satım işlemlerinin akibetini yakından ilgilendirmektedir. Vergi inceleme raporlarındaki iddiaların kabul görmesi halinde, bu kapsamdaki şirketlerin milyarlarca YTL mali yükümlülük altına girmesi kaçınılmazdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vergi inceleme raporlarında eleştiri konusu yapılan şirketimiz uygulamalarının, yasal düzenlemelere ve Maliye Bakanlığının tebliğ, sirküler ve müktezalarına uygun olduğu düşünülmekte olup, düzenlenen vergi inceleme raporlarında yer alan iddialara karşı her türlü yasal hakkımız kullanılacaktır.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AA&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4641665933363948918?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4641665933363948918/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4641665933363948918' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4641665933363948918'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4641665933363948918'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/maliyeden-doana-byk-darbe.html' title='Maliye&apos;den Doğan&apos;a büyük darbe !'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-6559193873696181221</id><published>2008-12-22T03:45:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T03:46:50.547-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan medya grubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='traj meselesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gazete trajları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='trajlar güvenilir mi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aydın doğan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zaman gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gazeteler'/><title type='text'>doğan hem zamanı dağıtıyor hem trajı yalan diyor</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;doğan medya grubu,aydın doğan,zaman gazetesi,gazete trajları,trajlar güvenilir mi,traj meselesi,gazeteler,medya&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğan Zaman'ı hem dağıtıyor, hem de 'tirajın yalan' diyor&lt;br /&gt;Turgay Yener'in ortaya çıkardığı “Zaman'dan Aydın Doğan'a yıllık 12 milyar YTL'lik can suyu” haberinin tartışmaları devam ederken, Doğan'ın yazarlarının hemen her fırsatta kendi patronlarının dağıttığı Zaman gazetesinin tirajının gerçekleri yansıtmadığını iddia etmelerindeki gariplik de dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;Yaysat'ın da sahibi olan Doğan medyasının hemen her fırsatta Zaman camiasına saldırıyor olmasına rağmen ısrarla Zaman'ın Aydın Doğan'a dağıtılarak büyük paralar kazanmalarına yol açmalarının nedeni anlaşılamıyor. Bu tartışmadaki belki de en önemli nokta ise Zaman gazetesini Aydın Doğan'ın Yaysat'ı dağıtmasına, tiraj rakamlarının öncelikle Doğan medyası yazarları tarafından bilinmesine rağmen pek çok Doğan grubu yazarının Zaman'ın tirajıyla ilgili sürekli “yalan tiraj” şeklinde yazılar yazması oluşturuyor. İşte çok sayıdaki yazılardan sadece birkaç örnek: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BEDAVA DAĞITIYORSUNUZ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gazetenizi savunmak için mail gönderen okurlarınızın büyük bölümü, Gülen röportajı sırasında bayiden 8-10 gazete alıp, eşe dosta ücretsiz dağıttığını söylüyor... Bu da; gazetenizin normalde 20 bin olan satışının o günlerde 200 bine yükselişinin gerçek nedenini ortaya çıkarıyor.” Mustafa Mutlu Vatan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Zaman gazete bayilerinde toplam 20 bin adet satıyor... `Zaman yöneticileri yalan mı söylüyor?` demeyin... Asla... Böyle bir iddiam yok! Sadece Zaman`ın `kendine özgü` bir satış yönetimi var... Tezgahta 20 bin satan bu gazete; her gün yine Yaysat aracılığıyla Türkiye`nin dört bir yanına yaklaşık 380 bin gazete daha gönderiyor. Bu`özel paket`ler, Zaman`ın bürolarına teslim ediliyor. Sonra da bürolar aracılığıyla abonelere dağıtılıyor. Kısacası bu gazete öylesine büyük bir `mucize`ye imza atmış ki; böylece abone yoluyla her gün 380 bin gazete satmayı garantilemiş...`Mustafa Mutlu Vatan &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİLYARLARCA LİRAYI NERDEN BULUYORLAR?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gazetelerin tirajlarını belirleyen ABC Tiraj Denetleme Kurulu belgelendirilmeyen abone rakamlarını satış olarak kabul etmiyor. Zaman gazetesi ABC'ye üye olarak kabul edilmişti. Ancak, abone satışlarını belgeleyemediği için bu kuruldan çıkarıldı. Şimdi ilan ettiği tirajlar gerçek olarak kabul edilmiyor. Önemli soru da şu: Ne zaman ve ne kadarının döneceği belli olmayan milyarlarca lirayı nereden bulup bu kadar gazeteyi basıp dağıtıyorlar?” Tufan Türenç Hürriyet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KÜFÜRLERİ HOCAEFENDİLERİNE GÖNDERECEĞİM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Geçen gün tiraj sefaleti ile ilgili yazdığım yazı bazı kişileri fazlasıyla rahatsız etmiş. Bana ‘cemaatten' gelen küfürlü tepkileri, topluca Hoca Efendilerine göndereceğim.&lt;br /&gt;Artık bunları o okuyup, kendi cemaatinin durumuna gözyaşı döksün! Bu kadar terbiyesiz ve ağzı bozuk insanı, aynı cemaat çatısı altında nasıl toplayabildiğinin hesabını kendisine versin.” Mehmet Yakup Yılmaz Hürriyet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KONUYLA İLGİLİ TURGAY YENER'İN YAZISINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Murat Unay&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-6559193873696181221?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/6559193873696181221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=6559193873696181221' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6559193873696181221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6559193873696181221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/doan-hem-zaman-datyor-hem-traj-yalan.html' title='doğan hem zamanı dağıtıyor hem trajı yalan diyor'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2361260157450921864</id><published>2008-12-22T03:42:00.000-08:00</published><updated>2008-12-22T03:43:38.353-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan medya grubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vatan gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalan habercilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='radikal gazetesiposta gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aydın doğan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya ve ergenekon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hürriyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ertuğrul özkök'/><title type='text'>doğan medya grubuna neler oluyor</title><content type='html'>&lt;span style="font-style:italic;"&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;aydın doğan,doğan medya grubu,ertuğrul özkök,hürriyet gazetesi,milliyet gazetesi,radikal gazetesiposta gazetesi,vatan gazetesi,yalan habercilik,medya ve ergenekon,yalan habercilik&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İşte akıllara zarar &lt;b&gt;'komplo teorisi'&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İşte akıllara zarar 'komplo teorisi'&lt;br /&gt;Danıştay cinayetinin hemen ertesi günü başlayan çarpıtma ile bugünlerde oruç tutmayanlara baskı olduğunu yansıtan anketlerle ne hedefleniyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangisi ‘komplo teorisi’, Ertuğrul Bey söylesin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi gelin, Hürriyet ile Ergenekon arasında bir amaç birliği olduğu değerlendirmesinde bulunmayın.&lt;br /&gt;Ergenekon Terör Örgütü’nün en önemli ve en aktüel eylemi olan Danıştay’daki hakim cinayetinin hemen iki gün sonrasındaki Hürriyet gazetesi önümde..&lt;br /&gt;Devlet gazetesi; haberleri ile, köşe yazıları ile, olayı mütedeyyin insanların üzerine yıkmış bile..&lt;br /&gt;Ama yine de, sadece bununla yetinilse, “Bir bakış açısı.. Gerçeği tam görememiş olabilirler. Yanılmış olabilirler” diyerek, pek önemsemeyebilirsiniz.&lt;br /&gt;Ama, olayın gerçek şeklinin, görünenden farklı olabileceğini söyleyenleri suçlarsanız.. Hele hele bu suçlamayı devlet gazetesinin genel yayın yönetmeni sıfatıyla yaparsanız.. Kusura bakmayın, ben sizin masumane bir yorumda bulunduğunuza nasıl inanayım?&lt;br /&gt;Buyurun, Danıştay cinayetinin hemen ertesi günü, Vakit başta olmak üzere, bazı medya organlarındaki “Cinayet derin güçlerin işi. Katilin türban yasağı sebebi ile cinayeti işlediği iddiası, hiç de inandırıcı değil. Bunun arkasında, türban yasağına karşı olanlar değil, tam aksine türban yasağının sürmesini isteyenler var” görüşünü komik bir “komplo teorisi” olarak gösteren Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün köşesini okuyalım.&lt;br /&gt;Yazının başlığı, “Miadı dolmuş komplo teorileri”.&lt;br /&gt;Cinayetin arka planındaki gerçekleri sorgulamayı, işin başında mahkûm ediyor: “Miadı dolmuş” diyor beyefendi...&lt;br /&gt;Sadece miadı dolmakla kalmıyor, kendisi de klasik bir “komplo teorisi” imiş zaten.&lt;br /&gt;Neymiş o komplo teorisi olan?&lt;br /&gt;Yazdıklarından hiç utanma hissi yaşamayan adamın, köşesinden, birebir alıntılayalım: “Malum çevre artık kabak tadı veren o müthiş, o çok ‘zekice’ sandıkları komplo teorisini yine önümüze sunuyor. ‘Bu olayı anlamak mı istiyorsunuz, şuna bakacaksınız. Bu eylem kimin işine yaramıştır?’ Tabiî sorunun bıraktığı boşluğu yine kendi kurnaz akıllarınca dolduruyorlar. ‘Türkiye’yi germek isteyenlerin...’!”&lt;br /&gt;Bugünün de en güçlü gazetesi gösterilen Hürriyet’in yayın yönetmenine göre, demek ki neymiş: “Vakit gazetesinin o gün dile getirdiği teori, artık kabak tadı vermiş”miş. “Biz, zekice sandığımız komplo teorileri ile olaya yaklaşıyor”muşuz. “Kurnaz akıllarımla kendimiz sorup, kendimiz cevaplıyor”muşuz.&lt;br /&gt;Cinayetin üzerinden 2.5 yıl geçtikten sonra sormamız lazım Ertuğrul Beye: “Kabak tadı veren, bizim komplo teorilerimiz miymiş, yoksa sizin o meşhur ‘İrtica kapıda..’ hayali suçlamalarınız mı?”&lt;br /&gt;Buyurun, bugün aynı konuyu, bir daha yazın bakalım Ertuğrul Bey.. Komplo teorisi, sizinki miymiş, bizimki mi?&lt;br /&gt;Ertuğrul Bey, o günkü yazısına, pespaye ifadelerle bakın nasıl devam ediyor: “Kendi cemaat evinde oturanlarının cinayetlerini bir türlü sabıka siciline geçiremeyenlerin sığındığı nokta, bu iğrenç komplo teorisidir.”&lt;br /&gt;Vay canına sayın seyirciler..&lt;br /&gt;Demek ki, “Bizim evimizdekiler cinayet işliyorlarmış. Biz de cinayetleri, iğrenç komplo teorisi ile izah ediyormuş”uz!&lt;br /&gt;Peki geçtiğimiz hafta verilen Yargıtay kararı ile ortaya çıkan ne? Özkök’ün dediğinin tam aksine, “karşı cemaatin evindekiler cinayet işliyorlar ve o cinayetler bizim evdekilerin siciline yazılmak isteniyor”muş!&lt;br /&gt;Tabiî bu işte, Ertuğrul Bey de, “üzerine düşen vazifeyi lâyıkıyla yapıyor”muş!&lt;br /&gt;Sadece yukarıdaki ifadelerle değil.&lt;br /&gt;Şunlar da Ertuğrul’un aynı yazısından: “TBMM Başkanı Bülent Arınç, ‘Bu cinayeti türbanla karıştırmayın’ diyor. Tamam biz karıştırmayalım. Ama bizzat cinayeti işleyen adam ne diyor: ‘Ben Allah’ın askeriyim, türban kararını protesto etmek için vurdum.’ Arınç istediği kadar kızsın, türban değil desin. Önümüzdeki tablo budur. Eli silahlı adam, ‘Ben bu cinayeti türban için işledim’ diyor. Şimdi biz kendisine, ‘Hayır kardeşim, sen bu cinayeti türban için işlemedin’ mi diyeceğiz? Desek ne yazar?”&lt;br /&gt;Nasıl ama?&lt;br /&gt;O gün, ErtuğrulÖzkök’ün köşesinde, Alparslan Arslan’a cinayet emrini veren Veli Küçük yazmış olsaydı, olayı ancak bu kadar çarpıtabilirdi değil mi?&lt;br /&gt;Evet, plan zaten bu idi. Cinayeti işletip, mütedeyyin insanların üzerine yıkmak. Medyadaki uzantılar vasıtası ile olay “dindar tetikçi işi” olarak göstermek.. Olayı doğru noktadan sorgulayan Vakit gibi uyanıklar çıkarsa, onlar da yine medyadaki maaşlılar vasıtası ile “komplo teorisyenleri” olarak kamuoyu vicdanında mahkûm etmeye çalışmak!&lt;br /&gt;Yapılan iş budur işte..&lt;br /&gt;Onun içindir ki; ben bekliyorum, “Ergenekon’un medya ayağı, ne zaman Silivri’de hesap verecek?”&lt;br /&gt;ALİ KARAHASANOĞLU - VAKİT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın Doğan’ın -azınlık- peydahlama müdürü anketlerle teselli oluyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün de ifade etmiştim, bugün de söylüyorum, Türkiye’nin özürlü aydıncıkları Radikal gazetesinde teşkilatlandı...&lt;br /&gt;28 Şubat onbaşısı İsmet Berkan bu meselenin sadece teşrifatçısı...&lt;br /&gt;Benim kanaatim, emir Aydın Doğan’dan gelmektedir...&lt;br /&gt;Baksanıza kartelin tüm gazeteleri aynı delikten ötmekteler... Biri ne derse, diğeri aynısını tekrarlıyor...&lt;br /&gt;Ne olmuş?&lt;br /&gt;Anadolu şehirlerinde oruç tutmayanlara baskı uygulanıyormuş... Oruç tutmayanlar işkence görüyorlarmış...&lt;br /&gt;Salla gitsin değil mi İsmet!..&lt;br /&gt;Adı ilk defa duyulan, herhangi bir behresi görülmeyen Prof.Dr. Binnaz Toprak yapmış araştırmayı...&lt;br /&gt;Kimdir bu Binnaz Toprak?&lt;br /&gt;Benim naçizane kanaatim “Ali’siz Alevi” taraftarı olması yolundadır.&lt;br /&gt;Ankette Erzurum hikâyeleri hayli yer tutuyor... “Subay kızı oruç tutmaz” saçmalığı ile başlayıp, alevi lokantacıların Ramazan’da iş yerlerine perde çekmeleri yer alıyor...&lt;br /&gt;Trabzon hiç ihmal edilir mi? Binnaz hanım oraya da uğramış... Öğrenci ile çalışan kadının arasında geçen komik bir hikâye var ki insanı gülmekten öldürür...&lt;br /&gt;Kayseri, Trabzon, Konya başı çekiyor... Adapazarı, Batman, Sivas, Aydın ve daha başka iller örneklenmiş... Tabii aslı astarı varsa...&lt;br /&gt;Ramazan’da güpegündüz oruç yiyen öğretim üyesine bir Ülkücü “Sen Prof. olmuşsun amma adam olamamışsın” demiş... Cuma’ya gidecek öğrencilere izin verilmesi, Batman’da Cuma günleri derslerin boş geçtiği yalanları neyse ne, amma şu ifade hangi komedi türüne aittir bakar mısınız:&lt;br /&gt;“Malatya’da bir iş adamı, çevrelerinde iş alamama kaygısıyla içkiyi bırakan, umreye, hacca giden çok kişi olduğunu anlattı...”&lt;br /&gt;Yalanın batsın İsmet!..&lt;br /&gt;Çok gülünç oluyorsun amma bilmiyorsun galiba...&lt;br /&gt;Bir kamu çalışanı, Aydın’da Cumhuriyet gazetesi okuduğu için şeflerinden tepki aldığını iddia etmiş...&lt;br /&gt;Güldürücü ve düşündürücü hikâyeler gırla gidiyor...&lt;br /&gt;Belki de bu vesileyle ikinci Nobel almak niyetindeler...&lt;br /&gt;Amma kime verilmeli?&lt;br /&gt;Aydın Doğan’a mı, İsmet Berkan’a mı, Binnaz Toprak’a mı?&lt;br /&gt;Kartel isterse her çalışanına, yani görevde kusur bırakmayana çok ödüller temin eder... Nobel olur, Oscar olur, olur işte...&lt;br /&gt;Azınlık Peydahlama Müdürü vazifesini bihakkın ifa eylemiş... Alevi camiasına gülünç yalanlar sarkıtarak meseleyi Çapan Oğlu’nun abdest suyu gibi sulandırmış...&lt;br /&gt;Olsun ne var?&lt;br /&gt;Patron öyle istemiş, öyle olmuş muhtemelen...&lt;br /&gt;Pazar günü ise, yine Radikal/köktenci gazete bu sefer “Kürt nüfusu” hakkında olta attı...&lt;br /&gt;Memlekette ağzını açmış, gözünü yummuş balık mı yok?&lt;br /&gt;KONDA ve Binnaz Toprak hanımın hazırlayıp Radikal gazetesine teslim ettikleri ve İsmet onbaşının gayretleriyle yerli yerine oturan iki çalışmadan bahsediliyor...&lt;br /&gt;“Biz Kimiz Toplumsal Yapı” ve bir de “Biz Kimiz Hayat Tarzları” şeklinde iki yönlendirme raporu...&lt;br /&gt;“Alevi” çivisi yerli yerine çakılmış ki, bu sefer de Kürt çivisiyle kafa bulmak istiyorlar...&lt;br /&gt;Kim yani?&lt;br /&gt;Kim olacak kardeşim, medya patronu Aydın Doğan ve paralı tetikçileri...&lt;br /&gt;Türkiye’de ne kadar kaşınacak yara varsa kaşıyacaklar ve havayı bulandıracaklar anlaşılan... Bu görev ise patrona bağlı gazeteler içinde Radikel’e tahsis edilmiştir..&lt;br /&gt;1- Ermenilerden özür dileme özürlüsü aydıncıkların çakışı...&lt;br /&gt;2- Aleviler Ramazan aylarında ne kadar sıkıntı çekiyorlar palavrası üzerine çivilemeler...&lt;br /&gt;3- Türkiye’de ne kadar Kürt var, hangi ilde yaşıyorlar, bir araya gelir veya beraber hareket ederlerse sağ partileri hezimete uğratırlar mı?&lt;br /&gt;Boşa kürek çekiyorsunuz dahilde “Azınlık peydahlama” mavracıları...&lt;br /&gt;Gücünüz yetmez Türkiye’yi nakavt etmeye...&lt;br /&gt;Bilumum yazarlarınız bir araya gelseler, hepsi de Ermenistan’dan Yabanistandan emir alsalar, ter dökseler yine nafile... Burası Türklerin... Kiralık borular ötse de nihayetinde Türkiye kazanacaktır...&lt;br /&gt;Kirlenmiş bir yüreği on ırmak temizlemez&lt;br /&gt;Bir namus lekesini kırk bıçak temizlemez&lt;br /&gt;Bilerek girdiğiniz çamurun pisliğini&lt;br /&gt;Sonradan pişman olup ağlamaz temizlemez.&lt;br /&gt;ABDÜRRAHİM - KARAKOÇ - VAKİT&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2361260157450921864?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2361260157450921864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2361260157450921864' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2361260157450921864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2361260157450921864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/doan-medya-grubuna-neler-oluyor.html' title='doğan medya grubuna neler oluyor'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-8960818801411290985</id><published>2008-12-21T14:36:00.001-08:00</published><updated>2008-12-21T14:36:48.564-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet hakan kimdir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet hakan coşkun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet hakan ve hürriyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet hakan haberleri'/><title type='text'>Ahmet Hakan özür dileyecek mi peki</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi sen de özür dile Ahmet Hakan!&lt;br /&gt;Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun, bugünkü yazısında Danıştay cinayetinin Ergenekon davasıyla birleştirilmesi nedeniyle, bu cinayeti hükümet ve türbana bağlayanların ‘özür' dilemesi gerektiğini yazdı. Peki cinayetin ertesi günü Vakit'i suçlayan bir yazı yazan Coşkun da özür dileyecek mi?&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki, olayın hemen ardından ‘Dinci Vakit provoke etti' benzeri başlıklarla hedef gösteren medyaya ve aralarında Ahmet Hakan'ın da olduğu yazarlarına ne demeli? Bu medyanın ve mensuplarının da Vakit'ten özür dilemesi gerekmiyor mu? Bugün ‘özür dileyin' diye yazan Ahmet Hakan'ın kendisi de acaba Vakit'ten özür dileyecek mi? Zira 17 Mayıs 2006'daki olayın ertesi günü Ahmet Hakan yazdığı bir yazıda Vakit'i suçlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünkü yazısında, cinayete kurban giden Mustafa Özbilgin'in cenazesinde hükümet üyelerine yönelik ‘Katil hükümet' sloganlarının yanı sıra, pet şişe fırlatıldığını yazan ve bu yüzden özür dilenmesi gerektiğini belirten Ahmet Hakan, 18 Mayıs 2006'daki yazısında Vakit'i suçluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE AHMET HAKAN'IN 18 MAYIS 2006'DA VAKİT'İ SUÇLAYAN YAZISI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Açık konuşalım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BİR hafta önceydi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danıştay Başkanı Sumru Çörtoğlu, büyük yankı uyandıran konuşmasında şu cümleye de yer vermişti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir hukuk devletinde yargı kararlarının eleştirilmesi doğaldır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaklaşımdan çıkan "ilke" açık ve nettir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargı kararları da eleştirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve yargı kararlarını eleştiren herkes, o kararı veren mahkemenin üyelerini, "cezbeye gelmiş manyaklar"a hedef göstermiş sayılmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde hükmümüzü verelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Falanca da Danıştay kararını eleştirmişti... Demek ki o da hedef gösterdi" diye yapılan yorumlar, "ilke"yle bağdaşmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu çok önemli nokta da unutulmamalıdır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hukuk devletinde yargı kararlarının eleştirilmesinin doğal olması, eleştirinin her türlüsünün mübah olduğu anlamına gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Manşetten yargıç fotoğrafı yayınlayıp, "İşte bu yargıçlar sokakta bile türbanı yasakladı" diye haber yapmak, kim ne derse desin hedef göstermektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aklı başında makul eleştiri" ile "Meczupları tahrik eden yayınlar"ı birbirine karıştırmamamız gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saldırganın kimliği ve bağlantıları konusunda farklı bilgiler geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dün görüştüğüm hükümete yakın önemli bir kaynak şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Failin karanlık güçlerle bağlantılı olduğu saptandı. Bir bağlantısı olduğu kesin. Adam ülkede karışıklık çıkarmayı hedeflemiş tam bir provokatör."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bilgiyi verdikten sonra da şu ilginç ve önemli yorumu yaptı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kimin zor durumda kalacağı baştan hesaplanmış bir provokasyonla karşı karşıyayız."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki gerçek bu olsa bile...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hedef gösteren"i "masum" mu kabul edeceğiz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi ki hayır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hedef gösteren", en azından böylesi bir provokasyonun hazırlanmasına zemin hazırlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oynadığı "tehlikeli oyun" ile hem bazı insanların canlarına kastedilmesine yol açmış, hem de bir duyarlılığı paylaşan herkesin töhmet altında kalmasına yol açmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama töhmet altında kalanlar da hepten masum sayılmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi eğri oturup doğru konuşalım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Üç-beş gazete fazla satmak" için toplumsal barışa darbe vurmaktan kaçınmayan bu anlayışın sahipleriyle bir hesaplaşma içine girildi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakın hesaplaşmayı, "Bunlar da bizim yaramaz çocuklarımız" tarzında "bağışlayıcı" ve "kollayıcı" bir yaklaşımla, bu tehlikeli oyuna tolerans gösterilmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacası...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisinden nefret ettiren bir yayın çizgisini marifet bilen bu anlayışa, vaktinde karşı çıkmazsanız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta o yayın çizgisini uçağınızda ağırlar ya da "Severek okuyoruz" falan türünden çiçekler atarsanız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün gelir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O tehlikeli oyunun yol açtığı trajediler ya da provokasyonlar nedeniyle töhmet altında kalıverirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta Deniz Baykal, çıkıp "Bu olayda hükümetin sorumluluğu olduğundan hiç kuşku duymuyorum" deme cüretini bile duyar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AHMET HAKAN COŞKUN İLE İLGİLİ HABERLER İÇİN TIKLAYINIZ&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-8960818801411290985?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/8960818801411290985/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=8960818801411290985' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8960818801411290985'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8960818801411290985'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/ahmet-hakan-zr-dileyecek-mi-peki.html' title='Ahmet Hakan özür dileyecek mi peki'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2701004683212112993</id><published>2008-12-19T14:05:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T14:06:42.200-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hürriyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan tetikçiliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hürriyet gazetesi yalan dolan üç kağıtçılık haberleri'/><title type='text'>hürriyet gazetesinin sahtekarlıkları</title><content type='html'>Hürriyet'in manşetinin sırrı çözüldü!&lt;br /&gt;Ali Karahasanoğlu, Ertuğrul Özkök'ün öve öve bitiremediği manşetin sırrını yazdı.Hürriyet yine nabza göre şerbet vermiş...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O manşetleri de siz attınız ama, bir sebebi vardı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar rahatlar, şaşırmamak elde değil. Patronlarının, sahibi olduğu medya organlarını ticari amaçlar için nasıl kullandığını gösteren, her biri başlı başına skandal olayları görmezden gelip, hâlâ ortalıkta dolaşıp efeleniyorlar.. Gerçekten hayret etmemek elde değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök’ün dünkü yazısından dolayı bu değerlendirmeyi yapıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyefendi; Başbakan’ın bütçe konuşmasında, CHP ile ilgili eleştirilerde bulunurken, Hürriyet gazetesinden bazı manşetleri dayanak almasını “O manşetleri de biz attık” başlıklı yazısı ile kendisine gurur vesilesi yapmış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan’ın, Hürriyet’ten kendisine delil getirmesini, “Bakın bizim objektifliğimizi siz de kabul ediyorsunuz. Demek ki, CHP aleyhine de haber yapıyormuşuz. Siz de kabul ediyorsunuz bu durumu” yorumu ile sunuyor okuyucuya..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş; İSKİ patlamış, rüşvet çarkı Türkiye’yi sallandırırken, Hürriyet gazetesi de “Rüşvet SHP’ye böyle aktı” diye manşet atmışmış!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eeee?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eeesi de, Hürriyet gazetesi, SHP/CHP’nin de aleyhinde haber yaparmış!&lt;br /&gt;Ertuğrul Bey’in söylediği doğru.. Hürriyet gerçekten, CHP’nin de aleyhinde haber yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yapar da, ne zaman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Menfaati gerektirdiği zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Somut olayı konuşalım.. 1993 yılında “Rüşvet SHP’ye böyle aktı”&lt;br /&gt;haberini yaptıklarında, Hürriyet hangi siyasi partiyi destekliyordu? Özkök; bir orayı, bir burayı destekledikleri için unuttu ise, ben ona hatırlatayım; o tarihte Hürriyet, zaten sol partileri değil, DYP’yi destekliyordu ya..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlasanıza.. Hani Turgut Özal’ın vefatı sebebi ile, SüleymanDemirel cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmuş, siz de Tansu ablayı başbakanlık koltuğuna oturtmuştunuz ya..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o günler idi, o manşeti attığınız günler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tansu ablanızdan o biçim devlet teşvikleri ile ilgili sözler almışsınız. Hiç kaçırılır mı o fırsat? Solculuğun zamanı mıydı, o günler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SHP, DYP’nin koalisyon ortağı da olsa, Tansu ablanın elini güçlendirmek için, o haberleri gönüllü olarak yaptınız.&lt;br /&gt;Sadece o yıllarla sınırlı değil, gerektiğinde SHP/CHP çizgisi karşıtı haber yapmak.. Ertuğrul bey yazmamış ama, ben kendisine hatırlatayım, birkaç sene önce de, DenizBaykal-Erdal İnönü aleyhinde haberler yapmıştı Hürriyet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne için?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet’ten ayrılan yazarları açıklamıştı, “POAŞ’taki İş Bankası ile Doğan ortaklığında, İş Bankası’nın hisseleri satın alınırken, CHP’ye baskı yapabilmek için”miş o haberler!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz karışık oldu değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eee, bu işler böyle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimin eli kimin cebinde belirsiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şöyle izah edelim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğan Grubu, İş Bankası ile ortak olarak POAŞ’ı satın aldı. Sonrasında da İş Bankası’nın hisseleri, Doğan tarafından satın alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş Bankası, hissesini Doğan’a satarken, fiyatı düşük tutması için, İş Bankası yönetiminde CHP kontenjanından bulunan üyeleri etkilemek maksadıyla, o haberler yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta da, amaca ulaşıldı; Doğan, İş Bankası’ndan aldığı hisseleri, bir süre sonra kat kat fazlasına yabancı şirkete sattı!&lt;br /&gt;Bilmem anlatabildim mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Ertuğrul bey; bu haberi gösterip, “Bakın. Biz Deniz Baykal aleyhinde de haber yapıyoruz.Biz objektifiz” diyebilir mi?&lt;br /&gt;Dese de, kim inanır kendisine?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteden ayrılan yazarları, bu olayları tüm ayrıntıları ile anlatırken!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyle Ertuğrul, kim inanır size?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlerine gelince, başörtü özgürlüğü için yapılan anayasa değişikliğini, “411 el kaosa kalktı” diye mahkûm ederler. İşlerine gelince, “Benim babaannem çarşaflı idi” diye fotoğraf yayınlarlar.&lt;br /&gt;Hani düşünüyorum da; böyle zigzaglı olmasalar, yine de daha saygı duyulur olabilirler belki. Gerçekten de, sürekli sağ partilere muhalif olsalar, sürekli sol partileri destekliyor olsalar, “Tavırları bu. Herkes de onların bakış açılarını biliyor zaten” der, geçeriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama menfaat uğruna, bir öyle, bir böyle tavır almaları yok mu; bir gün sağ partileri, bir gün sol partileri destekliyor olmaları yok mu, esas vahim durum bu aslında!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALİ KARAHASANOĞLU-VAKİT&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2701004683212112993?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2701004683212112993/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2701004683212112993' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2701004683212112993'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2701004683212112993'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/hrriyet-gazetesinin-sahtekarlklar.html' title='hürriyet gazetesinin sahtekarlıkları'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-6109295599095419072</id><published>2008-12-19T14:04:00.000-08:00</published><updated>2008-12-19T14:05:18.179-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam karşıtı vatan gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pislik vatan gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan gazete grubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan uşağı gazete'/><title type='text'>vatan gazetesinden çirkin haberler</title><content type='html'>Çirkin, kasıtlı, provokatif!&lt;br /&gt;Aydın Doğan'ın tetikçi gazetesi Vatan'ın, Fetullah Gülen'e yönelik çirkin yayınına siyasiler de sert tepki gösterdi. Skandalın habervaktim'de yer alması üzerine bir açıklama yapan BBP'li Gündoğdu, Vatan'ın yayınını çirkin, kasıtlı ve provokatif olarak nitelendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuya ilişkin bir açıklama yapan Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Metin Gündoğdu, “Birlik ve beraberliğimizin temel harcı olan dini ve milli değerlerimiz ve bu değerlerimize hizmet eden ilim adamlarımız günlük her türlü tartışmaların dışında tutulmalı, ölçüsüz beyan ve yayınlarla yıpratılmamalıdır” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VATAN, PEYGAMBERİMİZE BÖYLE HAKARET ETTİRDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VATAN'IN 3 GÜNDE BEŞ REZİLLİĞİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Habervaktim'in gündeme getirdiği ve 18 Aralık 2008 tarihinde Vatan Gazetesine ait internet sitesinde yer alan ve Fethullah Gülen Hocaefendinin vaaz veren görüntüsünün foto montaj yoluyla bateri çalar biçimde yayınlanmasını doğru bulmadıklarını belirten Büyük Birlik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Metin Gündoğdu, açıklamasında şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Büyük Birlik Partisi olarak, bizler kutsal ve milli değerlerimizin ve toplum önderlerimizin basın yayın kuruluşlarınca rencide edilmesine şiddetle karşıyız. Hepimizin ortak paydası olan bu değerlerin her türlü karalama ve yıpratıcı mülahazaların üstünde tutulmasına özen gösterilmelidir. Geçtiğimiz yıllarda başta Danimarka olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde yüce dinimiz İslam'a ve şanlı Peygamberimize basın yayın yoluyla yapılan saldırı ve hakaretler hepimizi derinden üzmüş ve Müslüman milletimizin haklı tepkilerine sebep olmuştur.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Son bir hafta içerisinde İstanbul'da camilerimize yapılan saldırılar ve kundaklama olayları sıcaklığını korurken ve bu olaylar üzerinden halkımız arasından çatışma ortamı yaratılmak istenirken; tam bu sırada Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında yapılan bu çirkin yayını kasıtlı ve provokatif amaçlı buluyoruz.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sonuç olarak farklılıklarımızı zenginlik kabul eden bir anlayışla olaylara yaklaşılmalı, ancak birlik ve beraberliğimizi zedeleyici tutumlardan, beraber yaşama kültürünü tahrip edici eylem ve davranışlardan kaçınmalıyız.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-6109295599095419072?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/6109295599095419072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=6109295599095419072' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6109295599095419072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6109295599095419072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/vatan-gazetesinden-irkin-haberler.html' title='vatan gazetesinden çirkin haberler'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5175016114676895517</id><published>2008-12-18T11:34:00.000-08:00</published><updated>2008-12-18T11:35:28.185-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türksel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan media'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan medya grubundan edepsizlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turkcell'/><title type='text'>doğan medya grubu türkselden niye rahatsız</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/sxs-ZkPk8AA&amp;hl=en&amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/sxs-ZkPk8AA&amp;hl=en&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5175016114676895517?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5175016114676895517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5175016114676895517' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5175016114676895517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5175016114676895517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/doan-medya-grubu-trkselden-niye-rahatsz.html' title='doğan medya grubu türkselden niye rahatsız'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-219707904634926669</id><published>2008-12-17T10:33:00.001-08:00</published><updated>2008-12-17T10:34:19.623-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pornocu aydın doğan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hürriyet porno'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zürriyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='porno sitesi hürriyet gazetesi'/><title type='text'>hürriyet gazetesi porno sitesini geçti</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.habervaktim.com/resim/resim47153_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 240px;" src="http://www.habervaktim.com/resim/resim47153_2.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Porno sitesini geçti!&lt;br /&gt;Ahlaksızlıkta sınır tanımayan kartel gazeteleri sonunda bunu da yaptı. Paris'te yapılan bir gösterinin haberini internet sitesinin manşetine taşıyan Hürriyet, öyle bir fotoğraf kullandı ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pornoculuğu tescilli Aydın Doğan'ın en büyük gazetesi Hürriyet, internet sitesinde büyük bir ahlaksızlığa imza attı. Paris'te çırılçıplak soyunarak gösteri yapan eylemcilerin haberini manşetine taşıyan Hürriyet, görenleri şoke eden bir fotoğraf kullandı. Zira çıplak eylemciler hiç bir şekilde mozaiklenmemişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kartel gazetesi Hürriyet'in, manşete değer bulduğu ve güpe gündüz çırılçıplak insanların fotoğrafını yayınladığı o haber ise şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çırılçıplak soyundular, Paris'in göbeğinde 'Bahşiş'ime dokunma' eylemi yaptılar.&lt;br /&gt;Paris Belediyesi kararını protesto eden modeller, Paris Kültürel İşler Bürosu'nun önünde çıplak bir protesto eylemi düzenledi. &lt;br /&gt;Ressam ve heykeltraşlara modellik yapanlar isyan edince&lt;br /&gt;Paris'te ressam ve heykel traşlara çıplak modellik yapanlara bahşiş verilmesini yasaklayan Paris Belediyesi kararını protesto eden modeller, Paris Kültürel İşler Bürosu'nun önünde çıplak bir protesto eylemi düzenledi."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HABERVAKTİM ARAMA SAYFASINDA HÜRRİYET'LE İLGİLİ SONUÇLAR İÇİN TIKLAYINIZ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BU HABERLE İLGİLİ TARTIŞMA PLATFORMUNDA OTURUM BAŞLATMAK İÇİN TIKLAYINIZ&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-219707904634926669?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/219707904634926669/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=219707904634926669' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/219707904634926669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/219707904634926669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/hrriyet-gazetesi-porno-sitesini-geti.html' title='hürriyet gazetesi porno sitesini geçti'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2668372507393052417</id><published>2008-12-17T10:31:00.000-08:00</published><updated>2008-12-17T10:32:28.036-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vatandan yalanlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vatan gazetesi.yalan haberler'/><title type='text'>vatan gazetesinden büyük yalanlar</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;3 günde 5 rezillik!&lt;br /&gt;Kartelin tetikçi gazetesi Vatan, 3 günde 4 rezalete imza attı. 1-"İnternetin en komik geyikleri" başlığı altında verdiği haberde Fethullah Gülen Hocaefendi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı küçük düşürmek istedi. 2-Vakit'te çıkmamış bir haberi ısrarla Vakit'te yayınlanmış gibi gösterdi. 3-Sarıgül'le röportaj yaptı ama boşandıgı eşinin açıklamalarını bir gün önce yayınladı. 4-Tayfun Talipoğlu'nun habervaktim'e yaptığı açıklamayı çarpıtarak verdi. 5-Livaze Ç. ile yapılan röportajı çarpıtarak yayınladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REZALET 1: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mütedeyyin kesime saldırıda sınır tanımayan Vatan gazetesi, bugün internet sitesinde "İnternetin en komik geyikleri" başlığı altında verdiği haberde Fethullah Gülen Hocaefendi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı küçük düşürmek istedi.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Haberin anasayfasına bir klip ekleyerek Fethullah Gülen Hocaefendinin bir vaazından alınmış görüntüye montaj yapan Vatan gazetesinin sitesi, Gülen'in eline tokmaklar tutuşturarak, Metalicca amblemli zil ve davullara rock müziği yaptırdılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Erdoğan'ın fotoğrafının bulunduğu CD etiketi üzerinde de oynayan Vatan gazetesinin sitesi, CD'nin ortasındaki boşluğu Erdoğan'ın ağzına denk getirerek çirkin bir görüntünün ortaya çıkmasını sağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hakaretlerinde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü de atlamayan Vatan gazetesinin internet sitesi, Gül ile Erdoğan'ın yüzlerini, birbirlerinin kafalarına monte ederek hem Cumhurbaşkanı Gül ile hem de Başbakan Erdoğan ile alay etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DUMANLI BASIN KONSEYİ'NİN GÜNDEMİNE GETİRECEK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öte yandan başkanlığını Oktay Ekşi'nin yaptığı, Basın Konseyi üyeleri arasında bulunan Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı'nın, konuyu basın konseyinde gündeme getireceği ve şikayette bulunacağı öğrenildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REZALET 2:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kartelin tetikçi gazetesi Vatan, habervaktim'in Tayfun Talipoğlu ile yaptığı röportajı çarpıtarak verdi. Habervaktim.com'da yayınlanan bir haberi 'Dinci Vakit gazetesinin sitesi' diye veren Vatan, Talipoğlu'nun "Benim mücadelem kartel medyası ile" ifadelerini de görmezden gelip, kendi yorumlarını haberin içine serpiştirmek suretiyle bir haberde üç cinlik birden yapma başarısını gösterdi!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Habervaktim'e konuşan Tayfun Talipoğlu, hakkındaki iddialara cevap vermişti. Dünkü habervaktim'de yayınlanan haberi bugün çarpıtarak veren Vatan, yaptığı yorumları haberin içine serpiştirerek habervaktim'in haberi gibi yansıtmaya çalıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tetikçi Vatan, haberinde habervaktim.com internet sitesini görmezden gelerek Vakit gazetesi için 'Dinci Vakit', habervaktim.com için de 'Dinci Vakit'in internet sitesi' ifadelerini kullandı. Bu da akıllara mefhumu muhalifinden bakıldığı zaman "Bu şekilde Vatan gazetesi dinsiz mi oluyor?" sorusunu getirdi.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte habervaktim'de yer alan haber ve Vatan'ın çarpıtarak verdiği haber:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE HABERVAKTİM.COM'UN HABERİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Benim mücadelem kartel medyasıyla!'‘&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulislerde adı AK Parti'nin Çankaya Belediye Başkan Adaylığı için geçtiği öne sürülen Tayfun Talipoğlu, iddiaların iç yüzünü habervaktim'e açıkladı. Talipoğlu, “Benim mücadelem her zaman İstanbul dukalığı ile medya tröstü ile kartel medyası ile olmuştur” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talipoğlu, habervaktim.com'da dün yayınlanan “AK Parti Çankaya adaylığı için Tayfun Talipoğlu düşünülüyor” kulis haberinin aslını şu şekilde açıkladı: “Geçen dönem bana bir teklif geldiği doğrudur. Lakin bu dönemde resmi hiçbir teklif almadım. Şunu belirteyim. Bu tür haberler gururumu okşamıyor değil. Ancak resmi teklif almadım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BENİM MÜCADELEM KARTEL MEDYASI İLE&lt;br /&gt;AK Parti'yle aynı paralelde düşünen bir insan olduğunu belirten Talipoğlu, “Sizinle de aynı paralelde düşündüğüme inanıyorum. Çünkü AK Parti Türkiye'de dışlanan, ötekileştirilmek istenen, mağdur edilmek istenen kesimlerin partisidir. Benim mücadelem her zaman İstanbul dukalığı ile medya tröstü ile kartel medyası ile olmuştur. Beni hiçbir zaman Kanal-D de göremezsiniz, Star TV'de göremezsiniz. Ben Anadolu'yu karış karış dolaşan, halkın içinde olan bir insanım. Halkımızın dertleriyle dertlenen, onların sorunlarını, ortak paydalarını yansıtmaya çalışan bir insanım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ASLA MARKSİST OLMADIM&lt;br /&gt;Talipoğlu, “Hayatımın hiçbir döneminde hiçbir örgüte üye olmadım” dedi ve ekledi: “Asla Marksist olmadım. İstesem de olamazdım çünkü Marksist olmak için çok paranızın olması gerekir. Benim de çok param olmadı. Kaymakam yapılmamamın asıl nedeni ise ben Türkiye'de YÖK ve YÖK'ün uygulamalarına ilk karşı çıkan insanım ve YÖK'e bir mektup yazdım. Bu yüzden beni kaymakam yapmadılar. Şimdi TRT'de program yapıyorum ve çok rahat bir yayıncılık yapıyorum. Çünkü TRT'nin holdingi yok, maden işletmeleri yok, enerji işleri yok o bakımdan rahat yayıncılık yapıyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yener Dönmez-habervaktim.com-ÖZEL&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İŞTE VATAN'IN ÇARPITARAK SUNDUĞU HABER VE HABERVAKTİM'E AİT OLMAYAN O İFADELER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP'den aday olacak haberleri gururumu okşadı. Hiç Marksist olmadım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı AKP ile anılan Tayfun Talipoğlu'ndan çok ilginç açıklamalar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulislerde adı AK Parti'nin Çankaya Belediye Başkan Adaylığı için geçtiği öne sürülen Tayfun Talipoğlu, dinci Vakit gazetesinin internet sitesine konuştu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talipoğlu, adaylıkla ilgili sorulara “Geçen dönem bana bir teklif geldiği doğrudur. Lakin bu dönemde resmi hiçbir teklif almadım. Şunu belirteyim. Bu tür haberler gururumu okşamıyor değil. Ancak resmi teklif almadım.” diyerek cevap verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'AKP, DIŞLANANLARIN PARTİSİDİR'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK Parti'yle aynı paralelde düşünen bir insan olduğunu belirten Talipoğlu, “Sizinle de aynı paralelde düşündüğüme inanıyorum. Çünkü AK Parti Türkiye'de dışlanan, ötekileştirilmek istenen, mağdur edilmek istenen kesimlerin partisidir. Ben Anadolu'yu karış karış dolaşan, halkın içinde olan bir insanım. Halkımızın dertleriyle dertlenen, onların sorunlarını, ortak paydalarını yansıtmaya çalışan bir insanım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'ASLA MARKSİST OLMADIM'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70'li yıllarda siyasetle yakın bir ilişkisi olduğu bilinen ve hatta hazırladığı şiir albümlerinde de bunu ifade eden Talipoğlu, “Hayatımın hiçbir döneminde hiçbir örgüte üye olmadım” dierek bir kez daha şaşırttı ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Asla Marksist olmadım. İstesem de olamazdım çünkü Marksist olmak için çok paranızın olması gerekir. Benim de çok param olmadı. Kaymakam yapılmamamın asıl nedeni ise ben Türkiye'de YÖK ve YÖK'ün uygulamalarına ilk karşı çıkan insanım ve YÖK'e bir mektup yazdım. Bu yüzden beni kaymakam yapmadılar. Şimdi TRT'de program yapıyorum ve çok rahat bir yayıncılık yapıyorum. Çünkü TRT'nin holdingi yok, maden işletmeleri yok, enerji işleri yok. O bakımdan rahat yayıncılık yapıyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REZALET 3:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Sarıgül pazartesi günü Vatan'da yayınlanması için Mine Şenocaklı'ya özel bir röportaj vermişti. medyatava'da yer alan habere göre Sarıgül, pazar günkü Vatan'da bir başka söyleşiyi görünce çok kızdı, Vatan yönetimini arayıp, "Benim röportajımı koymayın kardeşim" diye çıkıştı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarıgül'ün boşandığı eşi Aylin Hanım, pazar günü Vatan'dan Elif Ergu'ya konuştu. Röportaj Vatan'ın pazar ekinde geniş şekilde yer buldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O röportajda eski eşin Sarıgül hakkında söylediği bazı sözler Başkan'ın canını sıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine Vatan yönetimini arayıp sitem etti, "Benim yarınki gazetede çıkacak röportajımı koymayın" dedi. Bunun üzerine Mine Şenocaklı'nın pazartesi röportajı gazeteye girmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Başkan Sarıgül ile görüşmeler sürüyor. Ara yol bulunursa iş tatlıya bağlanıp, o röportaj bu pazartesi kullanılacak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REZALET 4:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanal 7'nin anchormeni Erhan Çelik'in, Vatan muhabirine “Livaze ile söyleşi ayarlama” teklifinde bulunduğu ileri sürülmüş; olay bizzat Erhan Çelik tarafından yalanlanmıştı. Vatan, aynı röportajın içinde Livaze Ç.nin de ifadeleri üzerinde oynamış, konuyu Vakit gazetesi yazarı Serdar Arseven şu şekilde sütununa taşımıştı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Üzmez davası”nın “ana” unsurlarından Livaze Ç., ilk kez Vatan gazetesine konuşmuş.&lt;br /&gt;Bu gazetecilik başarısına(!) imza atan Vatan muhabiri Sanem'in “habere giriş”i fevkalade dikkat çekici:&lt;br /&gt;“Telefonum çaldı, açtım. ‘Merhaba ben Erhan Çelik, Kanal 7'den. Üzmez'in taciz ettiği küçük kızın annesi ile röportaj yapmak ister misin?' dedi. ‘Bayılırım. Müthiş olur, muhteşem' diyerek telefonu kapadım.”&lt;br /&gt;Şu mevzuya bak sen!..&lt;br /&gt;Kanal 7 Ana Haber'i zirveye taşıyan Erhan Çelik, durup dururken Sanem'i aramış ve “Sana bir iyilik yapayım mı?..” demiş!..&lt;br /&gt;Muhabir de:&lt;br /&gt;“Hadi yap!.. Harika olur!.. Muhteşem olur!”&lt;br /&gt;•&lt;br /&gt;Sanem'in zıplaması normal de, Çelik bunu niye yapmış olsun ki?..&lt;br /&gt;Kanal 7' ye her gün iftiralarla saldıran Vatan'a kıyak çekmek bir yana...&lt;br /&gt;Hem de Erhan gibi düzgün bir gazeteci, nasıl olur da, elinin altındaki haberi bir başkasına “teklif” eder?..&lt;br /&gt;Bu duygu ve düşüncelerle devam ettik Sanem'in “giriş”ine:&lt;br /&gt;“Ancak saatler sonra aklıma geldi; ‘Erhan'ı hiç tanımıyorum, bana bu mesleki hoşluğu niye yapıyor acaba?' diye sormak. Bu tip yardımlaşmalar bizim dünyamızda pek yoktur.”&lt;br /&gt;“E. Çelik, Kanal 7'de Ana Haber Bülteni sunucusu ve İskele Sancak programının yapımcısı. İslamî kesimin kızları ona bayılıyormuş, başlı başına bir röportaj konusu!”&lt;br /&gt;•&lt;br /&gt;Evet, çok tuhaf; Erhan Çelik, Ahmet Altan'ın kızı olmasının dışında herhangi bir özelliği ile dikkat çekmeyen Sanem'e niçin böyle bir teklifte bulunsun ki?..&lt;br /&gt;Hadi, öyle bir şey oldu diyelim; Sanem'in bu “yardım”a karşılık olarak, Erhan Çelik'i aklınca “ti”ye almayı tercih etmesinin, onu “A.H.C”leştirmeye, “magazin malzemesi” haline getirmeye çalışmasının sebebi nedir?&lt;br /&gt;Bu sorulara “tahmin yürüterek” karşılık bulamıyorsunuz.&lt;br /&gt;“Erhan Çelik ‘kompleks' yapmıştır..”&lt;br /&gt;Ya da... “Kartele zıplamak istiyordur da onun için böyle bir gül uzatmıştır” diyemezsiniz.&lt;br /&gt;Erhan, o ezik-büzük tiplerden değildir. Delikanlıdır, böyle bayağı hesaplar yapmaz.&lt;br /&gt;Ne kadar zorlarsanız zorlayın, Çelik'ten bir başka A.H.C. çıkmaz!..&lt;br /&gt;Sanem'in yazdıklarında, “Erhan, Ankara yolculuğumuz esnasında İslamî kesimin kızlarının, kendisinden ne kadar hoşlandığını ballandıra ballandıra anlattı!..” iması da var.&lt;br /&gt;Çelik'in böylesine basit muhabbetlere girecek yapıda olmadığını da biliyoruz.&lt;br /&gt;•&lt;br /&gt;Peki, öyleyse Kanal 7'nin anchormeni Erhan Çelik, Vatan muhabirine niçin “Livaze ile söyleşi ayarlama” teklifinde bulunsun?..&lt;br /&gt;Ortada bir haber varsa, niçin bir başkasına kaptırsın?..&lt;br /&gt;Vatan, Hüseyin Üzmez meselesini bahane ederek Vakit'e saldıracak olsa... Erhan Çelik'in bu işten çıkarı ne?..&lt;br /&gt;Ve diğer sorular...&lt;br /&gt;Neyse ki... Çelik bir açıklama yaptı da aydınlandı mesele.&lt;br /&gt;Efendim; “Doğan usulü gazetecilik” örneklerinden birinin mağduru olmuş Erhan.&lt;br /&gt;Mevzu şu: Üzmez davasında “tacize hedef olduğu iddia edilen” kızın “aile”sini arayıp röportaj randevusu istiyor, Çelik.&lt;br /&gt;“Aile” de, bu teklife olumlu karşılık vermekle birlikte “Sadece Kanal 7'de yayımlanırsa olmadık yerlere çekerler. Bir arkadaş da ‘diğerlerinden' gelsin” şartını öne sürünce... Erhan Çelik, arayışlara giriyor.&lt;br /&gt;Tam Sabah gazetesinden bir muhabir arkadaşını ayarlamak üzereyken...&lt;br /&gt;Ahmet Altan'ın bir aile dostu, “Bu işi bizim Sanem yapsın” diyor.&lt;br /&gt;Çelik de o an için bu işte bir sakınca görmediğinden... “Olur” veriyor.&lt;br /&gt;•&lt;br /&gt;Sanem'i arayan, Erhan Çelik değil de, “Ahmet Altan'ın, yani Sanem'in babasının yakın arkadaşı.”&lt;br /&gt;Bu durumda Sanem, “yalan yazmış”, dolayısıyla da, hem aile dostunun güvenine, hem de meslektaşının emeğine ve iyiliğine “Doğan usulü karşılık vermiş” oluyor!.. Kendisine büyük yardımı dokunan meslektaşını sevenleri karşısında güç duruma düşürmekte ve bu arada, aklınca “dalga geçmekte” sakınca görmemiş oluyor!..&lt;br /&gt;İşte efendim; bunlar böyledir, babalarını bile tanımazlar!..&lt;br /&gt;Kişisel gayretlerinizle ulaştığınız bir sonuçtan bir şekilde istifade etmiş bile olsalar, asla “razı” olmazlar!..&lt;br /&gt;Meselenin özünü böylece ortaya koyduktan sonra...&lt;br /&gt;Olan biteni sineye çekmek yerine, Vatan'ın yalanını gözler önüne sermeyi tercih eden Erhan Çelik'e tebriklerimi göndermiş olayım.&lt;br /&gt;SÖYLEŞİYE GELİNCE&lt;br /&gt;“İşin özü” böyle... Gelelim “Livaze” söyleşisine...&lt;br /&gt;Haberin başlığına bak: “Madem imanlıydın, niye çocuğu kucağına aldın?..”&lt;br /&gt;Bu kadarını okuyanlar, Üzmez'in kıza “kesin olarak” tacizde bulunduğunu düşünürler.&lt;br /&gt;Bu sorunun nasıl “üretildiğine” bakanlar ise...&lt;br /&gt;Buradaki “kucak”ın “o kucak” olmadığını, Üzmez'in, “Maddi yükleri üstüme kaldı, problemlerini kucağımda buldum” yollu cümlelerinin bir soru haline getirilerek karşı tarafa yedirildiğini...&lt;br /&gt;Livaze'nin de, buradaki “kucak” lafını alıp, “Niye kucağına alıyorsun ki”ye getirdiğini görebilirler.&lt;br /&gt;“Problemlerini kucağımda buldum” cümlesini, hele mevzu böylesine “pis” ise istediğiniz gibi kullanabilirsiniz değil mi?..&lt;br /&gt;Niyete bağlı,&lt;br /&gt;“Sabah sabah Sanem'in marifetlerini kucağımda buldum!..” cümlesinden mesela...&lt;br /&gt;Türet türetebildiğini!..&lt;br /&gt;•&lt;br /&gt;Garip bir tarzı var Sanem'in... Son zamanlara kadar Üzmez hakkında iyi şeyler düşündüğünü, lakin cezaevinden çıktıktan sonraki açıklamalardan dolayı hayli içerlediğini söyleyen kadını, “Samimi cevaplar verecekseniz devam edelim bu röportaja. Aksi takdirde manası yok konuşmanın!” diyerek tehdit ediyor alenen...&lt;br /&gt;Böyle söyleşi mi olur?..&lt;br /&gt;“Benim arzu ettiğim doğrultuda konuşmassan çeker giderim” ?.. Bu ne biçim bir söyleşidir?&lt;br /&gt;Tabiî kadının da, “Gidersen git kızım” diyememesi de ilginç!..&lt;br /&gt;Okuyan da sanacak ki, çuvalla para almış!..&lt;br /&gt;Bu arada... Kadın ve kocası, olan bitenden sonra İnegöl'den kaçıp Ankara'ya sığınmış...&lt;br /&gt;Maksat, biraz iz kaybettirmek, unutturmakmış!..&lt;br /&gt;Söyleşi için randevu almayı başaran Erhan, bu inceliği göz önünde bulundurarak, ailenin hangi şehre yerleştiğini gizli tutmayı düşünmüş.&lt;br /&gt;Lakin kartel bu; dinler mi?..&lt;br /&gt;İşte, hem “babasının yakın arkadaşına”, hem de “kendisine yardımda bulunan” bir meslektaşına kelek atmaktan çekinmeyen Kartel'deki Sanem, kadının ve ailesinin yeni şehrini deşifre etmek suretiyle... “Livaze”ye de yamuk yapmış!..&lt;br /&gt;Yeni komşuları görmeyecek mi bunları?..&lt;br /&gt;Ne yapacaklar şimdi, Ankara'yı da mı terk edecekler?..&lt;br /&gt;Bir şehirden diğerine taşınmak kolay mı?..&lt;br /&gt;Az para mı gider bu işlere?..&lt;br /&gt;Bilemem; Sanem'in patronu, bu masrafı karşılar mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;REZALET 5:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"TALİPOĞLU: VATAN'A HİÇBİR AÇIKLAMA YAPMADIM. MEDYATAVA'YA AÇIKLAMA YAPTIM. ONDA DA VALLAHİ BİLLAHİ HABERVAKTİM'İN ADI DAHİ GEÇMEDİ" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vatan, Talipoğlu'nun Habervaktim'e yaptığı açıklamayı inkar ettiğini öne sürerek, haberi ısrarla Vakit'te yayınlanmış gibi gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tayfun Talipoğlu" haberinin habervaktim.com'da yayınlanmış olmasına rağmen "Tayfun Talipoğlu'dan Vakit'e yalanlama" başlığını kullanarak haberin yayınlandığı yayın organını çarpıtmakta ısrar eden Vatan gazetesi, ilgili haberin ayrıntılarında kullandığı Tayfun Talipoğlu açıklamaları ile bir başka rezilliğe imza attı. Kendisini aradığımız Talipoğlu, Vatan gazetesine hiçbir şekilde açıklama yapmadığını, gün içerisinde açıklama yaptığı tek basın kuruluşununun medyatava.com olduğunu, medyatavaya yaptığı açıklamada ise Vakit'in adını ağzına almadığını söyledi. Talipoğlu, "Ben Vatan'a açıklama yapmadım. Medyatava'ya açıklama yaptım. Onda da vallahi billahi Vakit'in adı dahi geçmedi. Vakit gazetesi beni, yeri geldiğinde destekleyen bir gazetedir. Nasıl aleyhinde konuşurum." demesine rağmen Vatan gazetesi, Talipoğlu kendilerine açıklama yapmış gibi haber hazırlayarak "Tayfun Talipoğlu'dan Vakit'e yalanlama" başlığıyla haber yaptı. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2668372507393052417?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2668372507393052417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2668372507393052417' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2668372507393052417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2668372507393052417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/vatan-gazetesinden-byk-yalanlar.html' title='vatan gazetesinden büyük yalanlar'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5136046763972874684</id><published>2008-12-11T09:02:00.000-08:00</published><updated>2008-12-11T09:07:24.813-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prof. Dr. Nihat G. Kınıklıoğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='batı medyası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cumhuriyet gazetesi yazarı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalancı medya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalan gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islam düşmanı medya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cumhuriyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='batıl medya'/><title type='text'>Cumhuriyet yazarından namaz yumurtlamaları</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.islamigundem.com/images/stories/haber/turkiye/cumhuriyet_gazetesi_irtica.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 220px; height: 156px;" src="http://www.islamigundem.com/images/stories/haber/turkiye/cumhuriyet_gazetesi_irtica.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumhuriyet'in kendi gibi ne olduğu belirsiz batıcı şakşakçılarılarından biri yine bilimsel! yumurtalar yumurtladı. Namazın şeklini Peygamber'in kendi tasarrufuyla belirlediğini ima eden şakşakçı namazı sıralarda oturarak kılmamız gerektiğini söylüyor. Sebebi ise bu çağa daha uygunmuş. Belki ileride yeni bir namaz şekli daha yumurtlar diye düşünüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Nihat G. Kınıklıoğlu, Cumhuriyet’teki yazısında, resmen cami ve namaz düşmanlığı yaparken, Hıristiyanlığı İslâm’dan üstün bir din gibi göstermeye çalıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslâm’ın tüm ibadet şekilleri gibi namazın da çağa ayak uydurmak için değişmek zorunda olduğunu savunan Kınıklıoğlu, dünyadaki İslâm’a yönelişin aksine insanların Hıristiyanlığı seçtiğini ileri sürdü: “Bunun aksi yok olmaktır. Çin’deki Hıristiyan sayısı 300 milyona (nüfusun dörtte biri) ulaşmış, bu ülkede sadece geçen yıl 2 milyon kişi, yurttaşları Uygur Müslümanlarının dinini seçmeyip Hıristiyanlığı seçmiştir.” Prof. Dr. Nihat G. Kınıklıoğlu, Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan “Camiler ve Cem Evleri...” başlıklı yazısında, şu görüşleri ileri sürdü:&lt;br /&gt;CEMEVLERİ İLE CAMİLER PEYGAMBERİN MESCİDİNE AYNI UZAKLIKTADIR&lt;br /&gt;“Alevi-Bektaşi cem evleri ile camiler peygamberin mescidine aynı uzaklıktadırlar. İbadet yeri statüsü verileceği anlaşılan cem evleri mutlaka, aynı zamanda eğitim, sosyal etkinlikler evleri olmalı, insanların sıralarda medeni şekilde oturabildiği tarzda düzenlenmelidir.”&lt;br /&gt;GÜNÜMÜZ CAMİLERİ İSLÂM’IN MESCİDİNE BENZEMİYOR&lt;br /&gt;“İslâm peygamberinin devrinde mescitler, zamanı geldiğinde toplu halde namaz kılınan, toplantılar yapılan, eğitim verilen halk evleriydi. Günümüzde, namaz zamanları birkaç kişinin bir köşesini doldurduğu, ölülerin yolcu edildiği, çoğu gecekondu mühürleri çirkin yapılı camilerin İslâmın mescidi ile hiçbir benzerliği yoktur.”&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;SIRA YAPILMIŞ OLSAYDI MUHAMMED SIRALARDA OTURARAK İBADETİ TERCİH EDERDİ&lt;br /&gt;“Hıristiyanlıkta, Musevilikte bugünkü ibadet şekillerini çağa uyum belirlemiştir. Hz. Muhammed’in devrinde ağacı olmayan o topraklarda peygamber kendisinden önce puta tapanların yaptığı şekilde ibadete devam etti. Eğer sıraları yapacak bir ortam olsaydı, sosyal etkinlikler merkezi olan, namaz zamanlarında ibadet için kullanılan mescitlere en yakışanı sıralarda oturup ibadet etmek olurdu ve eminim Hz. Muhammed gibi bir devrimci, toplumcu, sıralarda oturarak ibadeti tercih ederdi. İslâmın tüm ibadet şekilleri gibi namaz da çağa ayak uydurmak için değişmek zorundadır. Şii ve Sünni İslâmın, yorumlar yasaklanarak, akıl ikinci plana atılarak dar kalıplar içine alınması gelişmemesinin, ışığının sönmesinin en büyük nedeni olmuştur.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;CAMİLER İSRAF YATIRIMLAR!&lt;br /&gt;“Alevi-Bektaşi cem evleri ile camiler peygamberin mescidine aynı uzaklıktadırlar. İbadet yeri statüsü verileceği anlaşılan cem evleri mutlaka, aynı zamanda eğitim, sosyal etkinlikler evleri olmalı, insanların sıralarda medeni şekilde oturabildiği tarzda düzenlenmelidir. Ama her şeyden önce, Sünniler gibi ibadet yeri kurma yarışına girilmemeli, cem evleri de camiler gibi çoğu zaman boş kalan israf yatırımları olmamalıdır.”&lt;br /&gt;“İbadethanelerle birlikte kesin kuralları olan tek düze Alevi inancının ortaya çıkması önlenmelidir. Şii ve Sünni inancın bilimin ve aklın önceliğine inanmama kıskacından Alevi İslâm kurtulmalıdır...”&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5136046763972874684?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5136046763972874684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5136046763972874684' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5136046763972874684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5136046763972874684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/cumhuriyet-yazarndan-namaz.html' title='Cumhuriyet yazarından namaz yumurtlamaları'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-8945442837360891257</id><published>2008-12-10T04:59:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T05:00:43.604-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tuncay güney'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hürriyet yalan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hürriyet yazarı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hürriyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hürriyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hürriyet şaibelimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hürriyet ve ergenekon'/><title type='text'>Hürriyet Tuncay Güney`e rüşvet teklif etti mi?</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;hürriyet,hürriyet gazetesi,hürriyet yazarı,hürriyet ve ergenekon,hürriyet şaibelimi,hürriyet yalan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet Tuncay Güney`e rüşvet teklif etti mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Güney tumgazeteler.com`a gönderdiği basın açıklamasında Hürriyet`in Toronto`ya gönderdiği muhabiri Tolga Tanış vasıtası ile, Aydın Doğan hakkında konuşmaması karşılığında kendisine para teklif ettiğini iddia etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Güney`in basın açıklamasını gönderildiği gibi, hiç dokunmadan yayımlıyoruz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçtiğimiz hafta (30 Kasım) Tolga Tanış Hürriyet muhabiri olarak Toronto`ya geleceğini bildirdi.Akşam tren istasyonunda buluştuk yarım saatlik bir tren yolculuğu ile bir restorana gittik. Tanışmak icin geldiğini ve Hürriyet İstanbul Yönetimi`nden bir mesaj getirdiğini söyledi. Tolga Tanış söze şöyle başladı: `Geçtigimiz haftalarda Yeni Şafak gazetesinde Hürriyet`in korkusu benim konuşmam başlıklı haberi irdeledi. Tanış, ekonomik durumumu sordu, ben de `normal ama zengin degilim` dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hurriyet muhabiri Tolga Tanis;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisinin Hurriyet Istanbul Yonetimi tarafindan bana bir teklif getirdigini acikladi. Mesaji; `Hayatin boyunca goremiyecegin bir teklif bu. Omrun boyunca rahat edeceksin. Ekonomik ve para sikintisi cekmiyeceksin.Sadece Dogan grubu hakkinda konusma bir sey aciklama. Bu teklifi degerlendirmelisin, boyle bir firsat karsina cikmaz. AKP ve Tayyip, Dogan`in karsisinda duramadi sen nasil dayanacaksin` dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis`a Hurriyet Istanbul yonetimi ile irtibata ben gecerim dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resim cekilmek istedi. Gorustugumuzun delili olsun resmi yolliyacagim Istanbul`a diyen Tolga Tanis`a `resim cektirmem, sen mesaji getirdin benimle tanistin, roportaj da yapmiyacagiz, ben de mesaji aldim, tesekkur ederim` dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bununla beraber CIA`ya ve Mason locasina nasil sizdigimi sordu. Ben kendisine ajan degilim dedikce, `bana guven, sana en onemli mesaji getirdim` dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD- New York`da nasil yasadigimi ve Turk Konsoloslugu`nda kimleri tanidigimi sordu. Hic bir bilgiye ulasamadiginida soyleyen Tolga Tanis konuyu MIT`e getirdi. Kimleri tanidigimi kimlerle ilsikim oldugunu sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kendisine ayrica `MIT`den mesaj getirdiysen bunu da soyle senle ona gore konusayim` dedim. Hurriyet`in yurtdisi temsilcilerinin Mit ile iliskisi oldugu biliniyor, sende onlardan birisi isen ve mesajin varsa ona gore konusalim dedim. MIT`den bir mesaji olmadigini soyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis; tekrar New York`da konsoloslukta kimi tanidigimi sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kimseyi tanimadigimi 2 kere New York Konsololugu`na gittigimi soyledim. New York`a gemi ile gelmis pasaportu gemide kalmis bir arkadasin pasaport`a muracaat ettigini soyledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis; `konsolosluk el altindan pasaport mu veriyor?` dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de kendisine `Hayir, sen pasaportunu kaybetsen New York`da Turk Konsoloslugu`na basvuracaksin. Afrika elciligine basvurmayacakin dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatimla ilgili ozel sorular soran ve sadece hayatimi cok merak ettigi icin ogrenmek isteyen buyuk gazete Hurriyet`in muhabiri Tolga Tanis`in sorulari.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: En cok anneni mi babani mi seviyosun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Ne bicim soru bu !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Neden cevap vermek istemiyosun.? Zor bir soru mu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Annemi daha cok seviyorum. Cunku annem bana cikolata alir, kola alirdi. Babam yasaklardi bogazlarin sisiyor diye. Fakat anne disi kus gibi ev yapar, bir evde birisi olecek ise once anne olmemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Kanada Devleti`nden sosyal yardim aldin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Evet aldim. Sosyal yardimi butun ilticacilar alabilir. Avrupa`da da bu sistem var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: ABD`de bir adet kredi karti almissin. Kredi kartin var mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Ben ABD`den hic kredi karti almadim.Ayrica kredi karti ile nereye varmak istiyosun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Beni Istanbul Hurriyet merkezi yolladi. Sana bir teklifimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Nedir.? Buyurun dinliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Hayatin boyunca goremiyecegin bir teklif bu. Omrun boyunca rahat edeceksin. Ekonomik sikinti cekmeyeceksin.Sadece Dogan Grubu hakkinda konusma, bir sey aciklama. Bu teklifi degerlendirmelisin, boyle bir firsat karsina cikmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Ben ilk 32. Gun`e ciktigimda Aydin Dogan hakkinda bir sey soylemedim. Dogan Grubu`nun yayinlari saldiriyor, siz saldiriyorsunuz. Oktay Eksi bana `yaratik` dedi. Ben yaratiksam kendisi de dinazor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: AKP ve Tayyip, Dogan`in karsisinda duramadi sen nasil dayanacaksin.?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Bu dogru, istedikerini iktidar yapiyorlar. Fakat ben sizin para teklifinizi, bu komplonuzu kabul edemem. Bu ulkede basimi belaya sokar, yani bu sizin teklifiniz bir oyun, komplo kuruyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Kabul etmiyosun yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Hayir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Sanik olacaksin bu gidisle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Ben her turlu karara saygiliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Hakkinda Toronto`da arastirma yapiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Sana Turk kahve ve restoranlarinin adresini vereyim mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Saol ben bulurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Hakkimda dedikodu haberinden ileri gidemezsin. Bir sey cikmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Korumalarin nerede ben goremedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Karsi masada, onun hesabini ben oderim gorursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: 1 genc koruma. Adi ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Adi Ephraim. Ogrenci kendisi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Iyi de tek koruma var, isteyen seni bicaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney: Uc koruma var. Bu uc koruma sistemine ` Tanimlama-Gozetleme- Kollama` denir. Bak sen bir tek tanimlama kismindakini gordun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Nerede CIA`den mi ogrettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney; CIA-Mossad-Mit-Jitem-Ergenekon ve Kuba`da`&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis: Kubaya`da gittin mi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney; Evet Fidel Castro ozel davet etti. Bir haburgere kuba`da ask yasadim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis; Nasil bir duygu bu kadar ulke ve istihbarat ile iliskili olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney; Cok eglenceli. Sen de gir. Ben sana referans olurum.Renkli hayat..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis; Yok ben istihbaratlarda calismam evliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney; Sakin bosanma evde kalirsin heee`Bir daha kim evlencek senle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis; Yarin goruscekmiyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney; Yarin 1 aralik cok yogunum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis; Ne var bu kadar onemli.?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney; Bir evle sorunumuz var.mahkemeligiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tolga Tanis; Kaldigin evmi,.? Sorun ne.?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Guney; Ben 4 evde kaliyorum. Evlerde ogrenci de var.. Degisik evler. O kadar haberlik bir degeri yok merak etme. Yarin gorusemeyiz. İyi geceler sana..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Huriyet muhabiri Tolga Tanis ile olan gorusmemizi Hurriyet`den Saygi Ozturk`e mail ile bildirdim..Hemen ayni anda Hurriyet Gazetesi Istabul merkezi aradim. Telefonda Hurriyet`in sorumlu yaziisleri muduru olarak kendisini tanitan Necdet Tatlican`a anlattim. Telefon numaralarimi verdim.Ertugrul Ozkok bey`e durumu iletmesini istedim.Necdet Tatlican; bir kagit kalem alacagini ve tekrar anlatmami istedi ve yazili olarak yonetime iletecegini soyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saygi Ozturk ise; Mail ile, Ertugrul Ozkok`un mesajini iletti bana; Mesajda; `ne biliyosan mahkemeye anlatmalisin` yaziyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ise cevap olarak canli yayin teklif ettim. Istedikleri Televizyon`da canli yayina konusmaya hazirim. Boylece hem kamuoyu hemde mahkeme bilgilenmis olur diyerek teklif ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa Hurriyet gazetesi bu olayi 8 Aralik 2008de konuyu carptirarak yayin yapti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca mahkemeye degil, Turk kamuoyuna basin yolu ile aciklama yapacagim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayin aydinlanmasini talep ediyorum Canli yayina Ertugrul Ozkok`u davet ediyorum. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-8945442837360891257?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/8945442837360891257/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=8945442837360891257' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8945442837360891257'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8945442837360891257'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/hrriyet-tuncay-gneye-rvet-teklif-etti.html' title='Hürriyet Tuncay Güney`e rüşvet teklif etti mi?'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-8143511019294129736</id><published>2008-12-10T04:03:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T04:04:27.049-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gazete trajları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='raiting ölçümleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='program reytingleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarajlar'/><title type='text'>raiting ve traj ölçümleri</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/rej965n7g_g&amp;hl=en&amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/rej965n7g_g&amp;hl=en&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-8143511019294129736?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/8143511019294129736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=8143511019294129736' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8143511019294129736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8143511019294129736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/raiting-ve-traj-lmleri.html' title='raiting ve traj ölçümleri'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2886142075010573055</id><published>2008-12-10T02:22:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T02:25:55.059-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='radikal gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hürriyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akşam gazetesi yalan haber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tercüman gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cumhuriyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='posta gazetesi'/><title type='text'>Bazı medya organlarının kurban bayramını sunuş şekli</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.habervaktim.com/resim/resim45836_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 240px;" src="http://www.habervaktim.com/resim/resim45836_2.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı medya grupları Kurban bayramını farklı şekilde yanssıttılar.&lt;br /&gt;Kurban bayramında olumsuz görüntülere vurgu yapan bazı medya organları Kurban olayını farklı noktalardan anlatmaya çalıştılar. Bu anlatım tarzında dikkat çeken şey ise Kurban olayını olumsuz göstermeye çalışmaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bayram'da bile İslam düşmanlığı&lt;br /&gt;Dünyanın dört bir yanında bütün yıl boyunca boğazlanan Müslümanları görmezden gelen kartel medyası, mü'minlerin dinî vecibelerini yerine getirmesini ise hazmedemiyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkol kullanımı ile birlikte fuhşu teşvik eden yılbaşı kutlamaları ve bayramlarda büyük otelleri tıklım tıklım dolduran mutlu azınlığın sergilediği israf ve iğrençlikleri hep hoşgören, sırf zevk için İspanya'da her yıl kılıç ve mızraklarla vahşice öldürülen “boğa”ları görmemezlikten gelen kartel medyası, önceki yıllarda olduğu gibi bu Kurban Bayramı'nda da “kurban”ı hedef seçti. İstisnai birkaç görüntü üzerinden genelleme yaparak, kurban kesmeyi adeta utanılacak bir işlem gibi göstermeye çalışan kartel medyası, bu dini vecibenin Avrupa yolunda büyük engel olduğunu savundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağdaş ve Avrupalı olmayı evrensel demokratik kriterlerde değil, toplumun yerine getirdiği dini vecibelerini küçümsemekte arayan Aydın Doğan'ın televizyon kanallarının ardından, gazeteleri Milliyet, Hürriyet, Posta ve Vatan'ın yanı sıra Çukurova Grubu'nun Tercüman'ı ve birçok yöneticisi Ergenekon sanığı olan Cumhuriyet, şunları yazdı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;POSTA: KURBAN OLAYIM YETER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Avrupa Birliği kriterleri, belediyelerin aldığı önlemler, yetkililerin ve uzmanların yaptığı uyarılar bu bayramda da fayda etmedi. Kurban Bayramı'nın ilk günü yine vatandaş bildiğini okudu, Türkiye kan gölüne döndü. İstanbul Boğazı'nın Beylerbeyi sahili bile kızıla boyandı.” Posta'da ayrıca “Avrupalı gözlemci dehşete düştü” haberi yer aldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİLLİYET: HER YERDE KAN VAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bayramın ilk günü yollar yine kan gölüne döndü. Sokaklar, parklar, bahçeler de mezbaha oldu. rögarlara süpürülen kanlar, İstanbul Boğazı'nın Çengelköy sahilini kızıla boyadı.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HÜRRİYET: AVRUPA'DAN KURBAN NOTU-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Tüm uyarılara rağmen ve sözde caydırıcı cezalara karşın bu Kurban&lt;br /&gt;Bayramı'nda da bildik görüntüler yaşandı. Avrupalı gözlemcilerin notu kırık.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;VATAN:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İlk gün bilançosu: 3000 yaralı” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TERCÜMAN: HANGİSİ HAYVAN-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çukurova Grubu'nun Tercüman gazetesi de “Hangisi Hayvan” şeklindeki manşetiyle çıktı okuyucularının karşısına: “Kan gölüne dönmüş caddedeki vahşeti görenler, ‘Bu işkenceyi yapanlar mı yoksa kurbanlıklar mı hayvan' diye tepki gösterdi.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CUMHURİYET: YİNE BİLDİK GÖRÜNTÜLER-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yurttaşlar bu yıl da yeşil alanlarda, refüjlerde, ara sokaklarda ve yol kenarlarında kurban kesti. Başkentte bile trafik ışıkları kurban askısı olarak kullanıldı. Belediye ekipleri yasadışı kesimlere göz yumdu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YİNE BOYA MI DÖKÜLDÜ ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kartel medyası “İstanbul Boğazı'nın Çengelköy ve Beylerbeyi sahillerinin kızıla boyandığını” yazdı. Önceki yıllarda da “Kanlı Bayram!.. Kanlı Boğaz!.. Kanlı Dere!” başlıklı haberlere yer veren kartel medyası, 2006'da suçüstü yakalanmıştı. İstanbul'un Anadolu Yakası'nda bulunan Çengelköy Çınaraltı sahilindeki işletme sahiplerinin ihbarı üzerine, Çınaraltı sahiline yanaşan bir teknenin içindeki şahısların sahile yakın bir yerde denize kovalarla kırmızı bir sıvı döktüğü ortaya çıkmıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2886142075010573055?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2886142075010573055/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2886142075010573055' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2886142075010573055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2886142075010573055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/baz-medya-organlarnn-kurban-bayramn.html' title='Bazı medya organlarının kurban bayramını sunuş şekli'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-8573062624667552316</id><published>2008-12-09T01:33:00.001-08:00</published><updated>2008-12-09T01:34:53.025-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hürriyet gazetesi nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kriz eleştirileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya eleştiri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2001 krizinde medya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aydın doğan kimdir'/><title type='text'>Aydın Doğan medya grubundan kriz numaraları</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.habervaktim.com/resim/resim45680_2.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 240px;" src="http://www.habervaktim.com/resim/resim45680_2.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kriz tellalı!&lt;br /&gt;Türkiye tarihinin en büyük krizinin yaşandığı 2001'de ‘sağduyu' çağrıları yapan kartel medyası, bugün krizin etkisini artırmak istercesine ‘kriz tellallığı'na soyunuyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21 Şubat 2001'de Anasol-M hükümetinin yaşattığı Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük krizinde, gazeteleri aracılığıyla topluma “sağduyu” çağrıları yaparak “paniğe gerek yok” mesajları veren Aydın Doğan, bugün tüm dünyanın yaşadığı küresel krizden en az etkilenecek ülkelerden biri olmamıza rağmen attığı manşetlerle adeta kriz tellallığı yapıyor. Kartelin bu ikiyüzlü tavrının, 2001 krizinin yaşandığı dönemde patronları Aydın Doğan'ın sahip olduğu ayrıcalıklara bugün sahip olamaması ve ‘pijamayla Başbakan karşılama' zevkini artık yaşayamamasından kaynaklandığı kaydediliyor. 2001 krizinde Hürriyet gazetesinde yayınlanan ekonomi haberleriyle son birkaç ayda yayınlanan ekonomi haberleri arasındaki fark, kartelin ikiyüzlü ve çıkarcı tavrını gözler önüne seriyor. İşte Hürriyet'in iki krize karşı farklı yaklaşımını gösteren haberleri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HÜRRİYET, 2001 KRİZİNE ‘PANİĞE GEREK YOK' ŞEKLİNDE YAKLAŞMIŞTI &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2001 krizinin yaşandığı felaket günlerinde Hürriyet gazetesi, Amerika'dan ithal Kemal Derviş'i ekonomik felaketin kurtarıcısı olarak sunarken, yayınladığı ekonomi haberleriyle ‘paniğe gerek yok' mesajları veriyordu. İşte o günkü Hürriyet'in haberlerinden bazı başlıklar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 23 Şubat 2001- Döviz kuru istikrara kavuşur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 24 Şubat 2001- Krizin asıl suçlusu IMF&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 25 Şubat 2001- Dünyadan büyük destek &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1 Mart 2001- Paniğe kapılıp, yanlış yapmayın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 3 Mart 2001- Panik gereksiz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1 Mayıs 2001- Karamsarlığa kapılmayın, krizi aşarsınız &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;BUGÜN İSE KRİZ TELLALLIĞI YAPIYOR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün yaşanan kriz Amerika'nın finans piyasalarının çökmesiyle ortaya çıktı ve tüm dünyayı etkisi altına aldı. Uluslararası ekonomi uzmanlarına göre, Türkiye krizden en az etkilenecek ülkelerden biri. Tüm dünyada art arda batan dev finans şirketleri nedeniyle ortaya çıkan ekonomik daralma tüm ülkeleri olduğu gibi kuşkusuz ülkemizi de etkileyecek. Ancak ekonomik krizlerin boyutu, reel durumla ilgili olduğu kadar toplumun psikolojik yapısıyla da yakından ilgili. Uzmanlar krizlerin psikolojik etkilerinin en az finansal etkileri kadar ağır olduğunu belirtirken, ‘kriz nedeniyle tasarrufa yönelmeliyiz' düşüncesinin para ve mal dolaşımını olumsuz etkilediği ve bu nedenle yaşanan reel krizin etkilerini artırmasına ve sürecin uzamasına yol açtığını kaydediyorlar. Kartel medyasının kriz çığırtkanlığı, az hasarlarla atlatılabilecek ekonomik krizin daha da derinleşmesine hizmet ediyor. 2001 krizinde toplumu sağduyulu olmaya çağıran kartelin bugün yaptığı kriz tellallığı Başbakan tarafından da defalarca eleştirilmişti. İşte kartelin amiral gemisi Hürriyet'in bugün yaşadığımız küresel krizle ilgili haberlerinden bazı başlıklar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 5 Ekim 2008- Aylardır gündemden düşmeyen finansal krizin etkisini azaltmak bir yana şiddetini her gün artırması, yatırımcıda ‘ya kriz bizi de etkilerse' endişesi yarattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 10 Ekim 2008- Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ dünyayı etkisi altına alan küresel ekonomik krizle ilgili olarak, ‘İş dünyası olarak hakikaten tedirginiz' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 15 Ekim 2008- İşsizlik oranları Temmuz ayında hızlı bir artış gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 16 Ekim 2008- Piyasalar yine karıştı. Uluslararası borsalardaki sert düşüş içeride hızlı bir harekete neden oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 17 Ekim 2008- Türkiye, şanslı dönemin sonuna geldi. İSO Başkanı Tanıl Küçük, Türkiye'nin son birkaç yıldır yaşadığı şanslı dönemin sonuna gelindiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 22 Ekim 2008- Bu da mı teğet- Başbakan Erdoğan, "Bu kriz inşallah bizi teğet geçecek" derken, ABD Doları, Euro karşısında çok güçlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 26 Ekim 2008- Türkiye tuş oldu&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-8573062624667552316?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/8573062624667552316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=8573062624667552316' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8573062624667552316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8573062624667552316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/12/aydn-doan-medya-grubundan-kriz.html' title='Aydın Doğan medya grubundan kriz numaraları'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5821052355621465842</id><published>2008-11-27T20:59:00.000-08:00</published><updated>2008-11-27T21:00:21.058-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya analizleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türk toplumu v ahlak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haşmet babaoğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahlaki durum'/><title type='text'>Çürüyoruz</title><content type='html'>Medya dev bir endüstriymiş, reytingmiş, reklam gelirleriymiş, " insanlar bunu istiyormuş " falan filan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinin hikaye olduğuna inanmanın eşiğindeyim.&lt;br /&gt;Açık söylüyorum...&lt;br /&gt;Televizyonlardaki bu kötülüklerin başka bir gerekçesi olmalı!&lt;br /&gt;Hatta paranoyaklaştığımı bile söyleyebilirim.&lt;br /&gt;" Reality show "ların (özellikle de yarışmalı olanlarının) yapımcılarının aslında gizli bir tarikatın üyeleri olduğundan ve korkunç bir gaye uğrunda çalıştıklarından kuşkulanıyorum.&lt;br /&gt;Sanki hepimizi " İnsan "ın yüce amaçlara uygun düşmeyecek kadar alçak; samimi olamayacak kadar sahte ve berbat bir yaratık olduğuna inandırmak istiyorlar.&lt;br /&gt;Anladım artık; " Reality Show "ları seyretmek demek, çürümek demek...&lt;br /&gt;Çünkü seyrede seyrede beş para etmez ödüller için başkalarının manevi cesetlerini çiğnemenin normal bir şey olduğunu düşünmeye başlıyoruz.&lt;br /&gt;Çürüyoruz; çünkü bu programları seyrederken kötülüğümüzle o kadar çok yüzleşiyoruz ki, bu durum giderek kayıtsızlığa dönüşüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gece " Yemekteyiz " yarışmasını izledim.&lt;br /&gt;Yalnız tadım tuzum değil, bütün huzurum kaçtı!&lt;br /&gt;Yazıklar olsun!&lt;br /&gt;En çok da dünyanın en normal şeyiymiş gibi dedikodu yapan, birbirini aşağılayan, hasetten çatlayan, acınacak hallerini yalanlarla örten yarışmacılara yazıklar olsun!&lt;br /&gt;Şimdi baştan başlayayım derdimi anlatmaya...&lt;br /&gt;Tv'de insanlar evlilik için yarıştırılıyormuş, ayıp!&lt;br /&gt;Şimdi de işsizler iş bulmak için yarıştırılacakmış! Rezillik!&lt;br /&gt;İyi de bütün bunların altında ne kadar pespayece de olsa bir tür çaresizlik var.&lt;br /&gt;Peki bu " Yemekteyiz " yarışmasına katılanlar neyin peşinde? Yarışmacılara bakıyorum. Hiçbiri 10 bin liralık ödül için bunları yapacak insanlar gibi gözükmüyorlar.&lt;br /&gt;O halde...&lt;br /&gt;Bunca edepsizlik, bunca duygusal sadizm ve yıkıcı rekabet sonucunda ne elde edecekler?&lt;br /&gt;Ekranda görünmüş olmanın ne idüğü belirsiz kazancı için mi bütün bunlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sofra nedir?&lt;br /&gt;İnsan sıcaklığıdır.&lt;br /&gt;Berekettir.&lt;br /&gt;Yalnız mideleri değil ruhları da doyurur sofra.&lt;br /&gt;Düşmanları barıştırır.&lt;br /&gt;Biliyorum; günümüzün hır gürü içinde kalabalık sofraların tadını çıkarmakta zorlanıyoruz.&lt;br /&gt;Doğru! Ama sofra kurmanın ve yemeği paylaşmanın manevi değerini unutabilir miyiz hiç?&lt;br /&gt;Asla... diyeceğim ya...&lt;br /&gt;Unuturuz! Böyle programları seyrede seyrede unuturuz!&lt;br /&gt;Tamam! Dünya kötüleşti!&lt;br /&gt;Tamam! Hayat rezil bir yarışa döndü!&lt;br /&gt;Hiç değilse sofrayı bu çirkinliğe alet etmeyelim bari!&lt;br /&gt;Yemek yapmayı içgörüden ve kültürden yoksun bir böbürlenme malzemesi ve sofrayı paylaşmayı birbirimizi aşağılama ortamı haline getirmek bir " reality " ise...&lt;br /&gt;Ben pes ettim!&lt;br /&gt;Son notum da şu...&lt;br /&gt;Bu programdaki bazı yarışmacılar yemek yaparken annelerine telefon edip pişirme tarifi için yardım alıyorlar.&lt;br /&gt;O sırada bir anne de çıkıp...&lt;br /&gt;"Kızım sakin ol veya biraz daha tuz koy" demek yerine ne zaman " kızım o saçmalıkta ne işin var " diyecek?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haşmet Babaoğlu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5821052355621465842?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5821052355621465842/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5821052355621465842' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5821052355621465842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5821052355621465842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/11/ryoruz.html' title='Çürüyoruz'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-1225071660086970151</id><published>2008-11-24T10:14:00.000-08:00</published><updated>2008-11-24T10:15:29.884-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Milliyet gazetesi yazarından dillere destan aşırma türü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basında talan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hasan pülür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medyanın anası ağlamış'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyet değil zillet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyetin yüz karası'/><title type='text'>Milliyet gazetesi yazarından dillere destan aşırma türü</title><content type='html'>Milliyet gazetesi yazarından dillere destan aşırma türü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haberi Milliyet yapamaz!&lt;br /&gt;'Basında Güven' ilkesi ile gazetecilik yaptığını iddia eden Milliyet'in yazarına hırsızlık davası açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın Doğan'ın yakın arkadaşı ve yazarı Hasan Pulur'un, Alman Berliner Abendblatt gazetesinde Türkçe yazılar yazan Nazmi Kavasoğlu'ndan intihal yaptığı ortaya çıktı. Alman basınını şok eden bu olay üzerine, Hasan Pulur yazılarını almasın diye Nazmi Kavasoğlu'nun yazıları artık internetten yayınlanmıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Skandalı ortaya çıkaran habervaktim yazarı Turgay Yener, Kavasoğlu'nun Hasan Pulur hakkında dava açtığını yazdı ve Pulur'un bu yazıları nasıl aşırdığını ilginç bir şekilde değerlendirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğan'a "püsküllü Victoria" geliyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kağıt ve akaryakıt kaçakçılığı iddialarıyla başı dertte olan, Hilton projesi ve rafineri talepleri kabul edilmeyince hükümet aleyhine bayrak açan Aydın Doğan'a, Almanya'dan çok ilginç bir ödül verilmişti: Victoria&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alman Dergi Yayıncıları Birliği tarafından verilen ödülü alınca, silahşorları tarafından göklere çıkarılmasına, Victoria'yı niçin aldığına ve Victoria’nın ne anlama geldiğine dair bir analiz yapmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine Almanya’dan okuyucum Dr. Ali Selvi’den çok ilginç bir mektup aldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selvi, “Victoria dediğiniz ne ki 10 güne kadar Doğan’a Almanya’dan ‘püsküllü Victoria’ geliyor” demesin mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özetle mektupta: “Hem de yüksek mahkeme kararıyla, Aydın Doğan’ın kankası Hasan Pulur da yakında Almanya’dan ödül(!) alacak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahkemenin kararının önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasan Pulur’un Almanya’da yaşayan ünlü politika danışmanı Gazeteci-Yazar, Liyakat nişanı sahibi Nazmi Kavasoglu’nun Alman gazetelerinde yönetmenliğini yaptığı Türkçe sayfalarda yayımlanan köse yazılarından çok sayıda intihal yaptığı kesinlikle saptandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu Hasan Pulur’un Türkiye´deki Basın Konseyi’ndeki arkadaşları örtbas etti. Olay Alman mahkemesinde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım Doğan Medyası, Deniz Feneri davasına gösterdiği ilgiyi bu olaya gösterecek mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyet gazetesi sadece Almanya’da değil, çok sayıda ülkede yayımlanıyor. O ülkelerde de dava yakında açılıyor.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkatli okuyucum Selvi olayı yakinen takip ediyor. Yazıları internette de yayınlanan Nazmi Kavasoğlunun yazıları artık internette yayınlanmıyormuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazmi kavasoğlu yazılarını internete koyamamaktan büyük üzüntü duyuyor muş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki neden internete koyamıyor diye sorduğumuzda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aldığımız cevap çok ilginç:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkı durun, çünkü çok şaşıracaksınız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nazmi Kavasoğlu, yazılarına dadanan ve bir türlü baş edemediği Hasan Pulur’dan kurtulmanın çaresini yazılarını internetten kaldırmakta bulmuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ben bunlara "siz intihalcinin şahısınız" desem bana da mı dava açacaklar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit gazetesine açtıkları 1 trilyon 355 milyarlık dava gibi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine de ben bunlara bir kez daha;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Gazeteci misiniz, iş adamı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş için mi gazetecilik yapıyorsunuz, yoksa gazete için mi iş adamlığı?”&lt;br /&gt;Demekten kendimi alamıyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Basında güven" öyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İntihalcinin şahı bunlar şahı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle bunların tıynetleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle bunların zihniyetleri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alman markalı Victoria zat-ı alilerine pek yakışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım "Püsküllü Victoria" nasıl duracak üstlerinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlarda bu “endaze” olduktan sonra&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi durur iyi durur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakışır yani!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-1225071660086970151?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/1225071660086970151/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=1225071660086970151' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1225071660086970151'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1225071660086970151'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/11/milliyet-gazetesi-yazarndan-dillere.html' title='Milliyet gazetesi yazarından dillere destan aşırma türü'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-6422736896897018074</id><published>2008-11-23T20:47:00.000-08:00</published><updated>2008-11-23T20:49:07.028-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hakaret'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başörtülü olmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='laikçilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='başörtü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zorbalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medyatik meseleler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medyanın gücü'/><title type='text'>Başörtülü kadınlara hakaret edildi</title><content type='html'>NTV'de 'Haydi Gel Bizimle Ol' adlı programda CHP'nin çarşaflı kadınları partiye üye yapması tartışılırken ölçü kaçtı, başörtülülere hakaret edildi&lt;br /&gt;NTV'deki ''Haydi Gel Bizimle Ol'' programında CHP'nin çarşaflı kadınları partiye üye yapması tartışıldı. Pınar Kür ile Çiğdem Anad, CHP'nin söz konusu olayının parti tabanı tarafından tepkiyle karşılanacağını savundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP'nin yerel seçimler öncesi oylarını artırabilmek için bu yola başvurduğunu belirten Anad, türbanlı kadınlar ile muhafazakarların hiçbir zaman CHP'ye oy vermeyeceklerini öne sürdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazar Kür ise düşüncesine hitap eden başka parti olmadığı için CHP'ye oy vermek zorunda kaldığını belirterek, ''Bundan sonra kesseler beni CHP'ye oy vermem. Keşke solda güzel bir oluşum çıksa da artık ona oy versek'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MÜJDE AR KARŞI ÇIKTI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müjde Ar ise Pınar Kür'e tepki göstererek kitle partisi olan CHP'nin böyle bir açılım yapmasının neden yanlış karşılandığını anlayamadığını belirtti. Yapılanın ülke gerçeği olduğunu belirten Müjde Ar, "CHP, başörtüsü konusunda fikrini değiştiriyor olamaz mı? Bu kadınlar, Antartika vatandaşı mı? Türkiye'nin gerçeği bu işte" diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sözler üzerine Kür, CHP'nin çarşaflı kadınlara rozet takmasını döneklik olarak niteleyerek, ''Bunu (başörtüsü) takanın kafasında iyi doğru olabilir mi? Bunu takan doğru olabilir mi? '' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine Ar, kadınların kılık ve kıyafetinden dolayı toplum dışına itilmesinin çok yanlış olduğunu kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KAYNAK: moralhaber.net&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-6422736896897018074?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/6422736896897018074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=6422736896897018074' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6422736896897018074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6422736896897018074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/11/bartl-kadnlara-hakaret-edildi.html' title='Başörtülü kadınlara hakaret edildi'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4111196416410616714</id><published>2008-11-23T09:24:00.000-08:00</published><updated>2008-11-23T09:26:08.105-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ertuğruldan itiraf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hürriyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ertuğrul özkök'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gaylık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lezbianlık'/><title type='text'>Etruğrul özkökten ilginç itiraf</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Gaylık,eşcinsellik gibi ahlaki değerlerimizle çelişen durumları şirin göstermeye çalışan ertuğrul özkök yazısında bir de itirafta bulundu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özkök'ten sahte pasaport itirafı&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, bugünkü yazısında büyük bir itirafta bulundu. İşte sahte pasaport işi yaptığını itiraf eden Özkök'ün yazısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, bugünkü yazısında büyük bir itirafta bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte sahte pasaport işi yaptığını itiraf eden Özkök'ün yazısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Michelle evlendi"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"TANSU, o düğün davetiyesini önüme koyduğu sırada başka şeylerle meşguldüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Michelle evleniyormuş" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşımdakilerin çoğunun vereceği tepkiyi verdim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O evlenecek yaşa geldi mi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"30’unu çoktan geçti" diye cevap verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlanmak böyle bir şeydir işte, tanıdığın çocukların büyüyüp evlenme yaşına geldiğine hiçbir zaman inanamazsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa 28 yıl geçmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu ilk gördüğümde 12 Eylül günleriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası, Ankara’da görevli önemli bir diplomattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece saat 12.00’de sokağa çıkma yasağının başladığı günlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen geceleri onda kalır, evin arka tarafında, güzel bir bahçeye açılan geniş terasında sabaha kadar sohbet ederdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konumuz askeri yönetim veya faşizm falan değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayattan, "hayatın şeylerinden" söz ederdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir askeri darbeyle alın yazısı altüst edilmiş hayatlarımızı idame ettirmek için tek kaçış yolu buydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize güzel şaraplar ikram ederdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michelle, çok güzel bir kız çocuğuydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif uzak duran havasıyla, aramıza hep belli belirsiz bir mesafe koyardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif küçümser havasıyla, bize farklı bir nesle ait olduğumuzu hissettirmek ister gibi bir hali vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazla konuşmazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinlediği müzik neydi, kimi severdi, onu bile hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyaset konuşmazdık, ama siyaset ciğerimizin içine kadar hayatımızdaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, Arayış Dergisi’nde yazılar yazıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretim üyesi bir arkadaşımız idamla yargılanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diplomat dostumuza anlatmış, bir belge temin ederek yurtdışına kaçmasını sağlamıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurtdışına çıkacağı gün, havaalanında polisten geçişini heyecanla beklemiştik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağ salim Paris’e ulaştığının haberini aldığımız akşam güzel bir şarap açarak kutlamıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama terasta o mutlu ilkbahar akşamı bile siyaset konuşmamıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorum ya, "hayatın şeyleri" her şeyin üzerine çıkıyor ve o karanlık günlerde dahi bizi yaşamaya zorluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül, bazıları için işkence, bizim içinse Gaziosmanpaşa’da bahçe içinde iki katlı bir ev ve o terastı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde her zaman belli belirsiz bir Uzakdoğu müziği çalardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar sonra Seyşel Adası’nda, okyanusa bakan bir villanın verandasında aynı duyguları hatırlayacak ve tek başıma o muhteşem dostumun şerefine kadeh kaldıracaktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüvit ceketi, kadife pantolonu ve ağzında piposuyla, Figen Batur’un Tunalı Hilmi Caddesi’ndeki sanat galerisine girişi tekrar gözümün önüne gelecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kolunun altında Fransa’da yeni çıkmış birkaç kitap olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük dostlukların hiçbir sınır tanımadığını bize o öğretecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tansu’ya baktım, "Michelle’in düğününe mutlaka gidelim" dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kimle evleniyor baktın mı?" diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michelle’in isminin yanında bir kadın ismi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tansu’ya döndüm, o da bana bakıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat ettim, ikimiz de yüz hatlarımızı değiştirmemeye çalışıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessizliği bozan ben oldum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Michelle lezbiyen miydi?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bilmiyorum" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanlış hatırlamıyorsam, daha önce erkek arkadaşları olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar birbirimize baktık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Michelle’in düğününe mutlaka gidelim" diye tekrarladım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Evet gidelim" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama gidemedik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam o tarihte çok önemli bir işimiz çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Figen gitti ve düğünün ayrıntılarını ondan dinledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düğün, Paris’te bu tür evliliklere izin veren küçük bir kilisede yapılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün aile oradaymış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Michelle her zamanki gibi çok güzeldi" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceleri hiç lezbiyen arzuları yokmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün bir yerde karşılaşmışlar ve ilk görüşte aşk olmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçenlerde İstanbul’a geldiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok mutlular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * *&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diplomat dostumuz şimdi Fransa’nın güneyinde bir köyde yaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sık sık haberleşiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ocak ayında İstanbul’da ona bir yaş günü partisi yapacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12 Eylül takımı bir araya geleceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eminim yine sadece hayatın şeylerinden konuşacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın, hepimize getirdiği şeylerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzüldüklerimiz, sevindiklerimiz, şaşırdıklarımız, şaşırmadıklarımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şaşırmamış gibi yaptıklarımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani, Thomas Mann’ın Tonio Kröger’indeki, o şeylerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağılarda bir yerden gelen o seslerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın üç tempolu valsinden... "&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4111196416410616714?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4111196416410616714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4111196416410616714' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4111196416410616714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4111196416410616714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/11/etrurul-zkkten-ilgin-itiraf.html' title='Etruğrul özkökten ilginç itiraf'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5440435756074505763</id><published>2008-11-23T04:52:00.000-08:00</published><updated>2008-11-23T04:53:34.180-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medyatik reklamlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya reklam filmleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='televizyon kanalları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reklamlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gazeteler'/><title type='text'>medya faresi reklam filmi</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="343"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?lang=tr&amp;vidID=6318&amp;vCode=v200701130135520006318&amp;dura=44&amp;File=vidservers/server185/videos/v200701130135520006318.flv&amp;Host=http://image1.vidivodo.com/"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?lang=tr&amp;vidID=6318&amp;vCode=v200701130135520006318&amp;dura=44&amp;File=vidservers/server185/videos/v200701130135520006318.flv&amp;Host=http://image1.vidivodo.com/" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="343"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5440435756074505763?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5440435756074505763/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5440435756074505763' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5440435756074505763'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5440435756074505763'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/11/medya-faresi-reklam-filmi.html' title='medya faresi reklam filmi'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-6305452197898741069</id><published>2008-11-02T00:57:00.000-07:00</published><updated>2008-11-02T00:58:11.846-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zaman gazetesi tv reklamı'/><title type='text'>zaman gazetesi reklamı</title><content type='html'>1 milyon tiraj hedefi ile abone kampanyası başlatan Zaman Gazetesi, yeni reklam kampanyası ile de çok konuşulacak. 'Yaftalamadan düşünün' sloganı ile yayınlanmaya başlayan reklamlarda bireyleri yaftalamanın onlara -cı -cu deyivermenin kolaycılığına eleştirel bir yaklaşım getiriliyor. İşe o reklam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;object width="400" height="365"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/k3n6kNTh4r6jpoOYkz&amp;related=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.dailymotion.com/swf/k3n6kNTh4r6jpoOYkz&amp;related=1" type="application/x-shockwave-flash" width="400" height="365" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.dailymotion.com/video/x78dp7_zaman-reklam-yaftalamadan-duunun_news"&gt;Zaman Reklam - Yaftalamadan Düşünün&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Uploaded by &lt;a href="http://www.dailymotion.com/prapareus"&gt;prapareus&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-6305452197898741069?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/6305452197898741069/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=6305452197898741069' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6305452197898741069'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6305452197898741069'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/11/zaman-gazetesi-reklam.html' title='zaman gazetesi reklamı'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5215227512114607391</id><published>2008-10-17T10:58:00.000-07:00</published><updated>2008-10-17T11:03:58.813-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gazete videoları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aydın doğan medya grubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reklamlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eleştiri'/><title type='text'>zaman gazetesi reklamı</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="343"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?lang=tr&amp;vidID=133980&amp;vCode=v200804041722350133980&amp;dura=19&amp;File=vidservers/server01/videos/2008/04/04/17/v200804041722350133980.flv&amp;Host=http://video1.vidivodo.com/"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?lang=tr&amp;vidID=133980&amp;vCode=v200804041722350133980&amp;dura=19&amp;File=vidservers/server01/videos/2008/04/04/17/v200804041722350133980.flv&amp;Host=http://video1.vidivodo.com/" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="343"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5215227512114607391?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5215227512114607391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5215227512114607391' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5215227512114607391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5215227512114607391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/10/zaman-gazetesi-reklam.html' title='zaman gazetesi reklamı'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-8497073433887244455</id><published>2008-10-17T10:55:00.000-07:00</published><updated>2008-10-17T10:57:34.457-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mustafa islamoğlu video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hilal tv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='videolar'/><title type='text'>islami videolar</title><content type='html'>&lt;script type="text/javascript" src="http://tr.sevenload.com/pl/o8TpubK/400x400"&gt;&lt;/script&gt;&lt;p&gt;Link: &lt;a href="http://tr.sevenload.com/videolar/o8TpubK-06-Oruc-Tarafndan-Tutulan-01-02"&gt;&lt;img src="http://static.sevenload.com/img/sevenload.png" width="66" height="10" alt="06-Oruç Tarafından Tutulan 01/02" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-8497073433887244455?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/8497073433887244455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=8497073433887244455' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8497073433887244455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8497073433887244455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/10/islami-videolar.html' title='islami videolar'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2760792736679534252</id><published>2008-09-24T07:48:00.000-07:00</published><updated>2008-09-24T07:51:21.197-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hürriyet gazetesi video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalan haber videoları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='star tv'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şok'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video izle'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hürriyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zürriyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vatan'/><title type='text'>hürriyet gazetesi video</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/xBwZP_WicgI&amp;hl=en&amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/xBwZP_WicgI&amp;hl=en&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2760792736679534252?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2760792736679534252/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2760792736679534252' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2760792736679534252'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2760792736679534252'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/09/hrriyet-gazetesi-video.html' title='hürriyet gazetesi video'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-8365120510863084481</id><published>2008-09-23T08:46:00.000-07:00</published><updated>2008-09-23T08:47:24.401-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aydın doğan medya grubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan gurubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aydın doğan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zürriyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vatan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan medya gubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan medya grubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cumhuriyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalan haberler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hilton arazisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hürriyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gözcü'/><title type='text'>Aydın doğan medya grubu</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/zJe1xeW_Aj8&amp;hl=en&amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/zJe1xeW_Aj8&amp;hl=en&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-8365120510863084481?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/8365120510863084481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=8365120510863084481' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8365120510863084481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8365120510863084481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/09/aydn-doan-medya-grubu.html' title='Aydın doğan medya grubu'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-7890098629114919481</id><published>2008-09-23T08:44:00.001-07:00</published><updated>2008-09-23T08:45:17.341-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hürriyet gazetesinden yalan haber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalan haber videoları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya haberleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yaşan haberler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='medya ve yalan haber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='haberler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hürriyet gazetesi'/><title type='text'>hürriyet gazetesinden yalan haber</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/_Ktn4Dv2VIY&amp;hl=en&amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/_Ktn4Dv2VIY&amp;hl=en&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-7890098629114919481?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/7890098629114919481/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=7890098629114919481' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7890098629114919481'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7890098629114919481'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/09/hrriyet-gazetesinden-yalan-haber.html' title='hürriyet gazetesinden yalan haber'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-7600972121976274691</id><published>2008-09-23T08:42:00.000-07:00</published><updated>2008-09-23T08:43:40.736-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akşam gazetesi yalanları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalan habercilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akşam gazetesi yalan haber'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalan haber'/><title type='text'>akşam gazetesi yalan haber</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/SLuC72UdIlQ&amp;hl=en&amp;fs=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/SLuC72UdIlQ&amp;hl=en&amp;fs=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-7600972121976274691?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/7600972121976274691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=7600972121976274691' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7600972121976274691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7600972121976274691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/09/akam-gazetesi-yalan-haber.html' title='akşam gazetesi yalan haber'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4413000879887541529</id><published>2008-06-16T08:29:00.001-07:00</published><updated>2008-06-16T08:29:24.742-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hürriyet gazetesi'/><title type='text'>Hürriyet Gazetesi</title><content type='html'>Bir günde iki sansür itirafı !&lt;br /&gt;Vakit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu, Hürriyet gazetesinin farkında olmadan itiraf ettiği iki sansürü yazdı. İşte o köşe yazısı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet’ten bir günde iki sansür itirafı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman Allah’ım, insanlar bu kadar da mı acze düşebilirler.. Bu kadar da mı utanç dolu tavır sergileyebilirler? Allah kimseyi, Hürriyet’teki arkadaşların durumuna düşürmesin! Genel yayın yönetmenleri yazıyor: “Bize de geldi o resimler, yayınlamama kararı aldık!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi halt ettiniz. Utanmadan bir de söylüyorsunuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, işte böyle konuşturuyor insanları!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vesile ile, biz de tesbitimizi yapalım: Demek ki sayın Hürriyet okuyucuları.. Sizin gazetenizde okuduğunuz haberler, aslında Ertuğrul Özkök’ün “yayınlanabilir” havalesi yaptığı haberlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki bir de; Özkök’ün “yayınlamama, halktan gizleme, okuyucudan saklama kararı aldığı” haberler vardır. Ve o haberler, 500 bin Hürriyet okuyucusunun ruhu bile duymadan, kullanılmayıp, çekmeceye konulmaktadır!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçeği, bir kenara büyük harflerle yazın. Sansürcü kafayı, büyük puntolarla hafızanıza nakşedin. Unutmayın, unutturmayın; “Hürriyet tüm haberleri değil, işine gelen haberleri yayınlar!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki; bu sansürcü kafalar, kendilerinin gizlemek istedikleri haberleri yayınlayan gerçek gazetecileri/halkın haber alma hakkı çerçevesinde cesur ve dürüst gazetecilik yapanları da, suçlu gibi gösterirler!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yayınlamama kararı aldığımız o resim, aslında gayet normal bir resimdir. Haber değeri olmadığı halde, birilerine zarar vermek için yayınlanmıştır” diyerek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş normal olan resim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerinin uzun uzun görüşüp; “yayınlarsak patron zarar görür” diye karara varıp, sonuçta “Yayınlanmasın, çekmeceye atılsın” dedikleri, halktan gizlemek için özel çaba sarfettikleri bir resim.. “Ağlama Duvarı’na gidip, orada musevilerin dini ritüellerini icra eden üst düzey bürokratı görüntüleyen” resimler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat buyrun, Ağlama Duvarı’nın bulunduğu mahalle gidip, orada kültürel bir gözlemde bulunmakla ilgili olarak, hiç kimseye, hiç kimsenin bir eleştiri getirdiği yok. Resimi; haber yaptıran unsur; elin duvara dayandığı görüntü!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hatırlatma: 1997’de Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, aynı yere gitmiş, başına bere takması istendiği için, Ağlama Duvarı’nın bulunduğu mahalle girmemiş! Karadayı ne düşünmüş bilemem. Ama ben, Karadayı’nın hassasiyet gösterdiği konunun, İlker Başbuğ örneğinde, başa takılan şapka ile aşılabileceğini düşünüyorum. Bu çerçevede Başbuğ’un başına taktığı şapkaya itiraz etmiyorum.. Ama lütfen, musevinin yaptığı gibi, eli duvara koymak da ne oluyor? Dahası, o fötrlü musevi ile verilen görüntü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bürokratımız çıkıp söylesin, Türkiye’deki binlerce camiden hangisinde, cami cemaatinden sakallı birisi ile benzer fotoğrafı var? Tarihi camilerden hangisini ziyaret edip, cemaatten birisi ile benzer bir fotoğraf çektirmiş?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bürokrat kendini savunamıyor, iş genel yayın yönetmenine düşüyor.. O da, kendisini akıllı, cümle alemi aptal sanıyor olmalı ki, ibadet anlamındaki hareketlerin tekrarlanması ile, bir ibadet mahalline turistik amaçlı ziyareti birbirine karıştırarak takdim ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konudaki son cümlemizi söyleyip, noktayı koyalım: “Mescid-i Aksa’ya gidip etrafa bakmakla, Ağlama Duvarı’na gidip el sürmek aynı şeyler değil beyim. Birisinde etrafa bakıyorsun, diğerinde oradakilerin yaptığını yapıyorsun.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özkök’ün hem sansürcülük yapıp, hem de üste çıkma girişimi bununla kalsa yine iyi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alın size, “devlet gazetesi”nden bir sansür haberi daha!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet gazetesinden Enis Berberoğlu yazıyor.. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün, Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ ile görüştüğü haberinin kendilerine de geldiğini, Paksüt’ü aradıklarını, ancak inkar edildiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonuçta da, Hürriyet o haberi de okuyucuya değil, çekmeceye göndermiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraf gazetesinde yayınlandıktan sonra, Berberoğlu şimdi, gerçeği anlatıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe bakın, bir günde iki sansür itirafı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne biçim bir gazetecilik bu, söyler misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paksüt yalanladı ise, onun da cevabını habere ekleyerek veremez miydiniz? Niye vermediniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü halkın bilmesini istemediniz değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halktan gizlediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber anlayışınız, işte bu sizin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta da, Paksüt hakkındaki iddia değil, Paksüt’ün size verdiği bilgi yalan çıktı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimbilir belki de, Enis Berberoğlu “Bu haberi yapalım” demiştir, devletin temsilcisi konumundaki Özkök kullandırmamıştır haberi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi günü Taraf haberi patlatınca da, bu sefer Berberoğlu açıklamak zorunda kalmıştır gerçeği!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin daha da vahim bir boyutu var.. Doğan grubu gazetelerine bakın; dört koldan Paksüt’ü savunmaya geçmişler.. Normal bir görüşme imiş de, gizem katılmış da… Falanmış filanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlerine gelince, “Gazeteci şüpheci olur” diyorlar. Sonra geliyorlar; yapıldığı tarihte gizlenmiş olan bir görüşmeyi, kamuoyunun önünde yapılmış gibi sıradan göstermeye çalışıyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Affedersiniz beyler, bu sonsuz güveniniz nereden kaynaklanıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet gazeteciliği yapmaktan mı? Size, “Böyle haber yapacaksınız, böyle köşe yazısı yazacaksınız” dediler de onun için mi bunları yazıyorsunuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden biliyorsunuz, o görüşmede politika konuşulmadığını?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden biliyorsunuz da, Paksüt’ün avukatlığını yapıyorsuuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sansürle, ısmarlama haberle gazetecilik olmaz beyler! Gerçek yüzleri ortaya çıkaran Vakit varken, hiç olmaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALİ KARAHASANOĞLU - VAKİT&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4413000879887541529?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4413000879887541529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4413000879887541529' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4413000879887541529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4413000879887541529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/06/hrriyet-gazetesi.html' title='Hürriyet Gazetesi'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4154697444540932155</id><published>2008-06-16T08:28:00.000-07:00</published><updated>2008-06-16T08:29:03.105-07:00</updated><title type='text'>Hü</title><content type='html'>Bir günde iki sansür itirafı !&lt;br /&gt;Vakit gazetesi yazarı Ali Karahasanoğlu, Hürriyet gazetesinin farkında olmadan itiraf ettiği iki sansürü yazdı. İşte o köşe yazısı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet’ten bir günde iki sansür itirafı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman Allah’ım, insanlar bu kadar da mı acze düşebilirler.. Bu kadar da mı utanç dolu tavır sergileyebilirler? Allah kimseyi, Hürriyet’teki arkadaşların durumuna düşürmesin! Genel yayın yönetmenleri yazıyor: “Bize de geldi o resimler, yayınlamama kararı aldık!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi halt ettiniz. Utanmadan bir de söylüyorsunuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, işte böyle konuşturuyor insanları!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu vesile ile, biz de tesbitimizi yapalım: Demek ki sayın Hürriyet okuyucuları.. Sizin gazetenizde okuduğunuz haberler, aslında Ertuğrul Özkök’ün “yayınlanabilir” havalesi yaptığı haberlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki bir de; Özkök’ün “yayınlamama, halktan gizleme, okuyucudan saklama kararı aldığı” haberler vardır. Ve o haberler, 500 bin Hürriyet okuyucusunun ruhu bile duymadan, kullanılmayıp, çekmeceye konulmaktadır!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gerçeği, bir kenara büyük harflerle yazın. Sansürcü kafayı, büyük puntolarla hafızanıza nakşedin. Unutmayın, unutturmayın; “Hürriyet tüm haberleri değil, işine gelen haberleri yayınlar!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki; bu sansürcü kafalar, kendilerinin gizlemek istedikleri haberleri yayınlayan gerçek gazetecileri/halkın haber alma hakkı çerçevesinde cesur ve dürüst gazetecilik yapanları da, suçlu gibi gösterirler!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Yayınlamama kararı aldığımız o resim, aslında gayet normal bir resimdir. Haber değeri olmadığı halde, birilerine zarar vermek için yayınlanmıştır” diyerek..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neymiş normal olan resim?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerinin uzun uzun görüşüp; “yayınlarsak patron zarar görür” diye karara varıp, sonuçta “Yayınlanmasın, çekmeceye atılsın” dedikleri, halktan gizlemek için özel çaba sarfettikleri bir resim.. “Ağlama Duvarı’na gidip, orada musevilerin dini ritüellerini icra eden üst düzey bürokratı görüntüleyen” resimler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat buyrun, Ağlama Duvarı’nın bulunduğu mahalle gidip, orada kültürel bir gözlemde bulunmakla ilgili olarak, hiç kimseye, hiç kimsenin bir eleştiri getirdiği yok. Resimi; haber yaptıran unsur; elin duvara dayandığı görüntü!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir hatırlatma: 1997’de Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, aynı yere gitmiş, başına bere takması istendiği için, Ağlama Duvarı’nın bulunduğu mahalle girmemiş! Karadayı ne düşünmüş bilemem. Ama ben, Karadayı’nın hassasiyet gösterdiği konunun, İlker Başbuğ örneğinde, başa takılan şapka ile aşılabileceğini düşünüyorum. Bu çerçevede Başbuğ’un başına taktığı şapkaya itiraz etmiyorum.. Ama lütfen, musevinin yaptığı gibi, eli duvara koymak da ne oluyor? Dahası, o fötrlü musevi ile verilen görüntü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bürokratımız çıkıp söylesin, Türkiye’deki binlerce camiden hangisinde, cami cemaatinden sakallı birisi ile benzer fotoğrafı var? Tarihi camilerden hangisini ziyaret edip, cemaatten birisi ile benzer bir fotoğraf çektirmiş?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bürokrat kendini savunamıyor, iş genel yayın yönetmenine düşüyor.. O da, kendisini akıllı, cümle alemi aptal sanıyor olmalı ki, ibadet anlamındaki hareketlerin tekrarlanması ile, bir ibadet mahalline turistik amaçlı ziyareti birbirine karıştırarak takdim ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konudaki son cümlemizi söyleyip, noktayı koyalım: “Mescid-i Aksa’ya gidip etrafa bakmakla, Ağlama Duvarı’na gidip el sürmek aynı şeyler değil beyim. Birisinde etrafa bakıyorsun, diğerinde oradakilerin yaptığını yapıyorsun.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özkök’ün hem sansürcülük yapıp, hem de üste çıkma girişimi bununla kalsa yine iyi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alın size, “devlet gazetesi”nden bir sansür haberi daha!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet gazetesinden Enis Berberoğlu yazıyor.. Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt’ün, Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ ile görüştüğü haberinin kendilerine de geldiğini, Paksüt’ü aradıklarını, ancak inkar edildiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sonuçta da, Hürriyet o haberi de okuyucuya değil, çekmeceye göndermiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taraf gazetesinde yayınlandıktan sonra, Berberoğlu şimdi, gerçeği anlatıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe bakın, bir günde iki sansür itirafı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne biçim bir gazetecilik bu, söyler misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paksüt yalanladı ise, onun da cevabını habere ekleyerek veremez miydiniz? Niye vermediniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü halkın bilmesini istemediniz değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halktan gizlediniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber anlayışınız, işte bu sizin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuçta da, Paksüt hakkındaki iddia değil, Paksüt’ün size verdiği bilgi yalan çıktı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimbilir belki de, Enis Berberoğlu “Bu haberi yapalım” demiştir, devletin temsilcisi konumundaki Özkök kullandırmamıştır haberi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi günü Taraf haberi patlatınca da, bu sefer Berberoğlu açıklamak zorunda kalmıştır gerçeği!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin daha da vahim bir boyutu var.. Doğan grubu gazetelerine bakın; dört koldan Paksüt’ü savunmaya geçmişler.. Normal bir görüşme imiş de, gizem katılmış da… Falanmış filanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlerine gelince, “Gazeteci şüpheci olur” diyorlar. Sonra geliyorlar; yapıldığı tarihte gizlenmiş olan bir görüşmeyi, kamuoyunun önünde yapılmış gibi sıradan göstermeye çalışıyorlar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Affedersiniz beyler, bu sonsuz güveniniz nereden kaynaklanıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Devlet gazeteciliği yapmaktan mı? Size, “Böyle haber yapacaksınız, böyle köşe yazısı yazacaksınız” dediler de onun için mi bunları yazıyorsunuz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden biliyorsunuz, o görüşmede politika konuşulmadığını?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nereden biliyorsunuz da, Paksüt’ün avukatlığını yapıyorsuuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sansürle, ısmarlama haberle gazetecilik olmaz beyler! Gerçek yüzleri ortaya çıkaran Vakit varken, hiç olmaz!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ALİ KARAHASANOĞLU - VAKİT&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4154697444540932155?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4154697444540932155/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4154697444540932155' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4154697444540932155'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4154697444540932155'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/06/h.html' title='Hü'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2905241651204233726</id><published>2008-06-12T13:26:00.000-07:00</published><updated>2008-06-12T13:27:15.995-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğan Medya Grubu abone sistemine geçiyor'/><title type='text'>Doğan Medya Grubu abone sistemine geçiyor</title><content type='html'>Refeks Yayın Dağıtım ve Kurye Hizmetleri Anonim Şirketi; Hürriyet, Milliyet, Referans, Radikal, Fanatik, Turkish Daily News ve Herald Tribune gazetelerinin abonelik sistemiyle satışlarını yapmaya başladı. Söz konusu gazetelerin kısa tanıtımlarının da yer aldığı Refeks’in broşüründe ‘Haber kapınıza geldi!’ sloganı kullanılıyor. Özellikle işyerlerinin yoğun olduğu bölgelerde dağıtılan broşürlerin ‘Kapınıza gelen fırsattan haberiniz var mı?’ başlıklı sayfasında Refeks Yayın Dağıtım ve Kurye Hizmetleri AŞ’nin Hürriyet Gazetesi bünyesinde kurulmuş olduğu belirtiliyor. 6 aylık veya bir yıllık aboneliğin gazete satış fiyatını düşürdüğü vurgulanırken, sürpriz hediyelerin olduğu da okuyucuya müjdeleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Broşürde, “Refeks; Hürriyet, Milliyet, Radikal, Referans, Turkish Daily News, Herald Tribune ve Fanatik gazetelerinin toplu satış, abone ve dağıtımını yapan bir şirkettir. Refeks’in dağıtımı ile okumaktan keyif aldığınız gazeteler, her sabah kapınızda.” deniliyor. Broşürlerde, abonelerin ödemelerini nasıl yapacağı da gösteriliyor. Doğan Grubu’nda abonelik sistemi için bazı yazarların önyargılı davrandığı biliniyor. Başta Amerika olmak üzere Japonya gibi gazete satışlarının yüksek olduğu ülkelerde uygulanan sistem konusunda bazı yazarlar eleştiri getiriyordu. Örneğin, Hürriyet Gazetesi yazarı Mehmet Y. Yılmaz, 2006 yılında kaleme aldığı yazısında abonelik sistemini eleştirerek Zaman Gazetesi’nin tirajını kabullenememişti. Yılmaz, yazısında, kendisine üye gazetelerin tirajlarını denetleyen ABC Türkiye kriterlerinden dem vurarak, toplu aboneliklerin toplam tirajın yüzde 5′ini geçemeyeceğini dile getirmişti. Vatan Gazetesi yazarı Mustafa Mutlu ise 2004′te ‘Zaman Mucizesi’ başlıklı yazısında Zaman Gazetesi’nin tirajına hayret etmiş ve şaşkınlığını “Sadece Zaman’ın kendine özgü bir satış yöntemi var. Kısacası bu gazete öylesine büyük bir ‘mucize’ye imza atmış ki; böylece, abone yoluyla her gün 380 bin gazete satmayı garantilemiş…” şeklinde ifade etmiş, ardından da abonelik sistemini eleştirmişti. Yılmaz ve Mutlu gibi grubun diğer bazı yazarları da köşelerinde, başta Amerika olmak üzere Batı’da oldukça yaygın olan ve Türkiye’de de Zaman’ın başarıyla uyguladığı abonelik sistemini eleştiren ifadelere yer vermişlerdi. Aynı grubun akaryakıt şirketi Petrol Ofisi istasyonlarından benzin ya da mazot alan müşterilere Milliyet ve Posta gazeteleri promosyon olarak veriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Refeks Yayın Dağıtım ve Kurye Hizmetleri Anonim Şirketi Koordinatörü Güven Güveli, yaklaşık bir yıl önce kurulduklarını belirterek “Dağıtım hayatımıza Referans Gazetesi ile başladık. Hürriyet de altı ay kadar önce abonelik sistemine geçti. Gazeteler artık yavaş yavaş abonelik sistemine doğru kayıyor. Şu an sayı veremem ama abonelik sistemine geçtikten sonra ciddi artışlar yaşandı.” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya bu sistemi kullanıyor &lt;br /&gt;Dünya genelinde gazete okur-yazarlığı her geçen gün artıyor. Dünyanın prestijli gazeteleri, bayi satışından ziyade abonelikle okuyucularına ulaşıyor. Amerika ve İngiltere’de faaliyet gösteren Financial Times, USA Today, The New York Times, The Wall Street Journal, Guardian, Independent gibi gazeteler bu yolu tercih ederek okuyucu sayısını sabit tutmanın planlarını yapıyor. Sistemle yaz aylarındaki düşüşün de önüne geçiliyor. Ülkemizde ise abonelik sistemi yeterli dağıtım ağının olmamasından dolayı istenilen düzeyde yapılamıyor. Kurulduğu günden bugüne abonelik yoluyla okuyucularına ulaşan Zaman’ın yanı sıra Türkiye, Milli Gazete, Referans, Dünya, Yeni Şafak ve Vakit de bu yolu tercih ediyor. Artık Doğan Grubu da abonelik sistemine geçerek okuyucusuna gazetesini elden teslim edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya Gazeteler Birliği (WAN)’nin hazırladığı bir rapor da dünya ülkelerinin satış konusunda abonelik sistemini tercih ettiğini açıkça gösteriyor. Raporda hangi ülkede ne kadar gazetenin bayiden satıldığı, ne kadarının abone sistemiyle dağıtıldığı açıkça belirtiliyor. Buna göre gazeteler Japonya’da yüzde 94,2, Kore’de yüzde 84,5, Finlandiya’da yüzde 88, Hollanda’da yüzde 97, Amerika’da yüzde 75,6, İsveç’te yüzde 75 ve İsviçre’de yüzde 90 oranında abone sistemiyle dağıtılıyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2905241651204233726?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2905241651204233726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2905241651204233726' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2905241651204233726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2905241651204233726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/06/doan-medya-grubu-abone-sistemine-geiyor.html' title='Doğan Medya Grubu abone sistemine geçiyor'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5387290891148201417</id><published>2008-05-03T23:06:00.000-07:00</published><updated>2008-05-03T23:07:48.869-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan medya grubu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğan holding'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aydın doğan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milliyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hürriyet gazetesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vatan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='posta'/><title type='text'>Doğan Medya Grubu</title><content type='html'>Hem eski hem yalan haber yayınladılar&lt;br /&gt;İşte kirli bir propoganda savaşını çağrıştıran ‘yalanlarla dolu’ haberin doğrusunu ‘ensonhaber.com’ yayınladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Video paylaşım sitelerinde geçtiğimiz yıl en çok izlenen vidoların başında Irak’ta çekilen bir görüntü yer almıştı. Genç bir kadın, taşkın bir kalabalık tarafından taşla kafası ezilerek öldürülüyordu. İzleyenlere ‘Böyle vahşet olmaz’ dedirten görüntüler bütün dünyanın hafızasına &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘MÜSLÜMANLAR KÖTÜDÜR’ KAMPANYASI MI BAŞLATILDI?&lt;br /&gt;Bu haber bugün Milliyet’in ve Vatan’ın internet sitesinde ‘Taşlarla başını ezerek öldürdüler’ başlığı ile yer aldı. Haberde şöyle deniliyor: Irak’ın Musul kentine bağlı Şehan kasabasında, “koca şiddetinden” kaçtığı ve Yezidilere sığındığı için ilçe meydanında linç edilerek yarı çıplak soyulan ve çocukların yanında başına taşlarla vurularak linç edilen sünni Müslüman kadının görüntüleri, insanlıktan nasıl çıkıldığını gözler önüne serdi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;..Yezidi Kürtlerin yaşadığı Musul’a bağlı Şehan kasabasında, Muziri aşiretine bağlı müslüman bir kadın eşinin kendisine uyguladığı şiddet yüzünden evden kaçarak Yezidilerin yer aldığı güvenlik güçlerine sığınmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın burada ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış ve ailesine teslim edilmişti. Serbest bırakılan kadın hakkında ölüm kararı çıkartıldı ve kadın ilçe meydanında linç edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SENARYO DA EKLENİYOR&lt;br /&gt;Haberin devamında da bir senaryo yer alıyor. Senaryoya göre Müslümanların bu vahşeti üzerine Şehan’da Yezidi-Müslüman çatışması noktasına gelinmiş: Muziri aşireti, kadının kaçmasında rolü olduğu iddiasıyla 2 Yezidi genç hakkında da ölüm kararı çıkartarak Şehan Kaymakamlığı’na giderek bu iki gencin kendilerine teslim edilmesini istedi. Kaymakamın talebi kabul etmemesi üzerine başlayan olayların neredeyse Yezidi-Müslüman çatışmasına dönüşecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl yaşanan bu olayda ilçede bulunan Yezidilere ait birçok iş yeri, araç ve ev kundaklanmış, kutsal mekanları tahrip edilmişti.&lt;br /&gt;Olaylar sonrasında Mesud Barzani ve bir çok kurum, sağduyu çağrısında bulunmuş ve 3 gün süren olayların ardından ilçede gerginlik durdurulmuştu. Yalan ’senaryo’ böyle sona eriyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEKİ HABERİN DOĞRUSU NEYDİ?&lt;br /&gt;Oysa hafızasını biraz yoklayanlar bu haberde yaplan dezenformasyonu çok çabuk anlayabilecekler. Haberin doğrusu ise şöyle. Görüntü Kuzey Irak’ta çekilmiş. Taşlanarak öldürülen kadının adı Dua Khalil Asvat. Ailesi tarafından infaz edilmiş. Ailesi Yezidi azınlığa mensup, kadın ise Müslüman bir erkekle aşk ilişkisi yaşadığı için ve İslam dinini kabul ettiği için ailesi tarafından taşlanarak öldürüldü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;GOOGLE YALAN SÖYLEMEZ&lt;br /&gt;Bu haberin orjinali için Google’dan arama yaptığınızda 3 Mayıs 2007 tarihli Milliyet’in internet sitesinde ‘çarpıtılmamış haliyle’ yer alıyor. Burada söz konusu olan genç kadının Müslüman veya Yezidi olması değil. Ortada açıkça bir çarpıtma söz konusu. Bunlar propaganda savaşında kullanılan bayat numaralar. Okuyucunun hafızası ile dalga geçen bu haberlerin doğrusunu öğrenmek için herhangi bir arama motoruna haberin başlığını yazmanız yeterli. İnternet çağında, internet haberciliği yapanların en azından bu gerçeği bilmesi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DAHA ÖNCE DE PROPOGANDA SAVAŞINA ALET EDİLMİŞTİ&lt;br /&gt;Bu görüntünün böyle bir çarpıtmayla yeniden gündeme getirilmesinin amacı, türban tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde, ‘Şeriat geliyor’ paranoyasını körüklemek mi bilinmez ama, aynı görüntülerin ortaya çıkması da yine buna benzer bir propoganda savaşı ile olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu görüntüler daha önce de, İran rejiminin taşlama cezasının vahşetini ve insanlara verilen cezaların ne kadar insanlık dışı olduğunun bir kanıtı olarak kullanılmıştı. Video görüntüleri sürgünde yaşayan iki İranlı tarafından, Avrupalı Parlamenterlere iletmiş. Bunlardan biri Amerika’da sürgün yaşayan Banafşeh Zand Bonasi. Bonasi yaptığı bir açıklamada, ‘benim görevim gerçeği ortaya çıkarmaktır, Almanya’nın alışveriş yaptığı İran’ın gerçek yüzünü göstermektir’ demişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık bir yıl önceki görüntüleri çarpıtıp tekrar servis etmekteki amaç ve ’sonuçta istenen’ neydi? Yorum sizin…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5387290891148201417?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5387290891148201417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5387290891148201417' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5387290891148201417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5387290891148201417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/05/doan-medya-grubu.html' title='Doğan Medya Grubu'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-1451212738173158025</id><published>2008-05-03T23:05:00.000-07:00</published><updated>2008-05-03T23:06:36.675-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vatan gazetesi İslam DÜşmanı mı ?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vatan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yalan haber'/><title type='text'>Küstah Vatan Gazetesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.kucukresim.com/freedom_img394d3.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.kucukresim.com/freedom_img394d3.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.kucukresim.com/freedom_img394d3.jpg&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-1451212738173158025?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/1451212738173158025/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=1451212738173158025' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1451212738173158025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1451212738173158025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/05/kstah-vatan-gazetesi.html' title='Küstah Vatan Gazetesi'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-1646926019097493347</id><published>2008-05-03T23:04:00.000-07:00</published><updated>2008-05-03T23:05:03.482-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='özdemir ince'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hürriyet gazetesi'/><title type='text'>Özdemir İnce kimdir ,nedir ?</title><content type='html'>Said Nursi’ye ağır hakaretler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam’a ve dindar insanlara saldırmakla meşhur olan Hürriyet gazetesi yazarlarından Özdemir İnce, bugünkü yazısında Birinci Dünya Savaşı’na katılmış, Kurtuluş Savaşı’nı desteklemiş ve Güneydoğu’daki Kürt kökenli vatandaşlarımızın anavatanının Türkiye olduğu konusunda sayısız makale yazmış olan Bediüzzaman Said Nursi’yi hedef aldı. &lt;br /&gt;İnce, yazdığı yazıda Bediüzzaman’ı ‘Kürtçülük’le de suçlayarak iftirada bulunurken, “Kurduğu Nurculuk olarak bilenen İslami-Kürdi hareket 1950’den itibaren bir kanser gibi Türkiye’yi sarmaya başlamış ve Fethullahçılık olarak bilinen “Yeni Nurculuk” ile dünyaya açılmıştır. Şu anda ülkeyi kanser gibi kemirmektedir!” ifadelerini kullandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte İnce’nin hakaret ve iftira dolu yazısı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehdi yaratma sanatı ve kullanım kılavuzu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAİD Nursi’nin çınar ağacına elde çay bardağı sokakta yürür gibi çıktığına inanan büyük bir kara kalabalık var bu ülkede. Bu gerçek mucizeyi (!) Mustafa Yıldırım’ın “Meczup Yaratmak” (Ulus Dağı Yayınları, s. 119) kitabından öğreniyoruz. Mustafa Yıldırım da bu peygamber mucizesini Bediüzzaman’ın şakirtlerinden Süleyman Şahiner’in “Hatıralarda Bediüzzaman” (s. 188) adlı menkıbeler kitabından aktarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi gelin bu ortamda demokrasiden, özgürlüklerden ve insan haklarından konuşalım, isterseniz. Böyle bir ortamda yetişen babayiğitler elbette seçimlerde aldıkları oyu hukuk devletini çiğnemek için kullanacaklardır. Yargı karşısında kendilerini Kuran ayetleriyle savunacaklardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAZMIŞ AMA YANMIŞ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mustafa Yıldırım’ın kitabını ağzım bir karış açık hayretler içinde okuyorum: Said Nursi (Kürdi) kendi ağzından yazılan özyaşamöyküsünde, yirmi yıllık eğitimi üç ayda tamamladığını söylemektedir (s. 11). Said Nursi beş günde inorganik kimyayı öğrenip bir öğretmeni yenmiştir. Prof. Dr. Şerif Mardin, Said Nursi’nin bir cebir kitabı yazmış olduğunu ileri sürer (s. 20); ancak Süleyman Şahiner ortada olmayan kitabın bir yangında yok olduğunu belirtir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Said Nursi kendi ağzından yazılan kitapta tarih, coğrafya, riyaziyat, jeoloji, fizik, kimya, astronomi, felsefe ilimlerinin esaslarını elde etmiştir. Nasıl elde etmiştir belli değil! Kendi iddiasına göre 80-90 kitabı üç ayda ezberlemiştir. Said Nursi her ezberden sonra bir öğretmenle karşılaşır ve münazarada onu yener(!).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİLİTAN SAİD KüRDİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Said Nursi (Kürdi), bir İslamcılık ve Kürtçülük militanıdır. İslamcılar ona “Nursi” Kürtçüler ise “Kürdi” derler. Kürt Teali Cemiyeti’nin kurucularından, Şeyh Said ve isyanının destekçilerindendir. Kurduğu Nurculuk olarak bilenen İslami-Kürdi hareket 1950’den itibaren bir kanser gibi Türkiye’yi sarmaya başlamış ve Fethullahçılık olarak bilinen “Yeni Nurculuk” ile dünyaya açılmıştır. Şu anda ülkeyi kanser gibi kemirmektedir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuma yazma bilmediğini ileri süren ve kitaplarını şakirtlerine söyleyerek yazdıran Said Nursi’nin, okuduklarımdan öğrendiğime göre, bir peygamber yöntemi kullandığını söyleyebilirim. Rüyalar görmekte, açıkça söylemese de rüyalarında Allah ile konuştuğunu ileri sürmektedir; Hz. Muhammed sık sık rüyalarına girer ve talimatlar verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İki düş görerek önemli görevler üstlenen Said-i Kürdi, kendi anlatımına göre ilk kerametini de Bitlis yolunda gösterir: Elleri kelepçelidir. Abdest almak ister. Ancak kelepçeler kendiliğinden açılır.” (S. 19)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Said Nursi mehdilik, peygamberlik iddiasındadır. Bu imalat ve inşaatı bizzat kendisi yönetmiş ve kendisine Cemal Kutay, Necmettin Şahiner, Rohat ve Prof. Dr. Şerif Mardin kitaplarıyla kalfalık etmişlerdir. Fethullah Gülen de Said Nursi yöntemi kullanmakta ve adım adım onu taklit etmektedir. ABD’nin önderliğinde Kemalizm, Komünizm ve Masonluk’a karşı cihat açmış olan yapıntı mehdi Said Nursi’nin başarılı olmadığını kimse söyleyemez. ABD, kendisi tarafından yazılmış olan bir kullanım klavuzuna uygun olarak Said Nursi’yi kullanmış, şimdi onun bir klonu olan Fethullah Gülen’i tepe tepe kullanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLGİLİ HABERLER:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özdemir bu sefer Gülen’e saldırdı &lt;br /&gt;İnce’nin Gülen korkusu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-1646926019097493347?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/1646926019097493347/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=1646926019097493347' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1646926019097493347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1646926019097493347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/05/zdemir-ince-kimdir-nedir.html' title='Özdemir İnce kimdir ,nedir ?'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-3564991393863361832</id><published>2008-05-03T23:03:00.002-07:00</published><updated>2008-05-03T23:04:06.995-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vatan gazetesi İslam DÜşmanı mı ?'/><title type='text'>vatan gazetesi İslam DÜşmanı mı ?</title><content type='html'>M. RIFAT YEĞEN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kısım medyanın düzmeceden ibaret haberleri herkesin malumu. İnsanların ibadet etmesine bile tahammül edemeyen medya, ya yalan haber silahına sarılıyor ya mübalağa bombasına.Malzemeyi vahşi doğasına uygun düşecek şekilde, tabiattan topluyor: Kimi zaman namaz kılan bir piknikçiye memleketi ‘İran’a çeviren molla muamelesi muamelesi yapıyor, kimi zaman da uçağın yönünü kıbleye çeviren gizemli adamları manşete taşıyor. Avdan eli boş dönünce erkek muhabirine çarşaf giydirip ‘İran usulü kayak’ manşetini patlatıyor(!) Ne kıvırma bitiyor ne yalan…Geçtiğimiz günlerde muhabirim.com adlı internet sitesinde bir yazı kaleme alan 15 yıllık gazeteci Yüksel Göktürk, Vatan Gazetesi’nde çalıştığı dönemde kurmaca haberlere nasıl gittiğini ve neler yaşadığını yazdı. Medyanın, çalışanların birçoğunun yalan haber yapmaya zorlandığını anlatan Göktürk, Vatan Gazetesi’nden atılmasını da bu tür tatsız olaylardan duyduğu rahatsızlığı yöneticilere aksettirmesine bağlıyor. Büyük bir çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede ibadetin haber değeri taşımadığını anlatan tecrübeli haberci, “Papa’nın namaz kılması bir haberdir ama bir Müslüman’ın kıldığı namazın haber değeri yoktur. Çünkü dinî vecibesini yerine getiriyor.” diyor. Vatan Gazetesi’nde çalıştığı dönemde kendisinin de bu türlü bir düzmece haber yapmak için görevlendirildiğini söyleyen Göktürk, “Habere ne amaçla gittiğimi düşündükçe kendimden nefret ettim, insanlığımdan utandım.” diyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı gazetelerin satırlarını her daim ‘namaz haberleri’ süsler. Kimileri, bir yolcunun ‘Uçağın yönünü kıbleye çevirin; namaz kılacağım.’ dediği maskaralığına inandırmaya çalışır milleti, kimisi ‘Yolda zorunlu namaz molası’ verildiğine; bazısı çıkıp ‘Kız lisesinde namaz baskısı var’ yalanını hazırlar, bir diğeri gidip piknik yerlerinde avını bekleyen bir çakal edasıyla pusuya yatar. Ta ki karanlık bir piknikçi çıkıp namazını kılsın ve ‘bomba haber’in ışıltısı tüm gazeteyi sarsın! Sonra da zevkle döşensin gazetelerinin manşetine, fotoğraf altı haber: “İrtica piknikte!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu türlü haber saplantısı olan gazeteler ve televizyonlar, çalışanlarını mütemadiyen gönderir namaz haberlerine. Onlar da istese de istemese de karanlık Türkiye’nin fotoğrafını çekmek zorundadır. Yazı işlerinin marifetli ellerine bırakılır gerisi. Sonrasında medya yine bekleneni yapar ve çarşaf çarşaf aydınlığa çıkarır karanlığa sürüklenen ülkemizi. Geçtiğimiz günlerde kuruluşundan itibaren Vatan Gazetesi’nde çalışan ancak kısa bir süre önce işinden ayrılan tecrübeli muhabir Yüksel Göktürk, tam da böyle bir haber deneyimini kaleme aldı bir internet sitesinde. Aktardığı vak’alar Türkiye’nin asıl olarak kimler tarafından gerildiğini ve ikiliğin nasıl çıkarılmaya çalışıldığını anlatması bakımından da manidar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göktürk’ün anlattığına göre bir gün bir Vatan okurundan istihbarat gelir. Okurun verdiği bilgiye göre İstanbul’un güzide mesire yerlerinden biri olan Emirgan Korusu’nda bir grup çarşaflı kadın namaz kılmaktadır. Bu çok mühim bilgiyi değerlendiren haber müdürü, koşar adım Göktürk’ün yanına gelir ve başlar trajikomik olaylar… O sırada sükunet içinde haber yazmakta olan Yüksel Göktürk, bir yaygarayla irkilir. Koşar adım yanına gelen müdürü, “Yüksel çabuk koooş! Emirgan Korusu’nda kara çarşaflı kadınlar toplu halde namaz kılıyormuş. Hemen çek gel.” diye haykırır. Ancak Yüksel, bir an “Ne var bunda. Burası Müslüman bir ülke. Tabii kılacaklar.” diye geçirir içinden. Göktürk, okurlardan bu türlü istihbaratların ara sıra geldiğini ve altında yatanın da tamamen din düşmanlığı olduğunu vurguluyor. Göktürk, “Anlaşılan en az bizim haber müdürü kadar beynamaz biri, yemeden içmeden telefona sarıldı ve dinsiz basının silahşorlarından Vatan’ı aramayı akıl etti. Sonrası malûm…” diye anlatıyor yaşadıklarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neticede kendisine makul gelmese de bu, yöneticiler nazarında bir haberdir ve bu habere gidilecektir. Mecidiyeköy’de bulunan gazete binasından Emirgan Korusu’na gidene kadar cemaatin dağılacağını kestirmiştir Göktürk. “Saate baktım 14.30 gibiydi. Vakit namazı kılıyorlarsa öğle namazıdır ve en fazla 20 dakikada biter. Kaza kılıyorlarsa daha kısa sürer. Yok Emirgan Korusu’ndaki güzel tabiatı görünce Allah’a verdiği nimetlerden ötürü şükür namazı kılıyorlarsa o daha da kısa sürer.” diye düşündüğünü anlatıyor tecrübeli muhabir. Trafik açık olsa bile yol en az yarım saat sürecektir. Göktürk, bir yandan hazırlanıp bir yandan da bunları düşünürken, ikinci bir haykırışla irkilir. Ülkesini aydınlığa (!) çıkarmak için bağıran ses: “Daha duruyor musun Yüksel! Çabuuk, hepsini çek… Değişik açılardan çek…Çabuuk!” demektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayenin hazin tarafı burada başlar. Göktürk, habere giderken çalıştığı yeri, kime ve neye hizmet ettiğini düşünmeye dalar. Derken Emirgan Korusu’na gelmiştir. Mescidin etrafına bakınır ama namaz kılanları göremez. Bu hazin hikayenin geri kalanını şu cümlelerle ifade ediyor Yüksel Göktürk: “Biraz aşağılara indim. Haa işte ordalar! Kara çarşaflı gerici kadınlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhtemelen namaz eylemini bitirmişler, şimdi de yanlarında getirdikleri yiyeceklerle kendilerine piknikçi süsü vermeye çalışıyorlar. Gerçekçi olsun diye de yanlarına çocuklarını da almışlar. Sofralar kurulmuş; börekler, sarmalar, pastalar yerleştirilmiş sofraya çocuklar etrafta oyunlar oynuyor. Biz yer miyiz bu piknik numarasını! Hemen sarıldım fotoğraf makineme. Bastım deklanşörüne. Boş değil ha bu kara çarşaflı kadınlar, hemen uyandılar. Durup dururken niye fotoğrafımızı çekiyor bu keçi sakallı diye homurdanmaya başladılar. İçlerinden biri ‘Ne çekiyorsun’ diye diklenecek oldu, muhabir çevikliğiyle ‘Piknikçilerle ve çevre temizliğiyle ilgili haber yapıyoruz da’ yalanını uyduruverdim. Kendimden ve insanlığımdan utanarak. Dışarıdan görünmüyordu ama kalbim kanıyordu. Öyle bir kanıyordu ki sanki insanlığım, Müslümanlığım ölüyordu içimde. Bir taraftan fotoğraf çekiyor bir taraftan da beni buraya namaz kılanların fotoğrafını çekmeye gönderene, ona haber verene, namaz kılmayı suçmuş gibi gösterenlere, onu imansız yetiştiren sisteme, öğretmenine, öğretmeyenine… Daha sonra aynı gruptan olduklarını tahmin ettiğim ve kadınlardan az ötede sofra kurmuş, biri ak sakallı hacı ikisi genç üç kişinin yanına yaklaşarak Allah’ın selamını verip aldım. Onlar da kıllanmıştı fotoğraf çekmemden. Hacı beni sofraya davet etti. Bağdaş kurup oturdum yanlarına. Doğrudan girdim konuya. Çünkü kadınlara yaptığım haberin masum olduğu yalanını söylemiştim ve bir başka yalanı yüreğim götürmezdi. ‘Hacı buraya niye geldim biliyor musun?’ diye sordum. Hacı ‘Bilmiyorum niye geldin evlat?’ dedi. Burada kara çarşaflı kadınlar topluca namaz kılıyormuş. Bunu görerek rahatsız olan biri bizim gazeteyi aramış. Benim müdür de beni gönderdi namaz kılan kara çarşaflı kadınları çekmem için. Ben buraya namaz kılan kara çarşaflı kadınları çekmeye geldim’ dedim. Hacı da ben de sustuk. Sonra hacı ‘O namaz kılanlar bizdik. Suç mu işledik namaz kılmakla?’ dedi. Diyecek bir şey bulamadım. Bağcılar’da bir kursun katılımcıları olduklarını anlattı hacı amca. Havalar ısınınca kurs verenler, tüm kursiyerleri bir otobüse bindirip İstanbul’un nadide güzelliklerinden olan Emirgan Korusu’na piknik yapmaya getirmişler. Namaz vakti gelince namaza durmuşlar. Mescit küçük olduğu için bazıları dışarıda, çimlerin üzerinde eda etmiş namazını. Hepsi bu. Bunu gel de kendini aydın sanan gazete yönetimindeki zavallılara anlat. Orada hacıyla ve diğer iki arkadaşla uzun uzun sohbet ettik. Nasıl oluyordu da nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede namaz kılmak garipseniyor, namaz kılanlar gerici ilan ediliyor, dinini yaşamak isteyenler nasıl infaz ediliyordu. Bunun cevabını aradık. Vakit dardı, bulamadık. Aslında bulduk da yeri değil.” m.yegen@zaman.com.tr&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;--------------------------------------------------------------------------------&lt;br /&gt;İşe alırken ‘namaz kılman sıkıntı olur’ deselerdi çalışmazdım &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Basın dünyasının hatırı sayılır bölümünde, Vatan gibi bir gazetede sözgelimi, inançlı bir insansanız, yani cuma ya da bayram namazına gidiyorsanız ‘dinci’ olursunuz. Birlikte çalıştığımız kişilerden biri bir keresinde, “Yüksel ben seni araştırdım. Sen ‘hacı hocaymışsın” dedi. Bunu diyen üniversite okumuş, görünüşte eğitimli biri. Eğer inançlı bir insansan bitti. Herkes bunu yaşıyor gazetecilik yaparken. Sorarsan eğer namaz kılmak yasak değil ama mahalle baskısı, servis baskısı ve medya baskısı var işte. Onların mantığına göre ‘Bizden değilsin.’ Sadece haftada bir cuma namazına gitsen bile sen öteki Türkiye’sin. Bu bünye almıyor seni. Ancak yalvaracak da değiliz ‘beni al’ diye. Ben sana yalakalık etmek, inancımdan kişiliğimden taviz vermek zorunda değilim. Vermem de zaten. Sen bana işe alırken sigara içiyor musun diye sordun, üniversite mezunu musun diye sordun, tecrübelerimi sordun. Niye oruç tutuyor musun, namaz kılıyor musun diye sormadın. O zaman almazdın. Benim geçmişimi bilerek aldın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerindeki ağrı inançlı insanların başa gelmesi. İnançlı bir insan nasıl cumhurbaşkanı olur, nasıl başkomutan olur. Orası 3-5 kişinin kalesi değil, orası tüm Türkiye’nin ve Cumhuriyetin kalesi. ‘İyi de namaz kılıyor.’ diyorlar. Kılsın… Sana ne, kime ne… Eskiden zencilerle beyazlar arasında bir mücadele vardı. Beyazlar zencileri nasıl görüyorsa biz de onların gözünde öyleyiz. Ben Vatan Gazetesi’nde 5 yıl zenciydim. Onlar Beyaz Türk ben zenciyim. O kesim öyle görüyor. Medya kuruluşlarının başındakiler beyaz Türk. Seninle aynı lokantaya gitmezler. Seninle aynı alışveriş yerine gitmezler, senin içtiğin yerden su içmezler. Aynı havayı teneffüs etmezler. Bundan rahatsızlık duyarlar. Sadece ben Yeşilköy’de oturayım. Orası güzel bir semt olsun ve sadece ben yaşayayım. Başka semtler olmasın, ben onlarla bir değilim. Onlar varoş. Gelişmesini istemiyorlar ülkenin. Eğer birinin cebinde para olacaksa benim cebimde olsun, onların cebinde olmasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben yıllarca Vatan Gazetesi’nde zenci olarak bulundum. Ama zenciliğimden hiçbir zaman utanmadım, gocunmadım. Dimdik durdum, çünkü zenci olmak suç değil. Bana işe alırken namaz kılıyorsan sıkıntı olur deselerdi ben zaten orada çalışmazdım. Benim babam uzun yıllar yurtdışında kaldı, orada böyle bir sıkıntı çekmedi. Orada senin namaz vaktin geldi namaz kılmayacak mısın diyorlardı. Burada saygı gösterilmediği gibi horlanıyor&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-3564991393863361832?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/3564991393863361832/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=3564991393863361832' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/3564991393863361832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/3564991393863361832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/05/vatan-gazetesi-islam-dman-m.html' title='vatan gazetesi İslam DÜşmanı mı ?'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-3325137983561788923</id><published>2008-05-03T23:03:00.001-07:00</published><updated>2008-05-03T23:03:30.251-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TAHA KIVANÇ - YENİ ŞAFAK'/><title type='text'>TAHA KIVANÇ - YENİ ŞAFAK</title><content type='html'>TAHA KIVANÇ - YENİ ŞAFAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çölaşan’ın serüveni &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet’in kovduğu Emin Çölaşan’ın, hakkında yazdığı kitap yüzünden eski patronu Aydın Doğan tarafından açılan davada vaktiyle yazdığım Kulisleri ‘güçlü kanıt’ olarak mahkemeye sunduğunu biliyorsunuz. Bilmeniz lâzım, çünkü dün burada yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emin Çölaşan’ı uyardığımı da hatırlayacaksınız: Aydın Doğan da, “Çölaşan’a sansür uygulamasının kendisinden önce başladığını” ispat için, ‘güçlü kanıt’ olarak, mahkemeye, vaktiyle yazdığım Kulisleri sunacaktır…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok keyifliyim çoook.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahmetli dostum Yavuz Gökmen’in yazılarının sansürlendiğini bütün okurları önünde ilân etmişti Çölaşan; kendisinin hiç sansür görmediğini ileri sürerek… Dostumun yanında yer alıp “Senin yazıların da sansürleniyor” dediğimde şu meydan okumayla karşıma çıkmıştı: “Eğer gazetemin benim yazılarımdan, cümlelerimden ve hatta sözcüklerimden birine sansür uyguladığını kanıtlarsa, kanıtlamanın da ötesinde bir tek belirtisini gösterirse, ben bu mesleği o gün bırakırım; çünkü onurlu ve şerefli bir gazeteci, yazısındaki her sözcüğün sahibidir, bir tek satırına sansür uygulanması bile, onun derhal istifasını gerektirir…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi mahkeme mahkeme dolaşıp patronunun kendisini sansürlediğini ispata uğraşıyor. Başvurduğu kanıt da benim “Onur ve şeref ha!” diye yazdığım yazılar oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İzmir’de çıkan ‘Diva’ dergisinin yayın yönetmeni Gönül Soyoğul, Çölaşan’la uzun bir mülâkat yapmış. Benim yazılarımı da sormuş kendisine. Çölaşan’ın verdiği cevabı ibret için okuyun: “AKP gelene kadar Türkiye’de, bakın altını çizerek söylüyorum; normal gazetecilik koşulları geçerliydi. Hemen herkes, özgürce yazardı. Sansür, makaslama diye bir şey yoktu, çok istisnai bir hadiseydi. Otosansür yoktu. İnsanlar istediği gibi yazardı. (..) 1996 yılında, bizim Allah rahmet eylesin Yavuz Gökmen vardı. Ertuğrul habire bunun yazılarını koymazdı. Yavuz Ankara’dan yazar, biz ekrandan okuruz geçtiği yazıyı; Ertuğrul buna telefon açar, ‘koymuyorum bu yazıyı, başkasını yaz’ derdi.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“AKP gelene kadar yoktu” diyerek gazetesinde kendisine uygulanan sistemli sansür olaylarını dar bir zaman aralığına hapsediyor, görüyorsunuz. Oysa bu doğru değil. Aydın Doğan’ın patronu olduğu Hürriyet’te, Emin Çölaşan’ın yazıları AKP öncesinde de sansüre uğramıştı. Dün örneğini verdim: 1 Aralık 1999 tarihli ‘Enerji’ yazısı; içinden Mesut Yılmaz’a ait satırlar makaslanarak gazeteye konmuştu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Emin Çölaşan’ın yazıları Hürriyet’e adım attığı günden başlayarak sansürlendi” dersem bu iddiamı mübalağa kabul etmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çölaşan’a yazı yazdırmaya niyetlendiği öğrenilince, “Başına iş açar” uyarısını yapanlara, Erol Simavi’nin, “Merak etmeyin, yazılarını önce ben okuyacağım” cevabını verdiği biliniyor. Okuyup ne yapacak? Gerekirse sansürleyecek elbette! Nitekim Erol Simavi’nin makası keskin biri olduğunu yaşayarak öğreniyor Emin Çölaşan. Tabii biz de öğreniyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimden öğreniyoruz? Bizzat Emin Çölaşan’dan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakın ne yazmış Emin Çölaşan: “Sonra Özbayrak anlattı. Benim yazıları hergün faksla Erol Simavi’ye geçiyorlarmış ve gazetemizin sahibi, bazı uygun görmediği bölümleri benim yazı dizisinden çıkarıyormuş. Bugün 4 Temmuz 1988 saat 14.50: Çetin Emeç İstanbul’dan beni aradı. O gün dizinin ikinci yazısı vardı ve kesintiye uğramıştı. ‘Dizinin bazı bölümlerini Erol Bey sakıncalı buldu. Bu yüzden o bölümleri çıkaracağız. Bilgin olsun’ dedi. (..) Bu kesintiler yazı dizisi boyunca devam edip giderken, bizim Ankara bürosunda da, arkadaşlarla aramızda ilginç espriler oluyor. Kemal Saydamer bana, ‘Abi sana ne mutlu ki, yazılarını Erol Simavi gibi bir büyük adam makaslıyor’ diyor, hep birlikte kahkahalarımız patlıyor. Ben diyorum ki, ‘Erol Beye bir faks çekeceğim ve yayınlanmakta olan yazı diziniz çok güzel, ellerinize sağlık diyeceğim.’ Yine kahkahalar patlıyor.” (Turgut’un Serüveni, Tekin Yayınevi, s. 12-13.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne güzel, ne tatlı bir anlatım, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi ‘güçlü kanıt’ olarak mahkemeye bizzat sunduğu yazılarımı, küfür yeme, her türlü hakarete maruz kalma pahasına kaleme alırken, hep aynı şeyi düşünürdüm: “Adamın yazılarının sansüre uğratıldığını bütün gazete biliyor. Çetin Özbayrak Hürriyet’in yazı işleri müdürüydü; o biliyor bir kere… Çetin Emeç genel yayın yönetmeniydi; o da sansürü tebliğ edenlerden biri… Dahası, bütün Ankara Büro biliyor; şimdi rahmetli olmuş Meclis Bürosu şefi Hürriyet’in, Kemal Saydamer, kendisiyle dalga da geçiyor… Ve, böyle biri, benim karşıma çıkıp, ‘Tek bir yazımın sansürlendiğini ispat etsin mesleği bırakırım; yazısı sansüre uğrayan onursuz ve şerefsizdir’ diye afra tafra yapabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nasıl bir iş?”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-3325137983561788923?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/3325137983561788923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=3325137983561788923' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/3325137983561788923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/3325137983561788923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/05/taha-kivan-yeni-afak.html' title='TAHA KIVANÇ - YENİ ŞAFAK'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-7576647381725829109</id><published>2008-01-21T11:22:00.001-08:00</published><updated>2008-01-21T11:23:41.952-08:00</updated><title type='text'>Demokrat Radikal gazetesinin gerçek yüzü</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.imamhatip.com/kamusalalan/resimler/niyazikaracay-20080121085052.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.imamhatip.com/kamusalalan/resimler/niyazikaracay-20080121085052.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ali kırcanın şhow haberine özenmiş olacak okula gizlice muhabir sokup namaz kılanları görüntülemesi saygısızlığın,düşmanlığın hangi boyutta olduğunu ve beşer ideolojisine sahip (demokrat-liberal-ulusalcı-vs) tiplemelerinin aslında küfür düzeninin  bir parçasının olduğu gerçeğini bize gösteriyor..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De ki: Benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir.(enam-162)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9, 10- Namaz kıldıgı (haniflik ettigi, sirke ve taguta karsı çıktıgı) zaman bir kulu, engelleyen kisiyi gördün mü?&lt;br /&gt;12- Gördün mü, eger o kul dogru yol üzerinde idiyse ya da takvayı emrettiyse!&lt;br /&gt;13- Gördün mü, eger o yalanlamıs ve yüz çevirmis ise!&lt;br /&gt;14- O, bilmedi mi? Kesinlikle Allah`ın görmekte oldugunu!&lt;br /&gt;15, 16- Hayır… Hayır… Eger o, son vermeyecek olursa, ant olsun, perçemden; yalancı, günahkâr perçemden tutup sürükleyecegiz.&lt;br /&gt;17- O zaman o meclisini çagırsın.&lt;br /&gt;18- Biz zebanileri çagıracagız.&lt;br /&gt;19- Hayır… Hayır… Ona boyun egme! Ve secde et ve yakınlas.&lt;br /&gt;(alak9-19)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-7576647381725829109?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/7576647381725829109/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=7576647381725829109' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7576647381725829109'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7576647381725829109'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/01/demokrat-radikal-gazetesinin-gerek-yz.html' title='Demokrat Radikal gazetesinin gerçek yüzü'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-6550890163105932002</id><published>2008-01-07T12:09:00.000-08:00</published><updated>2008-01-07T12:10:51.810-08:00</updated><title type='text'>Cemil İpekçi  : Nişantaşında başörtülü kadına tükürük yağmuru edepsizliği</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.dusunceler.org/wp-content/uploads/2007/10/29664.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.dusunceler.org/wp-content/uploads/2007/10/29664.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Nişantaşın'da Başörtülüye Tükürük Yağmuru(!)&lt;br /&gt;Tasarımcı Cemil İpekçi, Nişantaşı'nda bir cafe'de başörtülü bir bayanın başı açık bayanlar tarafından uğradığı hakarete şahit oluşunu anlattı.&lt;br /&gt;07 Ocak 2008 / 20:37&lt;br /&gt;NTV'de 'Haydi Gel Bizimle Ol' programına konuk olan Cemil İpekçi, Nişantaşı'ndaki bir cafe'de başörtülü bir bayanın başı açık bayanlar tarafından hakarete maruz kaldığını 'tükürük yağmuruna tutuldu' ifadesi ile anlattı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemil İpekçi: Bir türbanlı hanımın Nişantaşı'nda bir cafe'de tükürük yağmuruna tutulduğunu ben gözlerimle gördüm, sizin gibi açık hanımlar tarafından. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pınar Kür: Onlar öyle birşey yapmış olabilirler. Bu genel birşey değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemil İpekçi: Kadıncağız gelmiş, gayet de şık, Beymen'den alışveriş yapmış kahvesini içecek orada. 4 tane afedersiniz 'beyin sasmanın koruğu' vursanız diapozonla 'si'den ses çıkartır 'do' çıkarmaz... Moldovyalı hizmetçiden, Rolex saatten yada paşa saatinden başka birşey bilmeyen 4 kadın, koca parası yiyerek oraya oturmuş... Böyle onu küçümseyerek tükürükten beter ettiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber: TELEVİZYONGAZETESİ &lt;br /&gt; Yorum Ekle  Arkadaşına Gönder  Yazdır Toplam 4 Yorum&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-6550890163105932002?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/6550890163105932002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=6550890163105932002' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6550890163105932002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6550890163105932002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/01/cemil-ipeki-niantanda-bartl-kadna-tkrk.html' title='Cemil İpekçi  : Nişantaşında başörtülü kadına tükürük yağmuru edepsizliği'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5871076794149902150</id><published>2008-01-07T12:05:00.000-08:00</published><updated>2008-01-07T12:09:07.193-08:00</updated><title type='text'>KanalTürk ve Tuncay Özkan edepsizliği</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Kanaltürk Çirkefliği!&lt;br /&gt;Tuncay Özkan’ın sahibi olduğu Kanaltürk televizyonunda dün yayınlanan “Tuncay Özkan’la Gündem” programında çok çirkin manzaralar yaşandı. &lt;br /&gt;07 Ocak 2008 / 12:26&lt;br /&gt;Kanalın Genel Müdürü olan Kerimcan Kamal’ın sunduğu programda gündemi değerlendiren Tuncay Özkan, konuyu yılbaşı eğlenceleri ve medyanın tutumuna getirdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özkan, her zamanki seviyesiz ve çirkin üslubuyla eleştirilerini dillendirirken programın sunucusu Kerimcan Kamal, Vakit gazetesinin yılbaşı eğlencelerinde yaşanan rezillikleri manşetine taşıdığı 1 Ocak tarihli “Yılbaşı Rezilliği” manşetli nüshayı göstererek, “Başbakan’ın çok sevdiği gazeteye bakın. Türkiye’nin geldiği yere bakın” diyerek Vakit’i yere fırlattı ve gazete program boyunca yerde kaldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KEMALİST ZİHNİYETİN BAKIŞI &lt;br /&gt;İfade özgürlüğü ve farklılığa tahammül etme mefhumundan yoksun bu tavır, Kemalist zihniyetin özgürlük anlayışını da gözönüne seriyor. Mustafa Kemal’in İzmir’in kurtuluşunun ardından Yunan bayrağının yere serilmesine tepki gösterdiği örnek gözönüne alındığında, Kemalist zihniyetin Mustafa Kemal’i ne oranda temsil edebildiği sorusu da akla geliyor. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre yayın yapan, belli bir kitlesi bulunan bir gazeteye böylesine bir hakaret yapılması aydın geçinen zihniyetin gerçek yüzünü de ortaya koyuyor.&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5871076794149902150?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5871076794149902150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5871076794149902150' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5871076794149902150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5871076794149902150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2008/01/kanaltrk-ve-tuncay-zkan-edepsizlii.html' title='KanalTürk ve Tuncay Özkan edepsizliği'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-478581730802748250</id><published>2007-12-06T10:20:00.000-08:00</published><updated>2007-12-06T10:21:18.027-08:00</updated><title type='text'>Yolsuzluk yapan rektörü yök koruyor</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Devletin parasıyla evine malzeme döşettiği belirlenen A.Ü.eski Rektörü Prof. Dr. Engin Ataç'ın yargılanması (YÖK) engeline takıldı. &lt;br /&gt;06 Aralık 2007 / 09:15&lt;br /&gt;Reklam&lt;br /&gt; Savcılığın görevsizlik kararı üzerine YÖK'e gönderdiği dosya için aradan 6 yıl geçmesine rağmen yargılama izni çıkmadı. YÖK üyesi olan Ataç, Anadolu Üniversitesi'nde öğretim elemanı olarak çalışıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rektörlüğün 2000 yılında üniversitedeki kablo ihtiyaçları için açtığı ihaleyi San-El elektrik firması kazandı. Üniversite Mali ve İdari İşler Dairesi'nde görevli iki memur ve bir vatandaş, söz konusu ihalede yolsuzluk olduğu gerekçesiyle durumu Devlet Denetleme Kurulu'na bildirdi. İncelemede, üniversite yönetimi ile firmanın 'kablo yolsuzluğu'nda işbirliği yaptığı ortaya çıktı. Sayıştay denetçisi tarafından hazırlanarak Sayıştay 5. Dairesi'ne gönderilen olayda, piyasada metresi 1 milyon 700 bin lira olan MX-I kablosu için 13 milyon 700 bin lira ödeme yapıldığı tespit edildi. Üniversitenin Bütçe Daire Başkanlığı 2000 yılı hesabının incelenmesinde, adı geçen firmadan MX-I kablosunun piyasa değerinin çok üzerinde bir fiyatla satın alınması suretiyle toplam 5 milyar 484 milyon 960 bin Türk Lirası Hazine kaybına sebep olduğu belirlendi. Üniversitedeki yolsuzluklar bununla da kalmadı. Prof. Dr. Engin Ataç'ın bu dönemde evine aldığı başta jeneratör olmak üzere 10 milyar lirayı bulan ev eşyalarını da inşaat malzemesiymiş gibi gösterip üniversiteye fatura ettirdiği tespit edildi. Yaşanan hadiseler, olaya adı karışan üniversitenin elektrik teknisyeni Mehmet Kansu'nın sanık olarak müfettişlere verdiği rapora da yansıdı. Ancak, sanık Kansu, Rektör Ataç'ın isteği üzerine daha sonra tanık konumuna geçirildi. Yolsuzluk soruşturması ile ilgili rapor daha sonra Eskişehir Cumhuriyet Savcılığı'na iletildi. Dosyayı inceleyen Cumhuriyet Savcılığı, San-El elektrik firması sahibi Kayhan Cömert, Anadolu Üniversitesi Emanet Komisyonu Başkanı Naci Onarcan, Emanet Komisyonu Üyesi Halit Kokurcan, Mehmet Kansu, tahakkuk memuru Bülent Ustaoğlu, sayman Gülsen Önal Yücel, ayniyat saymanı Mehmet Ali Ak, ambar memuru Kemal Süer ve Rektör Prof. Dr. Engin Ataç hakkında, 'İhaleye fesat karıştırmak, görevi kötüye kullanmak ve rüşvet' suçlarından Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açtı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ataç, diğer sanıklardan ayrı tutuldu! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanıklar hakkında istenen ceza 10 yıldan fazla hapis cezası gerektirdiğinden dosya, bilirkişi raporları üzerine mevcut mahkemenin görevsizlik kararı sonucu dosya Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Rektör Ataç hariç diğer sanıkların yargılamaları hapis cezası istemiyle hâlâ sürüyor. Talebi inceleyen ve suçun Rektör Ataç'a da yönelik olduğuna hükmeden savcılık, suça yönelik soruşturma yapma yetki ve görevinin YÖK'te olması sebebiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı görevli ve yetkili olan YÖK Başkanlığı'na gönderdi. 2001 yılında YÖK'e sunulan dosyanın üzerinden 6 yıl geçmesine rağmen Rektör Ataç'ın yargılanması için YÖK hâlâ cevap vermedi. İhaleyle ilgili her şeyin ortada olduğunu ifade eden ihbarcılardan M. Ali Kalkan, "YÖK ne yapmaya çalışıyor bilmiyoruz. Her şey ortada. Bir insanın yargılanmasına izin verilmesi için uzun süre beklenmesi çok tuhaf." dedi. YÖK, konu hakkında açıklama yapmaktan kaçınırken; görüşlerini almak için aradığımız Ataç ise konunun kapandığını belirterek, "O davayı asıl açan benim." diyerek tepki gösterdi. Bu arada, kaçak sosyal tesis yapmaktan dolayı hakkında dava açılan Ataç'ın yargılanması yönündeki izin de YÖK'e takılmıştı. YÖK, 2004 yılında kaçak sosyal tesis yaptırdığı belirlenen Ataç'ın yargılanması için Eskişehir Cumhuriyet Savcılığı'nın talebine yaklaşık 2 yıldır izin vermiyor. &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-478581730802748250?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/478581730802748250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=478581730802748250' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/478581730802748250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/478581730802748250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/12/yolsuzluk-yapan-rektr-yk-koruyor.html' title='Yolsuzluk yapan rektörü yök koruyor'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2270197109050901674</id><published>2007-12-06T10:19:00.001-08:00</published><updated>2007-12-06T10:19:56.101-08:00</updated><title type='text'>Mason basının sözde türban anketi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Dün kanallar arasında dolaşıp "haber" ararken, sürekli gözümüze gözümüze sokulan bir (…) karşılaşmak zorunda kaldım. Neymiş efendim, Türkiye'de türban takanların sayısı artmış… Büyük bir tehlike gibi sunulan bu haber(!), erdemli olmaya çalışan biri olduğum halde dilimin ucuna ağır sözler getirdi ne yazık ki… Hele (soyadı Birand mı nedir) bir adamın konuşmalarına biraz bakınca daha da can sıkıcı bir hal aldı bu durum. Aslında hiçbirini sonuna kadar izlemedim, çünkü bunlara harcanan zaman boşa gitmiş demektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah aşkına, bu ne biçim bir (…). Ne oluyor da müslümanın başörtüsü bu kadar batıyor size. Size hidayet duası etmiyorum, Allah hak ettiğiniz muameleyi size yapsın! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz kimsiniz, kim adına konuşuyorsunuz! Evet, biliyorum Allah'a inanmıyorsunuz. Çünkü inansanız, O'nu sevenlere bu kadar düşman olamazdınız. Ama bilin ki, bir gün gelecek O inanmadığınız Yaratıcınız size hesap soracak. Ve o gün: "Bizi yeniden dünyaya yolla!" diye O'na yalvaracaksınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şayet gerçekten insansanız ve insan haklarına saygılıysanız, düşürün şu türbanı dilinizden… Siz ne giyerseniz giyin, bırakın müslüman kadını… Bırakın… Bırakın… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi sizin anladığınızı iddia ettiğiniz, ama gerçekte sadece kullandığınız dilden, bilim dilinden konuşalım: Kıyafet seçimi kişinin temel hak ve hürriyetleri kapsamına girmektedir. Genel ahlaka aykırı olmadıkça buna müdahale edilemez. Türban, ahlaka mugayır olmadığı gibi, ahlaksızlığın önünde bir settir. Eğer bir şeyi yasaklamak ve dilinize dolamak istiyorsanız müstehcenliği ve teşhirciliği dilinize dolayın. Yaptığı yazılı, sözlü ve görsel yayınlarla gençliği zehirleyen, şehvetin kölesi haline getirenlerle uğraşın. Görüyorsunuz ki, Allah'a saygıyı kalplerinden söküp attığınız insanlar, kötülüklerde yarışıyorlar. Polis yetmiyor bunlara karşı… Bırakın da temiz yaşamak isteyenler, inançları üzere temiz yaşasın. Mecbur mu Müslüman kadın, size saçını göstermeye ve vücudunu teşhir etmeye… Hani iddia ettiğiniz bilimsellik adına söyleyin… Bir kadının istediği gibi örtünmeye hakkı yok mu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haa size göre bu siyasal bir simgeydi, doğru ya! O halde açıklık da siyasi simge değil mi tersinden bakınca? O zaman o da yasak olsun. Sonra da bulun bakalım varsa başka seçenek… Hem siyasi simge taşımak neden suç? Ya da bu suç sadece Müslümanlar için mi uydurulmuştur? Her siyasi düşünce sahibi rozetiyle, kıyafetiyle vs. bunu gösterebiliyor. Bu gayet doğal. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında siz de biliyorsunuz, başörtü (veya sizin deyiminizle türban) siyasi bir simge değil.. Manevi bir simge. Allah'ın emirlerine uymayı simgeliyor. Sizin derdiniz de bununla, ama bunu açıkça söyleyemiyorsunuz. Bizim derdimiz Allah ile diyemiyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetmedi mi Müslümanlara yaptıklarınız. Bakın artık birçok Müslüman sadece "iş" olsun diye örtünüyor ve açık bayanlardan daha çok süsleniyor. Bu bile size yetmiyor değil mi? Çünkü başörtüsünü görünce kırmızı görmüş boğaya dönüyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyelim: "موتوا بغيظكم"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzeyir Durmuş&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2270197109050901674?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2270197109050901674/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2270197109050901674' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2270197109050901674'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2270197109050901674'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/12/mason-basnn-szde-trban-anketi.html' title='Mason basının sözde türban anketi'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-1688175868188452057</id><published>2007-12-06T10:17:00.000-08:00</published><updated>2007-12-06T10:18:01.032-08:00</updated><title type='text'>Milliyet Ve Radikal Gazeteleri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;EKREM DUMANLI &lt;br /&gt;Geçenlerde bir gazetenin iri puntolu sürmanşeti şöyleydi: "Türbanlı sayısı dörde katlandı." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayretle karşıladım başlığı; çünkü haber ilk bakışta örtünen insan sayısının dört misli arttığını düşündürüyordu. &lt;br /&gt;Yani, ilk araştırmada üç milyon kişi türban takıyorsa, şimdi bu sayı on iki milyona ulaşmış sanılıyordu. Haberin detayına inince anlaşılıyor ki örtünmeyi çarşaf, yemeni, başörtüsü ve türban diye dörde ayırmışlar; bu dörtlü tasnifin içinde türban takanların sayısının arttığını tespit etmişler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi, çarşaf ve yemeniyi anladık; türban ve başörtüsü arasındaki fark ne(ler)den oluşur? Bunu hafta başındaki genel yayın toplantısında arkadaşlara sordum; net bir cevap alamadım. Örtülü arkadaşlarımız da bu soruya net cevap veremiyor. Bizim muhabirler, araştırmanın başındaki Tarhan Erdem'e sormuşlar bu farkı, "Herkes bilir, etekle pantolon arasındaki fark gibidir." demiş. Böyle cevap mı olur? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türban ve başörtüsü tartışması, sembolik bir ayrıma dayanıyor. Şöööyle bağlarsan başörtüsü oluyor, böööyle bağlarsan türban oluyor. Peki dünya markası şirketlerin ürettiği eşarp nasıl bir şey? O da herhalde bağlanma şekline göre değişiyor; kâh türban oluyor, kâh başörtüsü. Peki bir zamanlar "başörtüsü yanlıştır, şu tarz bağlanırsa türban olur ve bu daha modern bir tercihtir" diye türban teşvik edilmiyor muydu; hatta bu tarz bağlama şekline Mevhibe İnönü örnek gösterilmiyor muydu? Ne oldu da şimdi şehirlerde örtünen herkese "türbanlı" deniyor ve bu kişilerin tehlikeli! olduğu ima ediliyor? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sistem kendini öyle hükümran hissediyor ki; eşarp bağlamanın "meşru" şekillerini tarif ediyor. Mesela diyor ki; "eşarbı alttan ya da yukarıdan iğneyle tutturma sakın". Hatta daha öte bir tarif yaparak "saçlarınız yukarıdan bir tutam gözükecek, bu bir; ikincisi, tavşan düğümü gibi bir bağlama tarzıyla alttan düğümlenecek". Peki böyle yapınca her şey yerli yerine oturmuş mu oluyor? Bazılarına göre "evet". Tamam, bütün vatandaşlar iğneleri bir kenara atıp tavşan bağına teslim olsa, başörtülülere reva görülen cüzamlı muamelesinden vazgeçilir mi? Kritik soru bu! Bir de eşarp altından bağlanan bone meselesi var. Bone giydiğin an her şey değişiyor. Bir anda "türbanlı" oluyor başörtülü bir bayan. Tamam da aynı hanımefendi bazen bone takıyor, bazen takmıyor; şimdi bu kişiler türbanlı mı, başörtülü mü? Abesle iştigal ediliyor, vesselam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtüsü meselesinin topyekûn bir haber bombardımanına dönüşmesi de düşündürücü. Bazı gazete ve televizyonlar, başörtülü öğrencilere uygulanan üniversite yasağının yeni anayasada yer alması ihtimaline binaen telaşa kapılmış durumda. Dünyanın hiçbir yerinde olmayan bu engizisyon uygulamasından söz ediyoruz. Yakışıyor mu Türkiye'nin üniversitelerinde "ikna odaları" kurup, başörtülü çocukları beyin yıkama işlemlerine tabi tutmak? Neymiş; üniversitelerde başörtüsü serbest bırakılırsa, bu bir baskıya dönüşürmüş ve herkes örtünürmüş. Muhtemel baskıyı önlemek için baskı kurmak! Tam bir vehim, tam bir güven eksikliği. Başörtüsüz çocuklarımıza çer-çöp muamelesi yapılıyor; yani bir başörtüsü rüzgârı esecek ve herkes bu rüzgâra kapılıp gidecek. Ne örtülü insanımıza güven duyuluyor ne de örtüsüz insanımıza. O zaman çare ne? "Yeterince düşünemeyen insanlara" nasıl giyineceklerini tarif etme, onların şahsî tercihlerini tanzim etme. İyi de böyle yönetimlere demokrasi adı verilmiyor; hele katılımcı ve çoğulcu demokrasi hiç denmiyor... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye, başörtüsü tartışmasından yoruldu; bunu daha fazla sürdürmek doğru değil. Her tartışma, başörtülü insanları ve onların yakınlarını rencide ediyor; çünkü potansiyel suçlu muamelesi yapılıyor bu insanlara. O zaman iş hayal mahsulü "mahalle baskısı"ndan çıkıyor, gerçek bir medya baskısına, daha kötüsü, "devlet baskısına" dönüşüyor. Böyle bir durumda şu soruyu sormak şart oluyor: Hangi devirde yaşıyoruz; halkın hayat tarzının sistem emriyle belirlendiği faşizmle mi idare ediliyoruz; bütün bireysel özgürlüklerin garanti altına alındığı demokrasiyle mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;06.Aralık.2007 07:47:05 &lt;br /&gt; &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-1688175868188452057?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/1688175868188452057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=1688175868188452057' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1688175868188452057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1688175868188452057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/12/milliyet-ve-radikal-gazeteleri.html' title='Milliyet Ve Radikal Gazeteleri'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-1021670656739626127</id><published>2007-12-06T10:14:00.000-08:00</published><updated>2007-12-06T10:15:50.341-08:00</updated><title type='text'>Boyalı Basın Fetullah Gülen^le alakalı haberi nasıl çarpıttı ?</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Bir çarpıtma hikayesi - Video &lt;br /&gt;Fethullah Gülen'i ziyaret eden ünlü jinekolog Alp Nuhoğlu, Gülen düşmanlığını meslek haline getirmiş bazı çevrelerin hışmına uğradı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ziyarette yaşananlara ilişkin haber yapanların işin doğrusunu öğrenme zahmetine bile katlanmadıklarını anlatan Nuhoğlu "bana yapılanlardan çok Sayın Gülen hakkında çıkartılan asılsız söylentilere üzüldüm" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terör gibi, açlık gibi, eğitimsizlik gibi Türkiye'nin en temel problemlerini bir kenara bırakan medya, bugünlerde farklı bir konuya kilitlenmiş durumda. Türkiye'nin en fazla sattığı söylenen kimi gazeteleri samimiyetle edilen bir duayı bakın nasıl maniple etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çarpıtılmış haber vermeyi gazetecilik sayan çevreler, ünlü jinekolog Alp Nuhoğlu'nun İhsan Kalkavan ile ABD'de bulunan Fethullah Gülen'i ziyaretine ilişkin yazılıp, çizilenler ders niteliğinde bir yalan haber dosyası haline geldi. Yaşananlardan en fazla rahatsız olan kişilerin başında ise olayın birinci dereceden muhatabı Alp Nuhoğlu geliyordu. Nuhoğlu içini, gerçekleri çarpıtmadan izleyicisiyle paylaştığını bildiği, Samanyolu Haber'e döktü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor Nuhoğlu yeni doğan bebeğinin rahatsızlığının Gülen'le yedikleri yemek esnasında gündeme geldiğini ve kendisinden dua istediğini anlattı. Bu Allah'ın varlığına inanan her insanın sergileyebileceği normal bir davranıştı. Ama nedense kimi çevreleri çok ama çok rahatsız etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuhoğlu, samimiyetle edilen bir duanın medyada bu denli çarpıtılarak yer almasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuhoğlu, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin yaşananlardan belki de haberi bile olmadığını hatırlattı. Ayrıca kendisinin Allah'a inandığını, duanın gücünün de farkında olduğunu söyledi ve "insan dua eder" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü jinekolog belki de hayatının bu dönemine kadar medyanın Gülen hakkındaki tavrını tam olarak anlayamamıştı. Fakat bizzat kendisinin yaşadığı bu olay bugüne dek Fethullah Gülen aleyhinde yapılan haberlerin nasıl hazırlandığı konusunda, kendisine bir fikir verdi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayı günler boyunca sayfalarına ve köşelerine taşıyanların hiçbirisinin yaşananları gerçek şekliyle öğrenme ihtiyacı hissetmemesi ünlü hekimde ciddi bir hayal kırıklığı meydana getirmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuhoğlu'nun çarpıtma girişimine şahit olduğu tek gazeteci Mehmet Yakup Yılmaz değildi. Haber çarpıtanlar kervanında meşhur bir isim daha vardı. O da Hürriyet gazetesinin tanınmış yazarı Fatih Çekirge'ydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü jinekolog, kendisi yüzünden hiç hak etmediği suçlamaların hedefi olan Fethullah Gülen'den Samanyolu Haber aracılığıyla özür diledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;06.Aralık.2007 19:32:03&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-1021670656739626127?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/1021670656739626127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=1021670656739626127' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1021670656739626127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1021670656739626127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/12/boyal-basn-fetullah-glenle-alakal.html' title='Boyalı Basın Fetullah Gülen^le alakalı haberi nasıl çarpıttı ?'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4804598303336958225</id><published>2007-11-23T09:22:00.000-08:00</published><updated>2007-11-23T09:23:35.439-08:00</updated><title type='text'>Emine Erdoğan başörtülü diye alınmadı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/8915.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/8915.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nejat Uygur'un eşi anlattı: "Geçmiş olsuna gelecekti, böyle birşey imkansız dediler"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, TSK Rehabilitasyon Merkezi'nde tedavi gören ünlü tiyatrocu Nejat Uygur'u ziyaret edemedi. Ünlü tiyatrocunun eşi Necla Uygur, "Benim için zor bir durumdu. Nezaket gösterdi hanımefendi bana, dışarıda benimle buluştu" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyninin sağ tarafındaki tıkanıklığa bağlı olarak kısmi felç geçiren ünlü tiyatrocu Nejat Uygur, Ufuk Üniversitesi Hastanesi'ndeki tedavisi sonrası Ankara Bilkent'teki TSK Rehabilitasyon Merkezi'ne yattı. Başbakan'ın eşi Emine Erdoğan, Uygur'un eşi Necla Uygur'u telefonla arayarak ünlü tiyatrocuyu ziyaret etmek istediğini söyledi. Necla Uygur, bu talebi olumlu karşıladı. Ancak, olayın TSK Rehabilitasyon Merkezi'nde duyulmasının ardından Necla Uygur, Emine Erdoğan'ı telefonla arayarak, ziyaretin gerçekleşemeyeceğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Gizleyecek bir taraf yok'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necla Uygur, olayı Milliyet'e şöyle anlattı: "Gerçekten böyle bir olay yaşandı. Bunda gizleyecek bir taraf yok. Olay şöyle gelişti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Emine Hanım bana telefon açtılar. Bir nezaket ziyaretinde bulunacaklarını söylediler. Memnuniyetle beklediğimi söyledim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın hemşirelere haber verdim, Başbakan'ın eşinin geleceğini. Onlar da herhalde haber vermişler ki sonra bana geldiler, dediler ki, 'Sayın Emine Hanım'ın gelmesi için Genelkurmay'dan izin alınması gerekmektedir.' Ben bilmiyorum olayı. Ondan sonra Genelkurmay'ın da GATA'ya bildirmesi lazımmış, GATA'nın da onaylayıp haber vermesi lazımmış. Böyle bir şeyin imkânsız olabileceğini söylediler ve benim kendilerine bildirmemi söylediler. Benim için zor bir durumdu. Nezaket gösterdi hanımefendi bana, dışarıda benimle buluştu. Üzüntülerini bildirdi. Ben de kendilerine üzüntülerimi bildirdim. Böyle bir olayın içinde olmaktan mutsuz olduğumu kendilerine söyledim. Böyle bir şeyin ortasında olmaktan ben çok mutsuz oldum." &lt;br /&gt;milliyet&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4804598303336958225?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4804598303336958225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4804598303336958225' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4804598303336958225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4804598303336958225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/11/emine-erdoan-bartl-diye-alnmad.html' title='Emine Erdoğan başörtülü diye alınmadı'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-7665208170625615780</id><published>2007-11-23T09:20:00.001-08:00</published><updated>2007-11-23T09:21:13.983-08:00</updated><title type='text'>Milliyet gazetesinden bir yalan daha</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.samanyoluhaber.com/images/haber/8/0/5/7/80573.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.samanyoluhaber.com/images/haber/8/0/5/7/80573.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Milliyet Gazetesi, Öğretmenler Günü kutlamalarını yalan haberle gölgeledi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Öğretmenler Günü'ne mevlitli kutlama" başlığıyla verilen haberin asılsız olduğu ortaya çıktı. Gazetede, resmi törenlere mevlit okuma programının eklendiği iddia edilen Balıkesir'in Havran ilçesinden çifte yalanlama geldi&lt;br /&gt;Son günlerde bazı gazeteler, yalan ve çarpıtma haberlerle gündemi değiştirmeye, kendi icatları olan "mahalle baskısı"nın altını doldurmaya çalışıyorlar. Son örnek Milliyet Gazetesinde yer aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milliyet Gazetesi'nin haberi "Öğretmenler Günü’ne mevlitli program başlığıyla" okuyucuya verildi. Habere göre Balıkesir'in Havran, Bilecik'in de Bozüyük ilçelerinde öğretmenler günü resmi törenlerine mevlit de eklenmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete haberi verirken, iddiasını dayandıracak herhangi bir tören programı ya da davetiye örneği göstermiyordu. Nitekim iddiaların hedefindeki Havran İlçesi'nden Milliyet'in haberine çifte yalanlama geldi. İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Dalyancı, resmi kutlamalarda mevlit okutulması ile ilgili bir program yok dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dalyancı asılsız haberin nasıl çıkmış olabileceği konusunu da anlattı. İlçe Kutlama Kurulu olarak 6 Kasım'da bir toplantı yapılmış, öğretmenler gününde neler yapılabileceği konusunda fikir alışverişinde bulunulmuştu. Bu kapsamda 'şehit öğretmenler" için mevlit okutulması da gündeme geldi. Ancak teklif sadece sözde kalmış, programa alınmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havran Kaymakamı Fatih Genel de gazetelerin iddialarını yalanladı. Kaymakam gazetelerde çıkan haber üzerine inceleme başlatmış ama iddia edildiği gibi tören taslağında mevlit okuma programına rastlayamamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim-Birsen Havran ilçe başkanı İsmail Damar da olayı bir başka yönden değerlendirdi. Damar, yalan haberlerle gündem oluşturmaya çalışanlara, şehitlerin ve ebediyete intikal etmiş öğretmenlerin arkasından mevlit okutmanın ne gibi bir sakıncası olabileceğini sordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23.Kasım.2007 19:05:41&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-7665208170625615780?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/7665208170625615780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=7665208170625615780' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7665208170625615780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7665208170625615780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/11/milliyet-gazetesinden-bir-yalan-daha.html' title='Milliyet gazetesinden bir yalan daha'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-2936813250316073198</id><published>2007-11-21T13:37:00.001-08:00</published><updated>2007-11-21T13:38:14.155-08:00</updated><title type='text'>Gazete Tirajları</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.netgazete.com/ratingtiraj/tiraj.gif"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://www.netgazete.com/ratingtiraj/tiraj.gif" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;21-07-2007 de eklenmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-2936813250316073198?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/2936813250316073198/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=2936813250316073198' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2936813250316073198'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/2936813250316073198'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/11/gazete-tirajlar.html' title='Gazete Tirajları'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-1827373234699828065</id><published>2007-11-21T08:42:00.000-08:00</published><updated>2007-11-21T08:44:01.114-08:00</updated><title type='text'>Hürriyet ve Milliyet'ten Bir Yalan Haber Daha</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Hürriyet ve Milliyet'ten Bir Yalan Haber Daha&lt;br /&gt;Hürriyet ve Milliyet gazetelerinin dün internet sitelerinde yayınlanan Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesi’nde eğitim gören ve okulun pansiyonunda kalan...&lt;br /&gt;21 Kasım 2007 / 08:21&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hürriyet ve Milliyet gazetelerinin dün internet sitelerinde yayınlanan Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesi’nde eğitim gören ve okulun pansiyonunda kalan 170 öğrenciden 4’ünün dini baskı gördüklerini için bu okulu bırakıp Aydınca Beldesi'ndeki liseye kayıt yaptırdığı yönündeki haber yalanlandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amasya Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri haberde pansiyonda kalıp dini baskı gördükleri iddia edilen H.D., G.D., Ş.Ç. ve Ş.D. isimli öğrencilerin 3’ünün hiç pansiyonda kalmadıklarını diğerinin ise çok kısa bir süre pansiyonda kaldıktan sonra köyüne yakın diye başka bir liseye kaydını aldırdığını söylediler. H.D., G.D., Ş.Ç.’nin bir yakınlarının yanında kaldıklarını bu yakınlarının iş sebebiyle Turhal’a taşınması sebebiyle okuldan nakillerini aldıkları öğrenilirken, nakil dilekçelerinde de namaz baskısı gördükleri yönünde bir ifade bulunmadığı görüldü. Amasya Milli Eğitim Müdürü Necati Akkurt, öğrencilerden namaz baskısına maruz kaldıkları yönünde hiçbir şikâyet almadıklarını bildirildi&lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/news_detail.php?id=25043"&gt;KAYNAK&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-1827373234699828065?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/1827373234699828065/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=1827373234699828065' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1827373234699828065'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1827373234699828065'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/11/hrriyet-ve-milliyetten-bir-yalan-haber.html' title='Hürriyet ve Milliyet&apos;ten Bir Yalan Haber Daha'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4024977895758369268</id><published>2007-11-17T10:38:00.000-08:00</published><updated>2007-11-17T10:39:03.001-08:00</updated><title type='text'>Nedim Hazar  / Hay ben sizin !</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;blockquote&gt;Bizim medyamız dünyanın en 'en' medyasıdır! Misal 'en' kahraman onlardır!&lt;br /&gt;Sonra 'en' iyi gazeteci yine kendileridir. &lt;br /&gt;Patronları dünyanın 'en' dürüst insanı oldukları gibi kendileri de gelmiş geçmiş 'en' doğru, 'en' yanılmaz, 'en' kararlı, 'en' sağlıklı, 'en' vatansever yine kendileridir. &lt;br /&gt;Geçen gün Kuzey Irak'tan dönen bir muhabir anlatıyor: 'Bazı TV kanallarının muhabirleri buralara gelip 'Kandil' yazan yönlendirme levhasının önünde sunum yapıyor. Oysa teröristlerin saklandığı, yaşadığı Kandil ile bu Kandil'in alakası yok. Bu Kandil Kuzey Irak'taki bir mesire yeri!' Gördüğünüz gibi 'en' acar muhabirler de yine bizim medyamızda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmedi tabii... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı gazeteci anlatıyor: 'Burada birkaç peşmerge ağaç dikmek için toprağı kazıyor, dönüp Türk televizyonlarına bakıyorum, haber şu: 'Peşmergeler sınıra mayın döşüyorlar!' Buyurun size bir 'en' daha: 'en' uydurukçu, 'en' kurgucu, 'en' işkembe-i kübracı... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patronları 'en' zengin medyadır bizimkisi. Keza yine patronları 'en' fazla sektörde aşık atan, iş yapan, ihale kapan medya yine bizim medyamızdır. Yakında 'en' tekel medya da yine bunlar olacak! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binaları 'en' yüksek, arabaları 'en' pahalı, içkileri 'en' marka, halıları 'en' kırmızı, hizmetçileri 'en' çıtır olan da yine bizimkilerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'en' fazla akıl fikir yine bunlardadır. Bunun içindir ki, 'en' çok akıl vermeyi severler. Vatanı 'en' çok onlar sever, dini 'en' çok onlar bilir, memleketi 'en' iyi onlar yönetir. Öte yandan yeryüzünün 'en' iyi zihin okuyucularıdır. Belki kitap okumazlar, kendi kültürlerini bilmezler, kendi ülkesinin inancına 'en' yabancıdırlar; ama siz fikrinizi söylemeden ne yapmak istediğinizi, ne düşündüğünüzü bilebilecek kadar 'en' iyi okuyucudurlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik 'en' gevezedirler de. Mangalda 'en' fazla kül bırakmayan yine onlardır. Ama kendi damatlarının, oğullarının, torunlarının, bilmem nelerinin doğuda askerlik filan yapmaması için 'en' fazla kulisi yine onlar yaparlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı 'en'leri görmezler tabii. Bu konuda da 'en' birinci kendileridir. Sözgelimi 'en' çok yalanı kendi organlarının ürettiğini görmezler. 'en' çok iftira, yargısız infaz, asparagas yine bunlardan çıkar; ama buna mukabil 'en' az tekzip, 'en' az yalanlama yine kendilerindedir. Birinci gün manşetten 'Girdik, başladık, dağları taşları dağıtıyor, bombalıyoruz' diye çakarlar da, jet hızıyla yalanlanmalarına rağmen kulaklarının üzerine yatıp 'en' author tavırlarına girerler. 'en' kompleksli ve 'en' ezik onlardır aslında. Sade suya tirit artist eskilerine yalakalık yapmayı gazetecilik sayar, merd-i kıpti misali bunu gazetelerinin 'en' iyi yerlerinde yayınlar ve övünürler. Haberlerinin etik değeri yeryüzünün 'en' düşük olanı kendi yayın organlarıdır. Mizanpajları, İngiliz tabloid basınından bile fecaat, 'en' rezildir. İnternet siteleri birer pornografik forum gibidir, ama kendileri 'en' çok tıklanan site olmakla övünürler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İronik şarkıda dendiği gibi, 'en' uzağa onlar gider, yine 'en' çabuk onlar dönerler. İşin ilginci 'en' çok alıngan ve 'en' asabi olanlar yine bunlardır. Keza ayranları 'en' çabuk bunların kabarır; ama bir numara çıkmaz tabii. Zira 'en' iyi gaz veren, 'en' iyi yıkama-yağlama yapan, 'en' iyi andıçlayan, 'en' iyi ulaklayanlardır. Ama bunu söyleyemeyiz korkudan biz. Çünkü fena parlar, fena kızarlar. Sopaları hep aba altındadır. Sonra kalkar seni 'piranhalar'lar... O zaman MFÖ başlıyor aynen kasetten: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki peki anladık &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her şeyden sen anlarsın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en iyi dalgıç sensin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en güzel sen bakarsın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en güzel sen ağlarsın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en önce sen başlattın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en önce sen yavaşlattın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en uzağa sen gittin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en çabuk da sen döndün &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen neymişsin be abi! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;17 Kasım 2007, Cumartesi &lt;/blockquote&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4024977895758369268?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4024977895758369268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4024977895758369268' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4024977895758369268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4024977895758369268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/11/nedim-hazar-hay-ben-sizin.html' title='Nedim Hazar  / Hay ben sizin !'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-9127365001036814790</id><published>2007-11-10T23:49:00.000-08:00</published><updated>2007-11-10T23:50:17.052-08:00</updated><title type='text'>Hürriyet gazetesi yine şaibe içinde</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Kanal D’de yayınlanan Dobra Dobra adlı programda dün sabah müthiş bir iddia vardı. İddianın sahibi tecrübeli magazinci Mehmet Şehirli. O iddiaya göre Hürriyet gazetesindeki bir magazin muhabiri, bir sanatçıdan ayda 2 bin dolar maaş alıyordu ve bunu da gazetenin üst yönetimi biliyordu… Bu iddianın ardından yayın aniden kesildi… Neler mi oldu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Kasım Cuma günü Kanal D’de yayınlanan Dobra Dobra adlı programda müthiş bir iddia ortaya atıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müge Anlı ve Pakize Suda’nın birlikte sundukları programın konuğu Mehmet Şehirli idi… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatih Altaylı bu yayını köşesine taşıyarak bazı detaylar verdi ve sordu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirli, Pakize Suda’ya şöyle dedi: “Büyük bir gazetenin genel yayın yönetmen yardımcısına, magazin müdürü para karşılığı haber yaptığını söyledim. Genel yayın yönetmen yardımcısı da, bana "Sen o çocuğun kaç lira maaş aldığını biliyor musun? Ne yapsın karşılığını verdi” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet yanlış okumuyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir magazin yazarı, bir gazetenin genel yayın yönetmen yardımcısına “Müdürün para karşığılı haber yapıyor” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel yayın yönetmen yardımcısı da, “Ne yapsın. Maaşı çok düşük” diyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pakize Suda haklı olarak bu söylenenlere şaşırdı ve Doğan Grubu'nu kastederek sordu: ”Böyle bir şey bizim grupta olmaz. Başka bir grubun gazetesinden söz ediyorsunuz herhalde.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Şehirli hiç çekinmeden açıkladı: “Madem öyle isim veriyorum. Ben bu konuşmayı Hürriyet gazetesinden Fikret Ercan’la yaptım.” Her şeyi haber yapan medya siteleri her nedense bu konuşmayı duymadılar, görmediler. &lt;br /&gt;Ama duyan duydu. &lt;br /&gt;Hürriyet Gazetesi'nde de herkes bunu duydu. &lt;br /&gt;Fakat çıt yok. &lt;br /&gt;İkrardan mı acaba? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*** &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi tekrar yayındaki detayları anlatalım: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Şehirli, Hürriyet’teki magazin muhabirinin de adını açıkladı: Demirhan Hararlı. İddiaya göre Hararlı, bir sanatçıdan 2 bin dolar maaş alıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu iddialar sürerken, Müge Anlı aniden “Ana kumandadan yayını alıyoruz, diyorlar” anonsunu yaptı ve reklamlara girildi… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Reklam dönüşünde ise Müge Anlı durumu toparlamaya çalıştı: “Yanlış anlamayın yayını alıyoruzdan kastımız, reklam arasıydı” Ama bu sözlere kimse inanmadı elbette… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili Mehmet Şehirli’yi aradık. Mehmet Şehirli  iddiasını tekrarladı. Ancak bir de düzeltme yaptı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben magazincilerden bir kısmının para aldığını söyledim Bunun arkasındayım. Ancak Fikret Ercan'la ilgili söylediklerim yanlış anlaşıldı. Ben Hürriyet'te görev yaptığım dönemde Fikret Ercan'a giderek çalışanların maaşların azlığından bahsettim. O da bana hak verdi" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demirhan Hararlı'yı da aradık. Hararlı bu iddiayla ilgili SÜPERPOLİGON'a şunu söyledi: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu iddia ile ilgili kanuni hakkımı arayacağım. Hukuki süreci başlattım." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de not: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehmet Şehirli 'Para alan magazinciler' olarak bir de isim vermişti canlı yayında. Bu isimde geçtiğimiz günlerde Ayşe Arman'a verdiği röportajda çok ilginç konulara değinen Hürriyet Muhabiri Demirhan Hararlı idi. Şehirli Hararlı'nın sanatçılardan para alarak haber yaptığını iddia ediyordu. Şehirli şöyle konuştu: "Herkes bu piyasada birbirini tanıyor. ben bunu söyledikten sonra beni kaç tane gazeteci ve sanatçılar beni arayarak teşekkür etti. Sizde yıllardır gazetecilik yapıyorsunuz. Neyiniz var? İki tane arabası var, evleri var. Demirhan Hararlı diye plakası var. Nereden oluyor bunlar" dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süperpoligon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=279541"&gt;,KAYNAK&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-9127365001036814790?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/9127365001036814790/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=9127365001036814790' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/9127365001036814790'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/9127365001036814790'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/11/hrriyet-gazetesi-yine-aibe-iinde.html' title='Hürriyet gazetesi yine şaibe içinde'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-7030618400238727249</id><published>2007-11-10T02:03:00.000-08:00</published><updated>2007-11-10T02:06:58.509-08:00</updated><title type='text'>Hürriyet gazetesi ve striptiz direkleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://images.habervitrini.com/haber_resim/hurriyet_gazs.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://images.habervitrini.com/haber_resim/hurriyet_gazs.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tecavüz bülteni gibi yayın yapan hürriyet internet sitesi bir kaç gündür de sevgilisine striptiz direği hediye eden kişinin haberini anasayfasından düşünmüyor.&lt;br /&gt;Toplum ahlakıyla bağdaşmayan yayınlar yapmakta ısrarlı görünen hürriyet'in gayr-i ahlaki haberinin yazı kısımları şöyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilisi striptiz direği hediye etti&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte müzik dünyasının asi yıldızının ilginç sözleri: "Josh mükemmel bir insan. Nerde ne yapacağı belli olmuyor. Beni hep şaşırtıyor. En son bana striptiz direği aldı. Striptiz yapmama bayılıyor. Striptiz yaparken acayip eğleniyorum. Bu alet sadece dans etmeye yaramıyor. Birçok insan striptiz direğiyle egzersiz yapıyor. Tabii striptiz direğinin seks hayatımızı renklendirdiğini de belirtmek isterim.&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-7030618400238727249?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/7030618400238727249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=7030618400238727249' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7030618400238727249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7030618400238727249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/11/hrriyet-gazetesi-ve-striptiz-direkleri.html' title='Hürriyet gazetesi ve striptiz direkleri'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5952781642657802299</id><published>2007-11-03T09:12:00.000-07:00</published><updated>2007-11-03T09:14:01.549-07:00</updated><title type='text'>Oktay Ekşi , Taha Kıvanç ,Ahmet Altan  - 28  şubat -</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.samanyoluhaber.com/images/haber/7/8/0/7/78075.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://www.samanyoluhaber.com/images/haber/7/8/0/7/78075.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İki Başyazarın birbiryle savaşı &lt;br /&gt;Hürriyet Başyazarı Oktay Ekşi, Star Gazetesi Başyazarı Mehmet Altan'ı eleştirince Altan'dan daha sert bir cevap almıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki yazar geçtiğimiz haftayı büyük ölçüde birbirine ayırdı. Karşılıklı süren polemiğe bugün iki yazar da katıldı. Sabah Yazarı Emre Aköz ve Taha Kıvanç başyazarların atışmalarını yorumladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EMRE AKÖZ - SABAH &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeytan bunun neresinde? &lt;br /&gt;Geçenlerde Hürriyet'in başyazarı Oktay Ekşi, "cumhuriyet rejiminin hiç de iddia edildiği kadar başarılı olmadığını" belirten Star'ın başyazarı Mehmet Altan'ı eleştirince...&lt;br /&gt;Üstelik de bunu, Altan'ın ekonomi profesörlüğüne göndermede bulunan, " Sırtındaki unvanı alıncaya kadar sana hiç tarih okutmadılar mı " gibi kışkırtıcı cümlelerle yapınca... ( 30 Ekim ) Kavga başladı! &lt;br /&gt;Mehmet Altan eski defterleri açtı. Ne yazıyordu o eski defterlerde? &lt;br /&gt;Hatırlatalım: ' Postmodern darbe' denilen 28 Şubat (1997) sürecinde, askeriye içinde bir " andıç " (bilgi notu) hazırlanmıştı.&lt;br /&gt;Başta gazeteciler olmak üzere, örtülü darbeye karşı çıkanlar; PKK ile işbirliği yapmakla, hatta örgütten para almakla suçlanacaktı.&lt;br /&gt;Nasıl mı? Türkiye'ye teslim edilen PKK yöneticisi Şemdin Sakık'ın ifadelerine, söylemediği bazı cümleleri serpiştirerek! Ve bu yalanları, darbeyi destekleyenlerin yazmasını sağlayarak...&lt;br /&gt;Andıç meyvesini 1998'de verdi: Uydurulmuş ifadelerin medyada yer almasıyla bazı gazeteciler (başkaları da vardı) ya işlerinden oldu ya da sindirildi.&lt;br /&gt;Bu psikolojik harekata, hevesle katılanlardan biri de, ' Alçakları Tanıyalım' başlıklı yazısıyla Oktay Ekşi'ydi. (25 Nisan 1998) &lt;br /&gt;Bu çamur atma seferberliğinde yer alanların bir kısmı daha sonra hata yaptıklarını kabul ettiler ama iş işten geçmişti.&lt;br /&gt;Şimdi Mehmet Altan, kendisine yüklenen Ekşi'ye, geçmişi hatırlatırken, " Sen ne yüzle yazı yazabiliyorsun, anlamıyorum " diyor.&lt;br /&gt;İzninizle bu sorunun cevabını ben vermeye çalışayım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün Cumhuriyet yazarı Oral Çalışlar, Su TV'deki ' Sivil Bakış' programında şöyle yakınıyordu: &lt;br /&gt;"Hem 28 Şubat'tan... Hem de mesela cezaevlerine yönelik ' Hayata Dönüş' operasyonundan sonra... Devletten gelen yalan yanlış bilgileri, sorgusuz sualsiz yayınlayan arkadaşlarımız ' özeleştiri' yaptı. Ama bakıyoruz ki aynı hataları bugün de tekrarlıyorlar. Bu ne biçim özeleştiri?"&lt;br /&gt;Efendim " özeleştiri " esas olarak Batı kültürünün bir parçasıdır. Kaynağı da " şeytan " (kötülük, günah, vb.) anlayışıdır.&lt;br /&gt;Batı kültüründe kötülük " içimizde " vardır ve bizim ona karşı mücadele etmemiz gerekir. &lt;br /&gt;Doğu kültüründe ise kötülük, " dışarıda " konumlanır. Kişiye öteden gelen ve onu "kandıran", "bozan", "yanlışlığa iten" bir varlıktır.&lt;br /&gt;Batıda, özeleştiri yapan bir insandan, aynı hataları tekrar etmemesi beklenir. Çünkü içindeki kötülüğü tanımış ve onunla nasıl mücadele edeceğini öğrenmiştir.&lt;br /&gt;Doğuda ise özeleştiri, bir " geçici " af dileme, 'pardon' deme durumudur. Hakiki bir iç hesaplaşma söz konusu olmadığından, kişi bildiğini okumaya devam eder.&lt;br /&gt;Oktay Ekşi için de ' bireysel açıdan' durum budur: Orgeneral Çevik Bir ve Tümgeneral Erol Özkasnak gibi 28 Şubatçı komutanlar, onu kandırıp tuzağa düşürmüştür. Yani kötü olan kendisi değil, bunu ona yaptıranlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Psikolojik' açıdan olay böyle... &lt;br /&gt;Peki ya ' kurumsal' açıdan? &lt;br /&gt;Onun da cevabını, yine Oktay Ekşi'ye ilişkin eski defterleri karıştıran Taha Kıvanç verdi. ( 2 Kasım, Yeni Şafak ) &lt;br /&gt;TV sahipliğine ilişkin yasa tasarısıyla ilgili olarak... Patronunun çıkarlarına aykırı bir yazıyı kaleme almasının ardından... Belli ki "ciddi biçimde uyarılan" Oktay Ekşi... Önce " Ben kendi fikrimi yazmıştım " diyor... Sonra da ekliyordu: " Doğrusu şu ki bir gazetenin başyazarı, sütununda bireysel görüşünden çok gazetenin yayın politikasını yansıtır. Temel kural budur ." ( 8 Haziran, 2001 ) &lt;br /&gt;Özetle: Mehmet Altan, "Sen ne yüzle yazı yazabiliyorsun, anlamıyorum" diyor ya... Bunda anlamayacak ne var? O yüz, bir kurumun yüzü ve bildiğiniz gibi Türkiye'de kurumlar utanmaz, yüzleri kızarmaz. " Dün dündür, bugün bugündür " deyip işlerine devam ederler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAHA KIVANÇ - YENİ ŞAFAK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başyazarlar meydan savaşı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklımda yanlış kalmadıysa, Oktay Ekşi'yi gazeteciliğe başlatan Çetin Altan'dı; Mehmet Altan'ın babası bir bakıma Oktay Ekşi'nin 'ustası' sayılabilir. Hürriyet başyazarının satırlarına sinen 'hıncı' anlamamı zorlaştıran bir durum bu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek izah tarzı, dün değindiğim Oktay Ekşi'nin 'başyazar' tanımı... "Doğrusu şu ki" diye yazdı Oktay Bey, "Bir gazetenin başyazarı, sütununda, bireysel görüşünden çok gazetenin yayın politikasını yansıtır." Demek, Hürriyet'in başyazı sütununa yansıyan 'hınç' kişisel değil, kurumsal...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Star başyazarı Mehmet Altan'ın kalemi sivri; anlatmak istediğini en keskin ifadelerle sunuyor okurun önüne. Herkes bayram yaparken, o, "Cumhuriyet ne işe yarar?" başlıklı yazısında bazı temel kabulleri sorguluyordu. İngiltere krallık, Suriye ise cumhuriyet, iki ülke karşılaştırıldığında "Cumhuriyet iyi, Krallık kötü" sonucu çıkmıyor. Mehmet Altan da "Türkiye bunlardan hangisine daha yakın?" diye soruyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münasebetsiz bir soru mu? Öyle de olsa şu cümlelerin üzerinde düşünmeye değmez mi: "Türkiye'de cumhuriyet, Osmanlı Hanedanı'nın iktidarını yıkıyor ama egemenliği halka devretmiyor. / Otoriter bir cumhuriyet rejimi kuruluyor. / (...) İngiliz demokrasisine çok uzak, Suriye rejimine çok yakın bir noktada seyrediyoruz. / *** / Onun için... / Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının yaşam kalitesi bir türlü düzelemiyor. / Yaşam kalitesi sıralamasında dünyada 92. basamaktayız. / İngiltere ise ilk onda. / 85 yıllık cumhuriyet, demokrasiye hep şaşı baktı. / Halk egemenliğini hiç sevmedi. / Yöneteni kutsadı, yönetileni adam yerine koymadı. / Durum ortada..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekonomi profesörü Mehmet Altan'ın uzmanlık alanına giren verilerden hareketle getirdiği eleştirilere cevap Oktay Ekşi'den geldi. Ama ne cevap! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okuyalım: "Sayalım ki 'Cumhuriyet'i kuranlar çok yanlış yaptı. O yüzden halimiz çok kötü.' / Adama sormazlar mı, 'Sırtındaki unvanı alıncaya kadar sana hiç tarih okutmadılar mı?' diye! / Cumhuriyeti kuranlar her şeyi kötü, her şeyi yanlış yaptı ise, ona karşı zihniyetin 1950'den beri yani -birkaç yıl dışında- 57 yıldır iktidarda olduğunun farkında değil misin? / Durum kötü ise bu, Cumhuriyet'in ilk 27 senesinin yani Kemalizmin mi yoksa ülkeyi son 57 senedir yöneten ve Kemalizme karşı olduğu bilinen iktidarların mı suçudur? / O nedenle, eleştireceklerse, kınayacaklarsa, 'Türkiye hálá bir köylü toplumu olmaktan çıkamadı' diyeceklerse bunu yanlış adreslere değil, asıl sorumlulara söylemeleri gerekir. / Bir nokta daha var... Bunların derdi bireylerin refahı, demokrasi, hukukun üstünlüğü, saydam yönetim vs. olsa mesele yok. Çünkü hepsinde anlayış birliği sağlanır. / Sorun bunların 'ulusal değer' diye bir kavramı tanımamalarıdır. Cumhuriyet'i sevmemelerinin asıl nedeni budur." Okurken irkildiğim cümleler bunlar... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalem kavgası yapan başyazarların arasına girilmez, ama neyleyim ki, herkes her gazeteyi okumuyor, bu sebeple de kavgalardan çok az kişi haberdar oluyor. Mehmet Altan'dan zehir zemberek bir cevap geldi Oktay Ekşi'ye. Star başyazarı çekmecesinden eski bir dosya çıkarmış, Oktay Ekşi'nin herhalde unutmamızı tercih edeceği bir olayı hatırlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk basın tarihinin en sert cevaplarından biri sayılabilecek yazının girişini sunuyorum: "Andıç ulağı ... / Babıali'nin baş arzuhalcisi... / Karışık zamanların en utanmaz kışkırtıcısı... / Baktım bana saldırıyor. / Tereddütte kaldım, cevap vermeye değer mi. / Aslında değmez. Ama sorun şu: Bu yazmaz ki... Buna yazdırırlar. / Nerden mi biliyorum, bende belgesi var çünkü. / *** / Çekmecemi açtım... / 1998 yılındaki Andıç'ı çıkardım. / 'Kullanılacak Yöntem' bölümünde, böyle aşağılık iftiraların nasıl gerçekleşeceği açıkça anlatılmış. / Basından 'seçilen birine' sahte ifadeler aktarılacak... / O da bunu yazacak. / İşte o 'sahte ifadeleri' gerçek gibi yazan 'seçilmiş kişi' şimdi bana saldıran. / Andıç'ın el ulaklığını yaparak insanların hayatını karartan, iftiraları gazete sütununa taşıyan ruhsuz kukla. / *** / Üstlendiği o iğrenç iftiracılık görevinin lekesi hala alnında... / Ama o gene yazıyor." Sert, çok sert cümleler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Oktay Ekşi buna ne cevap verdi?" diye sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Aktarıyorum: "Günümüzün Ali Kemal'lerinden biri olduğunu bildiğim için iftiralarına hayret etmedim. Seviyesiz üslubunu, terbiyesine verdim. Keşke suratına çarptığım gerçekleri de yanıtlasaydı dedim. Benim 'talimatla yazdığımı' söylemesine hayret ettim. Çünkü bana, ne yazacağıma ilişkin tek kelimelik talimat verebilen bir babayiğidin -pek korktuğu asker dahil- henüz doğmadığını, bundan 54 yıl önce birlikte çalıştığım babasına sorsa, ondan öğrenirdi diye düşündüm."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi de, hani başyazar 'bireysel görüşünden çok gazetenin yayın politikasını yansıtır' idi? Acaba 'gazetenin yayın politikası' derken başka bir şeyi mi kast ediyor Oktay Bey? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;03.Kasım.2007 09:22:40&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5952781642657802299?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5952781642657802299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5952781642657802299' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5952781642657802299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5952781642657802299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/11/oktay-eki-taha-kvan-ahmet-altan-28-ubat.html' title='Oktay Ekşi , Taha Kıvanç ,Ahmet Altan  - 28  şubat -'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-6776222947455944211</id><published>2007-11-02T12:29:00.000-07:00</published><updated>2007-11-02T12:33:07.152-07:00</updated><title type='text'>Erdal İnönü ve Hürriyet Gazetesi iki yüzlülüğü</title><content type='html'>SAĞLIĞINDA SÖVDÜLER&lt;br /&gt;ÖLDÜĞÜNDE ÖVDÜLER&lt;br /&gt;BİR HÜRRİYET KLASİĞİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://images.habervitrini.com/devamfoto/83503bb.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://images.habervitrini.com/devamfoto/83503bb.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://images.habervitrini.com/devamfoto/83502bb.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://images.habervitrini.com/devamfoto/83502bb.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://images.habervitrini.com/devamfoto/83500bb.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://images.habervitrini.com/devamfoto/83500bb.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://images.habervitrini.com/devamfoto/83499bb.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://images.habervitrini.com/devamfoto/83499bb.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/news_detail.php?id=23404"&gt;DAHA FAZLA AYRINTI İÇİN TIKLA&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-6776222947455944211?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/6776222947455944211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=6776222947455944211' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6776222947455944211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6776222947455944211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/11/erdal-inn-ve-hrriyet-gazetesi-iki-yzll.html' title='Erdal İnönü ve Hürriyet Gazetesi iki yüzlülüğü'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-7478518466885172258</id><published>2007-11-01T09:29:00.000-07:00</published><updated>2007-11-01T09:33:50.984-07:00</updated><title type='text'>Haşmet Babaoğlu Bekir Coşkunu kınadı</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Bekir bey, Bekir bey, siz hala ne diyorsunuz ? &lt;br /&gt;Coşkun'nun dünkü köşesinde, şehit cenazelerinin ardından oluşan protesto gösterilerinde türbanlıların olmadığı iddasında bulunması Vatan gazetesi yazarı Haşmet Babaoğlu'nu çileden çıkardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bekir Coşkun’u severim; hayvanları bütün içtenliğiyle sevdiği, onlara merhamet duyduğu için...&lt;br /&gt;Bekir Coşkun’a şaşarım; hemen her satırının arkasında aynı merhameti insanlara duymadığına dair izlere rastladığım için...&lt;br /&gt;Bekir Coşkun’a saygı duyarım; görüşlerini evirip çevirmeden, kıvırmadan dile getirdiği, herkese hoş görünme çabasıyla düşüncelerini eğip bükmediği, saklamadığı için...&lt;br /&gt;Bekir Coşkun’un yazarlığına yakınlık duymam; genellikle ucuz klişelere yaslanan bir yazı dili kullandığı ve aslında açıkça hor gördüğü kitlelerin hassas duygularını kaşımayı köşe yazarının misyonu sandığı için...&lt;br /&gt;Sonuçta...&lt;br /&gt;Her zaman bildiği-inandığı gibi yazan, bundan sonra da bildiği-inandığı gibi yazmasını dilediğim, bunun için mücadele edeceğim meslektaşlarımdan biri Bekir Coşkun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüşlerine hiç katılmadığım o kadar çok yazısı olmuştur ki Coşkun’un saymakla bitmez...&lt;br /&gt;Fakat dün...&lt;br /&gt;Dün ilk kez bir Bekir Coşkun yazısı okurken utandım.&lt;br /&gt;İnsan olarak, bu vatanın bir çocuğu olarak ve meslektaşı olarak utandım.&lt;br /&gt;Daha yazısının başlığında “Meydanlarda niye türbanlı yok?” diye soruyordu Coşkun.&lt;br /&gt;Terörü protesto mitinglerinde, şehitlerimizin acısıyla sokaklara dökülen kalabalıklar içinde türbanlılara neden rastlanmadığını soruyordu.&lt;br /&gt;Bir okurunun notuymuş bu.&lt;br /&gt;Sonra “ben de baktım, yoklar...” diye yazmıştı.&lt;br /&gt;Yetmemiş, araya hızlı bir AKP analizi(!) de sıkıştırıp yazısının sonunu da şöyle bağlamıştı: “Terörün bu hale gelmesinin sorumlusudur bunlar. Bu nedenle meydanlardaki kalabalıklardan rahatsızlar. İşlerine gelmiyordur. Çığlık çığlık dolan meydanlar, onlara iktidarlarının beceriksizliğini ve bir milletin gururunu hatırlatıyordur. Bu yüzden... Meydanlarda yoklar...”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Utandım...&lt;br /&gt;Şu kalem kağıt dediğimiz şeyin bu kadar hoyrat, bu kadar kırıcı, bu kadar bölücü ve “uydur uydur ebegümeci” olabilme gücünden utandım.&lt;br /&gt;Bekir Coşkun gibi yıllanmış bir köşe yazarının şehit annelerini bile göremeyecek kadar bakar kör olabilmesinden...&lt;br /&gt;Terör bu ülkeyi yüzde 47- yüzde 53 diye ayırmadan vururken teröre karşı çıkan bir yazarın kafasının hâlâ oraya takılmış olmasında artık hiçbir içtenlik bulunamayacağı gerçeğiyle böyle yüzleşmekten utandım.&lt;br /&gt;Hani oturduğum yerde kendi kendime duvara doğru bağıracaktım: “Bekir bey, Bekir bey, göbeğini kaşıyan kıllı adamlar diye aylardır yazılarınızda hor gördüğünüz insanların çocukları ölüyor, siz hâlâ ne diyorsunuz? Siyasal görüşlerinizi nasıl savunursanız savunun ama hiç değilse bu hassasiyetleri kaşımayın, teröre tepki ortaklığına nifak sokmayın, bu kadar ucuz siyaset yapmayın!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnternetteki medya haberleri sitelerinden Süperpoligon dün öğle saatlerinde ilginç bir çalışma yaptı. (Meraklısının dikkatine; Süperpoligon “türbanlılar”ın sitelerinden değildir!)&lt;br /&gt;Anadolu Ajansı’nın çeşitli şehirlerde yapılmış son terörü kınama mitinglerinde çekilmiş fotoğrafların arşivine giren Süperpoligon editörleri benzeri yüzlerce fotoğraf arasından on birini seçip “Bekir Coşkun’un mitinglerde göremediği türbanlılar” başlığıyla sitelerinde yayınladı.&lt;br /&gt;Fotoğraflarda oğullarının fotoğraflarını taşıyan, alınlarına “şehitler ölmez-vatan bölünmez” yazılı bantlar takmış şehit anneleri ve aileleri vardı.&lt;br /&gt;Türbanlıydılar, baş örtülüydüler...&lt;br /&gt;Türkiye’yi kendi yaşadığı mahallelerden ve kafasındaki “fotoğraf”tan ibaret sanan Bekir Coşkun görmüş müdür o fotoğrafları?&lt;br /&gt;İçi cız etmiş midir, keşke yazmasaydım öyle, demiş midir acaba?&lt;br /&gt;Sanmam.&lt;br /&gt;O fotoğraflara baktıysa bile kendisini haklı çıkartacak gerekçeleri bulmuştur çoktan. Önümüzdeki günlerde de yazıya döker.&lt;br /&gt;En fenası da bu işte!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAŞMET BABAOĞLU/VATAN&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.samanyoluhaber.com/haber-77904.html"&gt;KAYNAK&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-7478518466885172258?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/7478518466885172258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=7478518466885172258' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7478518466885172258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7478518466885172258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/11/hamet-babaolu-bekir-cokunu-knad.html' title='Haşmet Babaoğlu Bekir Coşkunu kınadı'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-816792688156962573</id><published>2007-10-31T12:08:00.000-07:00</published><updated>2007-10-31T12:09:44.816-07:00</updated><title type='text'>Hıncal Uluç bile Ertuğrul Özköke kızdı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/8230.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/8230.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hıncal Uluç: Ertuğrul Gerçekten Sus&lt;br /&gt;Hıncal Uluç, Ertuğrul Özkök'ün susmasını istedi ve ona "Oyuna gelme Ertuğrul!.. Ülkeyi de getirme.. Sakin ol.. Soğukkanlı ol.. Sabırlı ol, Sevgili Dostum!.." diye seslendi&lt;br /&gt;30 Ekim 2007 / 09:17&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hıncal Uluç'un köşe yazısından bir kesit &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertuğrul, gerçekten "Sus!.." &lt;br /&gt;Ertuğrul Özkök son günlerde en konuşulan gazeteci. Bir yandan yönettiği gazete Hürriyet'in manşetleri, öte yanda kendisinin baş yazıları, Özkök'ün tehlikeli halde şahinleştiğini göstermeye başlayınca, her kesimden eleştiriler yoğunlaştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özkök Pazar günü fena halde "susmayan" bir yazıyla "Ben susuyorum" derken kendisini eleştirenlere meydan okudu.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Dostuma, "Susuyorum" dediği gün kendi gazetesine bakmasını tavsiye edeceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Latif Demirci'nin enfes çizgileri.. Press Bey evden çıkarken korumasına "Günaydın.. Raaat!!" diye bağırıyor. Sarışın Media Hanım da "İki kez sınır ötesi yorumu yaptın da, kurmay köşe yazarı mı oldun" diyor.. &lt;br /&gt;Tahriklere kapılan hizmetçi Güllü Kadın da çığlık atıyor.. "Amanınnn.. Kapıya Kürt Kedisi bırakmışlar, Press Bey!.." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim Latif'in çizdiği tip, Ertuğrul?.. Güllü Kadını bu hale getiren kim?. &lt;br /&gt;Adını köşemde niçin geçirmediğimi iyi bilen popüler yazarın, NTV'de &lt;br /&gt;Mehmetçik diye şiir okuyan Müjde Ar'la dalga geçiyor güya.. &lt;br /&gt;"Müjde Ar ablamız da gündeme uyum sağlamamış mı?.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Efendim esen milli rüzgârın etkisiyle hıçkırık efektli bir Mehmetçik Şiiri patlatmamış mı?.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"En çılgınımız bile hesabını kitabını iyi biliyor.. İşte ben buna uyuz oluyorum.." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu laflar "Müjde sana söylüyorum, Müdürüm sen anla" olmasın sakın?.. Yazarın kime uyuz oluyor aslında, ülkenin ortamından reyting sağlamaya kalkıştığı için?.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ya Enis Berberoğlu'nun "Zafer böyle kazanılmaz" başlıklı yazısı.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ABD, Barzani ve Talabani müttefik iken, 30 bin cana mal olan mücadeleyi unutup, 'Ne duruyorsunuz, hemen Irak'a girin' diye tutturan isterik ruhu kabullenemem.." diyor Berberoğlu!.. "İsterik ruh" kim sence Ertuğrul?.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben PKK ile Kürtleri ayırıyorum" diyorsun Sevgili Dostum.. &lt;br /&gt;Sen ne dersen de, anlattıkların karşındakilerin anladığı kadardır. &lt;br /&gt;Hürriyet'in birinci sayfalarını ve senin yazılarını, tahrik edilmiş halkın nasıl anladığını merak ediyorsan, o zaman da, kendi gurubunun gazetesi Radikal'e bak, Pazar günkü.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ülkenin hem de Batısında yaşayan insanların ve kurumların sadece "Kürt" oldukları için nasıl saldırıya uğradıkları haberlerini oku, resimlerine bak.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yazıların üstyapıda tebessüm uyandırır, ama altyapıyı bir Kürt 6-7 Eylülüne hazırlar" derken kastettiğim buydu, Sevgili Dostum.. &lt;br /&gt;Kast ettiğim buydu.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'yi 6-7 Eylül'e getiren günleri bir araştır.. Nasıl geldiğini gör. Getirenleri gör. 6-7 Eylül'de içte ve dışta neler kaybettiğimizi bir düşün.. &lt;br /&gt;Kürt 67 Eylül'ü, PKK'nın hedefi Ertuğrul.. Onlar Kuzey Irak'a girmemizi, onlar büyük kentlerimizde Kürtlere toplu saldırılara girişilmesini hedefliyor.. Tüm tahrikleri bu iki hedefe yönelik.. Enis haklı.. "Zafer böyle kazanılmaz" derken. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bu onların zaferi olur!.. Çünkü dünyayı onların yanına iteriz. &lt;br /&gt;Oyuna gelme Ertuğrul!.. Ülkeyi de getirme.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sakin ol.. Soğukkanlı ol.. Sabırlı ol, Sevgili Dostum!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uluch@sabah.com.tr &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Sabah) &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-816792688156962573?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/816792688156962573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=816792688156962573' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/816792688156962573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/816792688156962573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/hncal-ulu-bile-erturul-zkke-kzd.html' title='Hıncal Uluç bile Ertuğrul Özköke kızdı'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-6922021639764560954</id><published>2007-10-31T12:05:00.000-07:00</published><updated>2007-10-31T12:06:41.390-07:00</updated><title type='text'>Sedat Ergin İslam karşıtı mı?</title><content type='html'>"Türbanlıya yazdırmam"a İlk Yazı'da Cevap&lt;br /&gt;“Türbanlı” yazar Elif Çakır'ın ismi geçince, "ben gazetemde türbanlı yazar çalıştırmam" diyen Sedat Ergin'e, Elif Çakır Akşam Gazetesi'ndeki ilk yazısında cevap verdi. &lt;br /&gt;30 Ekim 2007 / 13:52&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Elif Çakır/Akşam &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sedat Ergin niye gergin? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Söylesem faydası yok Sussam gönül razı değil”(Fuzuli)İşte böyle bir yazı olacak bu. Gerçi iyi de oldu. Hem ilk yazıları yazmak hem de başlangıç yapmak zordur, beni bu zorluktan kurtardı bir anlamda. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilenler bilmeyenlere anlatsın diyeceğim ama konudan haberi olmayanlar için kısa bir tekrar yaparak başlayayım. “En demokrat yayın yönetmeni” Sedat Ergin, Habertürk'te Cengiz Semercioğlu'nun konuğuydu. Semercioğlu'nun “Akşam gazetesi 'türban'lı yazar Elif Çakır'a köşe açıyor, siz ne yapardınız, yazdırır mısınız?” sorusu üzerine, böylesine ani bir soruyu canlı yayında almanın şaşkınlığını attıktan sonra kendisini toparlayıp cevap verdi; “kesinlikle türbanlı yazara yazdırmam!” Canlı yayında gelen tepki maillerine karşılık olarak da “Yeni Şafak gazetesinde bir Kemalist'e yazdırıyorlar mı ki ben yazdırayım. Demokratlığın ölçüsü bu değil” dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peşin peşin söyleyeyim Sayın Ergin, kendisine birkaç isim belirleyip onlara sataşarak reyting yapacak yazılar yazmak benim tarzım değil. Hele yolun başında biri olarak meslek büyüklerime saygısızlık etmeyi hiç düşünmem. Ancak, burada durum farklı. Benim üzerimden yürütülen bir tartışma söz konusu ve bu hususta söyleyecek birkaç kelamım var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başörtülü bir kadının gazetenizde veya sizin yayın yönetmenliğiniz döneminde yazıp yazamayacağı hakkında tavrınızı ortaya koydunuz. (Erkekler için de aynı mı, bu husus muğlak kaldı?) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylediğiniz sözler aslında tam da bu ülkede tartışılması gereken konunun zeminini oluşturuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu gazete benim, yazdırmam”la başlayan düşünce, “bu ülke benim, yönettirmem”e kadar uzanıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazete ticari bir kuruluştur, dilediğiniz gibi yönetebilirsiniz. Ama ülke yönetimi söz konusu olunca da bu düşünceye sahip olursanız, mesele burada başlar. Benim merak ettiğim, ülke yönetimi hususunda da aynı paralelde mi düşünüyorsunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için bu önemli. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahat olun Sayın Ergin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buradan tebliğ yapmayacağım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne “İslam'da kadın” ne de “Örtünmek güzeldir” kıvamında yazılar yazacağım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz gergin olmayın Sayın Ergin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sizin düşüncelerinizi öğrenmek için sizi okumaya devam edeceğim, siz de merak ederseniz buradayım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin sizinle demokratlığın kıstaslarını konuşalım. Özgürlükleri konuşalım. Din ve vicdan özgürlüğünü ya da çok kültürlülüğü konuşalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da, sizin kırılma noktalarınızı konuşalım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben magazin eklerini okurum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İlk yayın yönetmeni olduğum dönem magazine karşı tutumun çok sertti” diyorsunuz, magazin haberleri konusundaki kırılma noktasını ne zaman yaşadınız, merak ediyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cengiz Semercioğlu'nun programında dediniz ki; “Ben siyasi ve diplomasi haberlerine yakınım, o yüzden gazeteleri okumadan 'ek'leri bir kenara ayırıp gazeteleri öyle okuyorum”. Peki, 'Cafe Milliyet'i hangi yana ayırıyorsunuz Sayın Ergin? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk dilini titizlikle kullanan ve Türkçe ile ilgili hataları şiddetle ve aslında haklı olarak cezalandıran bir yayın yönetmeni olarak bu ismi nasıl buluyorsunuz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçe ile ilgili bir kırılma mı yaşadınız? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temennim odur ki... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magazin veya Türk dili konusundaki “çok sert” tutumunu süreç içinde değiştiren Sayın Ergin, başörtülüler konusundaki tutumunu da değiştirsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gurur meselesi yapmayın lütfen... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu mevzu yapmayacağım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* * * &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hoş geldin” diyen herkese “Hoş buldum” diyorum. &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-6922021639764560954?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/6922021639764560954/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=6922021639764560954' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6922021639764560954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6922021639764560954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/sedat-ergin-islam-kart-m.html' title='Sedat Ergin İslam karşıtı mı?'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5336036832789166532</id><published>2007-10-31T12:01:00.001-07:00</published><updated>2007-10-31T12:01:57.004-07:00</updated><title type='text'>Hürriyet gazetesi çirkeflerinden Bekir Coşkun inançlı insana hakarete devam ediyor</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Başörtüsü Şimdi de Terör'ün Sorumlusu Oldu &lt;br /&gt;Bekir Coşkun yavrularını kaybeden annelerin çoğunun başörtülü olduğunu görmezden gelip terörün suçunu meydana inmeyen başörtülülerde buldu.&lt;br /&gt;31 Ekim 2007 / 08:51&lt;br /&gt;Reklam&lt;br /&gt;Bekir Coşkun/Hürriyet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meydanlarda niye türbanlı yok?..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir okurum not atarak sordu: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Meydanlarda niye türbanlı yok..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de baktım; yoklar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü onlar meydanlardaki tepkili-coşkulu kalabalıktan hoşnut değiller, ondandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Televizyonlarda olsun, gazetelerde olsun, Fethullahçı-ikinci cumhuriyetçi koalisyon "Devlet öyle duygusal hareket edip de acele etmez" gibi safsatalarla üzerini örtmeye kalksalar da, türbanlılar gelmese de, meydanların dili vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar kırılan gururlarını haykırıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişiliksiz-sinik-bağımlı dış politikalara canı sıkılıyordur elbette insanların.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bu yüzden meydanlardaki kalabalıklar AKP ve yandaşlarını rahatsız ediyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve meydanlarda onlar yoklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terörün bu hale gelmesinin sorumlusudur iktidar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse 5-6 yıl öncesine kadar tükenip-bitmiş PKK'nın niye toparlanıp güçlendiğini sormuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse Başbakan'ın o bölgeye gidip "alt kimlik-üst kimlik" çağrıları yaptığını... Kimse terör örgütünü övmenin suç olmaktan çıkartıldığını hatırlamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ele geçirilmiş PKK'lıların, "eve dönüş yasası" adı altında cezaevlerinden bu dönemde salındığını, şimdi askere silah sıkanların çoğunun içerden çıkanlar olduğunu da kimse sorgulamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değil sınır ötesi takip, askerlerin kendi topraklarımızda dahi, bir ilin sınırından öbür ilin sınırına geçerken izin almaları şartını bu iktidarın getirdiğini de kimse ağzına almıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dahası:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laik cumhuriyete sahip çıkan askerleri köşeye sindirmek için (Şemdinli iddianamesi gibi) kurulan tuzakları... Diyelim ki o tuzaklar tutsaydı, şimdi umutla izlediğimiz Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın dahi belki askeri cezaevinde olabileceğini kimse hatırlamak istemiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Terörün bu hale gelmesinin sorumlusudur bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle meydanlardaki kalabalıklardan rahatsızlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşlerine gelmiyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çığlık çığlık dolan meydanlar, onlara iktidarlarının beceriksizliğini ve bir milletin kırılan gururunu hatırlatıyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüzden... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meydanlarda yoklar... &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5336036832789166532?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5336036832789166532/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5336036832789166532' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5336036832789166532'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5336036832789166532'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/hrriyet-gazetesi-irkeflerinden-bekir.html' title='Hürriyet gazetesi çirkeflerinden Bekir Coşkun inançlı insana hakarete devam ediyor'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-6438997013408482835</id><published>2007-10-31T11:56:00.000-07:00</published><updated>2007-10-31T11:58:26.150-07:00</updated><title type='text'>Tercüman Gazetesinin terbiyesizliğini nefretle kınıyoruz</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;a href="http://www.samanyoluhaber.com/images/resim/tercuman.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px;" src="http://www.samanyoluhaber.com/images/resim/tercuman.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ulusalcı çizgide yayın yapan Tercüman gazetesi başörtülüleri hain ilan eden bir manşetine imza attı.&lt;br /&gt;31 Ekim 2007 / 19:32&lt;br /&gt;Reklam&lt;br /&gt;Tercüman gazetesi, Çankaya Köşkü'ndeki Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonunda, türbanlıların yoğun olduğu bir kare fotoğrafı büyük olarak manşetine taşıdı. Fotoğrafın altına yazılan yazıda ise hakarete varan ifadeler vardı. Resepsiyona katılan başörtülü davetliler için işte o skandal ifadeler : "Cumhuriyet'in 84. yıldönümünde sana verdiğimiz sözleri tutamadık, özür dileriz Atam. Dışarıdaki hainler bir yana, içimizdekileri yok edemedik. Dün Çankaya'daki resepsiyonda seni çok aradık." &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-6438997013408482835?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/6438997013408482835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=6438997013408482835' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6438997013408482835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6438997013408482835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/tercman-gazetesinin-terbiyesizliini.html' title='Tercüman Gazetesinin terbiyesizliğini nefretle kınıyoruz'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4982017959845681704</id><published>2007-10-28T00:36:00.000-07:00</published><updated>2007-10-28T00:38:43.187-07:00</updated><title type='text'>Akşam Gazetesi İslamdan bihaber</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/7426.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/7426.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sizin İçin İslam Din mi Değişecek?&lt;br /&gt;Akşam Gazetesi İslam hukukuna göre ele alınmış bir meseleyi hemen diline dolayı verdi. Halbuki bahsi geçen yerler Kur'an'daki hüküm ayetleri ile ilişik yerler&lt;br /&gt;28 Ekim 2007 / 08:20&lt;br /&gt;Reklam&lt;br /&gt; Akşam gazetesi İslam hukukuna göre ele alınmış bir meseleyi hemen diline dolayı verdi. Halbuki bahsi geçen yerler Kur'an'daki hüküm ayetleri ile ilişik yerler. Kur'an'da evlat edinmeyi nufusuna geçirerek yapmayı yasaklayan ayet şu şekildedir: &lt;br /&gt;Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (AHZAB SURESİ / 5) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam Gazetesi'nin  "Skandal" Diye Sunduğu Haber Şöyle; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyanet İşleri Başkanlığı’nın en üst karar alma organı olan Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Doçent İsmail Karagöz, evlat edinme ile ilgili büyük tartışma yaratacak değerlendirmelere imza attı. Karagöz’ün Diyanet Vakfı yayınlardından çıkan kitabı bir öz evlattan ayrılmayan evlat edinilmiş çocukları ve ailelerini de şoke etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii veya suni döllenme ile çocuk sahibi olamayan çiftlerin çocuk özlemini, kimsesiz bir çocuk alarak giderebileceklerini ifade eden Karagöz, evlat edinilen çocuğun nüfusa kaydedilmesinin ve anne-babasının mirasçısı olmasının dinen caiz olmadığını savundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karagöz, “Sorumluk ve Sorunları Açısından Aile ve Gençlik” başlıklı kitabında, buluğ çağına ermiş evlatlığın kız ise babasıyla erkekse annesiyle tek başına almasının uygun olmayacağını savundu. Skandal kitaptan ayrıntılar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MİRAS BIRAKMAK CAİZ DEĞİL: Tabii ve suni yöntemle çocuk sahibi olmayan çiftler, çocuk özlemini kimsesiz bir çocuk alarak giderebilirler. Ancak çocuğun nüfusa kaydedilmesi, neticede onun mirasçı olması dinen caiz değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ERGEN OLAN EVLATLIK NAMAHREM: Ayrıca eğer nesep veya evlilik sebebiyle mahremlik söz konusu değilse, buluğa erince erkek çocuğu kadına, kız çocuğu da erkeğe karşı namahrem olur. Yani aralarında evlilik caiz olur. Kadının erkek çocuğu ile, erkeğin de kız çocuğu ile tek başına bir yerde kalmaları dinen caiz olmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İLAHİ TAKDİRE BOYUN EĞİN: Çocuğun olmaması erkek veya kadında bulunan bir hastalık sebebiyle olabilir. Bunu, doktor marifeti ile öğrenmek ve tedavi olmak çiftlerin görevidir. Tedavi yöntemiyle de çocuk sahibi olmak mümkün değilse, çağımızda geliştirilen tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olmak mümkündür. Ancak bu yöntemde, mutlaka çiftlerin yumurta ve spermlerinin kullanılması gerekir. Yabancı bir erkeğin spermi veya yabancı bir kadının yumurtası caiz değildir. Yapay döllenmeyle çocuk sahibi olmak mümkün değilse, çiftlerin ilahi takdire boyun eğmeleri imanları gereğidir&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-4982017959845681704?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/4982017959845681704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=4982017959845681704' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4982017959845681704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/4982017959845681704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/akam-gazetesi-islamdan-bihaber.html' title='Akşam Gazetesi İslamdan bihaber'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-1906394220754239989</id><published>2007-10-24T08:48:00.000-07:00</published><updated>2007-10-24T08:54:38.977-07:00</updated><title type='text'>Cumhuriyet Gazetesi yazarı PKK'nın televizyonu ROJ tv'de</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.samanyoluhaber.com/images/resim/roj_cumhuriyet_gazete_1.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://www.samanyoluhaber.com/images/resim/roj_cumhuriyet_gazete_1.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;strong&gt;Cumhuriyet Gazetesi’nin yazarlarından Erdoğan Aydın, dün akşam kanlı terör örgütünün televizyonunda canlı yayınına katıldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet ve Türk Silahlı Kuvvetleri terör örgütü PKK’nın yayın organı televizyonun kapatılması için, televizyonun yayın yaptığı Danimarka’ya ilgili bilgi ve belgeleri vermişler ve kapatılması için girişimlerde bulunmuşlardı. Genelkurmay Başkanı Orgenaral Yaşar Büyükanıt daha önce yaptığı bir açıklamada, ilgili yayın organının kapatılması ile ilgili çağrıda bulunmuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Danimarka NATO üyesi. Orada birlikteyiz. AB’ye girersek orada da birlikte olacağız. PKK’nın TV’sine nasıl yayın yaptırıyor? Ben şikayet etmiyorum bir tespit yapıyorum. Dünya teröre karşı tavır alırken topraklarından terörü destekleyen yayın nasıl yaptırıyor? PKK’ya karşı müttefiklerimiz neden tavır almıyor? Bunu anlamak mümkün değil. Hazmedemiyorum.” Kaynak:Sabah Gazetesi 31 Ağustos 2005&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hain pusularda onlarca vatan evladımızı kaybettiğimiz şu günlerde, Cumhuriyet Gazetesi’nden yazar Erdoğan Aydın’ın terör örgütü PKK’nın yayın organında programa katılması dikkat çekti. Üstelik söz konusu terör örgütünün yayın organı televizyon, hain saldırıların ardından Türk-Kürt provokasyonuna girmiş iken&lt;br /&gt;Terör örgütü PKK’nın yayın organı televizyonda programa katılan Erdoğan Aydın’ın 6 kitabı, Cumhuriyet Gazetesi tarafından yayınlandı. Aydın’ın kitapları, ‘Cumhuriyet Kitapları’ arasında yer alıyor. Erdoğan Aydın Cumhuriyet Gazetesi’nin hafta sonu ekinde “Tarihçe” köşesinin yazar olarak görev yapıyor.&lt;br /&gt;http://videoalemi.net/2007/10/24/cumhuriyet-gazetesi-yazari-pkknin-yayin-organi-roj-tvde/&lt;br /&gt;24.Ekim.2007 17:06:52&lt;/strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-1906394220754239989?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/1906394220754239989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=1906394220754239989' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1906394220754239989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1906394220754239989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/cumhuriyet-gazetesi-yazar-pkknn.html' title='Cumhuriyet Gazetesi yazarı PKK&apos;nın televizyonu ROJ tv&apos;de'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-5709578598671355555</id><published>2007-10-20T09:29:00.000-07:00</published><updated>2007-10-20T09:33:08.571-07:00</updated><title type='text'>Emin Çölaşan ve Aydın Doğan</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ZLBx387QsGI"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ZLBx387QsGI" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt; &lt;br /&gt;EMin Çölaşan ve Aydın Doğan.&lt;br /&gt;DÜn dosttular bugün düşman.&lt;br /&gt;Dün birbirlerini savunup hükümetleri yıpratarak türlü oyunlar oynuyorlardı bugün karşı karşıyalar.ç&lt;br /&gt;Birbirlerinin kirli çamaşırlarını döküyorlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/6jhOHkeHQps"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/6jhOHkeHQps" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-5709578598671355555?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/5709578598671355555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=5709578598671355555' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5709578598671355555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/5709578598671355555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/emin-laan-ve-aydn-doan.html' title='Emin Çölaşan ve Aydın Doğan'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-1576029618086430976</id><published>2007-10-17T08:44:00.000-07:00</published><updated>2007-10-17T08:45:59.964-07:00</updated><title type='text'>Uğur Dündar , Ergun Babahan kavgası</title><content type='html'>&lt;strong&gt;&lt;a href="http://image.haber7.com/haber/80870.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px;" src="http://image.haber7.com/haber/80870.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;                   Sabah Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan'ın, Uğur Dündar'ın yaptığı Tuba Özay röportajını eleştirmesi ile başlayan tartışma, bambaşka bir alana kaymaya başladı. &lt;br /&gt;17 Ekim 2007 16:04 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gazeteci arasındaki söz düellosu, Uğur Dündar'ın Ergun Babahan'ı eleştirmesi ile başladı. Uğur Dündar, Fatih Altaylı'yı sevmediğini ama Ergun Babahan'ın yönetimindeki gazeteden daha iyi bir gazetenin okuyucuya sunulduğunu söylemesi üzerine başladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sataşma üzerine Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, Uğur Dündar'a iki yazıyla yüklendi. Uğur Dündar'ın, Tuba Özay ile yaptığı röportajı eleştiren Babahan şunları yazdı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk yazı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Uğur Dündar röportajı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur Dündar'ın Tuğba Özay'la röportajını Hürriyet'in tepesinde görünce çok üzüldüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra röportajın içeriğini okuyunca, "iyi ki bu röportaj bizim gazetede çıkmamış" dedim. Çünkü, röportaj sanki Özay'ı mahkeme öncesi aklama söyleşisiydi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü Özay'ın tutuklanmasına neden olan olaylarla ilgili bir tek dişe dokunur soru yoktu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhalde Özay'ın avukatı çok mutludur." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babahan, aynı konuda ikinci bir yazı daha yazdı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Uğur Dündar küçücük bir eleştiri karşısında paniğe kapılmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahın köründen itibaren Dobra Dobra'lar kadın programları demeden dolaşmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi savunayım derken de, SABAH'a dil uzatmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur Bey, anlaşıldı ki senin muhatabın kadın programı yapımcıları, gazeteciler değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen peynircileri, lahmacuncuları bas ve "cesur gazeteci" diye dolaş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da üniversite anfisinde çekilmiş özel fotoğrafların haberini yapıp gençleri deşifre et. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ısmarlama havası veren röportajlar yaptığında bu durum eleştirilince de bozulma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer illa cevap vermek istiyorsan, yıllar önce senin yüzünden kendini yakanlara, tesettürlü diye erkek hastaya bakmadığını iddia ettiğin kadın doktorlara cevap ver. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstersen yarın yine Kanal D ekranlarında, kadın programlarından cevap verebilirsin ama bu sefer araya kimseyi koyamazsın unutma." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur Dündar, bunun üzerine iki alanda karşı taarruza geçti. Birinci taarruzda, Kanal D'nin Dobra Dobra programına canlı yayında bağlandı ve Babahan hakkında ağır eleştirilerde bulundu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uğur Dündar ikinci saldırısını ise internet medyası aracılığıyla yaptı. Turktime'a gönderdiği açıklamada şu iddiaları ortaya attı: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Adam kıskanç, adam cahil, hem de zır cahil! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırlık soruşturması süren ve henüz iddianamesi tamamlanmamış bir dava konusunda yargıyı etkileyecek yayın yapmanın hapis cezası gerektiren suç olduğunu bilmiyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kıskançlık krizlerinin dürtüsüyle saçmalamadan edemiyor: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Tuğba Özay”a tutuklanmasını gerektiren olayla ilgili bir soru sormayıp onu akladın!Ismarlama haber yaptın!” diyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koskoca gazetenin büyük (!)Genel Yayın Yönetmeni yasalara gösterdiğim saygı nedeniyle beni eleştiriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atlanmış bir haberin acısını, bu şekilde çıkarmaya çalışıyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstelik bunları TMSF nin yani kamunun malı olan, tüyü bitmemiş yetimin hakkı bulunan gazetedeki yetkisini ve köşesini babasının malı gibi kullanarak yapıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim köşem yok, genel yayın yönetmeni de değilim! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevabını vermek için arıyorum telefonlarıma çıkmıyor, canlı yayına davet ediyorum kaçıyor!.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paraşütle o koltuğa oturmuş, sırtını Ankara”nın yüksek rakımlı tepelerine dayamış, yazıları giderek komedi metni etkisi yapan büyük (!) genel yönetmen, sorularıma hiç cevap vermeden aklı sıra yaptıklarımı küçümseyip saldırıyor…Hakaretler ve iftiralar yağdırıyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin “Üniversiteli kızların özel fotoğraflarını niçin afişe ettin!” diye soruyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özel fotoğraf dediği, üniversite amfisinde esrar alemi yapanların duman içindeki görüntüsü! Arkadaş “Sana ne, bırak yapsınlar, bırak gençler esrarlarını rahat rahat içsinler!” demeye getiriyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yazdıklarında da bunun gibi palavralar sıkıyor, komiklikte sınır tanımıyor! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de kendisine şunu öneriyorum. Madem ki genç kızların özel hayatlarını korumaya bu kadar özen gösteriyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde neden medyada genç stajyer ya da muhabir kızları taciz eden, onlara ahlaksız tekliflerde bulunan gazete yöneticileri ve genel yayın yönetmenleri olduğu iddiasının peşine düşmüyorsun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet neden düşmüyorsun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haydi başka kapıya!" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haber7 &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-1576029618086430976?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/1576029618086430976/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=1576029618086430976' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1576029618086430976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/1576029618086430976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/uur-dndar-ergun-babahan-kavgas.html' title='Uğur Dündar , Ergun Babahan kavgası'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-7660501439702899349</id><published>2007-10-13T02:53:00.000-07:00</published><updated>2007-10-13T02:55:11.904-07:00</updated><title type='text'>Hürriyet gazetesi yazarı Özdemir İnce</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tevhidhaber.com/images/news/5878.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px;" src="http://www.tevhidhaber.com/images/news/5878.jpg" border="0" alt="" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türban Put(muş)!!!&lt;br /&gt;Hürriyet gazetesi yazarı Özdemir İnce'den İnciler...Türbancıların tamamı faiz yemekte...&lt;br /&gt;13 Ekim 2007 / 12:35&lt;br /&gt;Reklam&lt;br /&gt;Hürriyet gazetesi yazarı Özdemir İnce ve zırvaları...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türbana tapan putperestler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON zamanlarda yapılan türban övgülerinden, türban cazgırlığı yapan yazıcıların yorumlarından, türban denen takının puta, Müslüman olduğu iddia edilen kimselerin de putpereste dönüştükleri sonucu çıkıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir "şey"in doğru ve geçerli örnek olması için, bütünsel ve kendi içinde tutarlı olması gerekir. "Şey"in içine istediğimizi doldurabiliriz. "Şey"e "ateist" diyelim. Türkiye gibi bir ülkede ateistçe yaşamak ve davranmak tehlikeli ve zor olduğu için, ateistin biraz sakınımlı davranması uygun olur. Ama sakınımı ileri götürüp camiye beş vakit namaza gitmesi, ramazanda oruç tutması da gerekmez. Bunları gerçekten gerçek Müslümanlar yapar. Mankenlerin orucuna da "mankenlerin gösteri orucu" denir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YA FAİZ YERKEN &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şey"in içini Müslüman’la dolduralım. Bir Müslüman nasıl bütünsel ve kendi içinde tutarlı olacak? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslümanlık biçim ve içerik olarak bir bütünsellik ifade eder. Müslümanlığın bilinen, uyulması ve yapılması zorunlu koşulları dışında haramlar, helaller, günahlar var. Örneğin, en bilinen sakıncalardan biri faiz! Faiz İslam’a göre haram, ama türbancıların tamamı faiz yemekte. Şimdi tek tek saymaya gerek yok ama İslamcı bir Müslüman’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuran hükümlerine ters düşen laik Anayasası ve yasaları altında yaşaması mümkün değil. İslamcılara göre bütün Cumhuriyet devrimleri İslam’a aykırı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmet Berkan’ın deyişiyle, "İnançları gereği türban takanlar"ın türbandan başka inançları yok mu, nasıl oluyor da laik Anayasa ve yasalarla uyum halinde yaşıyorlar. Türbansız hayat onlar için haram mı, türban İslam’ın tek koşulu mu? Yoksa onların İslam’ı türbana indirgendi de bizim haberimiz mi olmadı? Bu durumda türban put, kendileri de putperest olmazlar mı? Bu soruyu yanıtlamadan İsmet Berkan’ın "Türban takan kadınlar evde mi otursunlar?" sorusu, demagojiden başka bir şey olamaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türban savunucularından İsmet Berkan’ın yönettiği Radikal Gazetesi’nde (05.10.07) iki haber var: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Yardım Sevenler Derneği Erzurum Şubesi Başkanı bir masaya oturmuş. Karşısında kara çarşaflı ve yüzü peçeli iki kadın. Bir de örtülü ve geleneksel giysili bir kadın var. Başkan, ramazan yardım paketi dağıtıyor ama paketi almak için Fatiha okumak zorunlu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci haber: Ardahan’ın Damal İlçesi’ndeki bir okulda verilen iftara katılan müftüler, yüz metre ilerde bir cami bulunmasına karşın, akşam namazını mescide çevirdikleri bir sınıfta kılmışlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zorunlu Fatiha, mescide dönüştürülen laik okul sınıfı... Bunlar gayretkeşlik ve üşengeçliğe mi bağlanır, yoksa rejimle ilgili çok daha derin nedenleri mi var? Bunların türbanla ideolojik bir bağlantısı yok mu? Gören gözler için var. Var! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca bir zorunluluktan da söz edeceğim: Türban sorunu imam hatip okulu sorunundan bağımsız değildir. Her kim ki türban dayanışması, savunması yapar, o kimse imam hatip okulları konusunda da görüş açıklamak zorundadır. &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-7660501439702899349?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/7660501439702899349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=7660501439702899349' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7660501439702899349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7660501439702899349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/hrriyet-gazetesi-yazar-zdemir-ince.html' title='Hürriyet gazetesi yazarı Özdemir İnce'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-6138965513804168771</id><published>2007-10-12T01:46:00.001-07:00</published><updated>2007-10-12T01:46:40.262-07:00</updated><title type='text'>Emin Çölaşan ve Aydın Doğan rezilliği</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Çölaşan’ın Verdiği Dersler! &lt;br /&gt;Doğan grubunun eline, hükümeti devirecek ciddi bir fırsat geçse veya böyle bir işaret görseler, şimdi kovdukları EminÇölaşan’ı da alıp, tekrar bombardımana en ağır şekli ile devam edecekleri ayan beyan ortadadır.&lt;br /&gt;12 Ekim 2007 / 09:20&lt;br /&gt;Reklam&lt;br /&gt;Çölaşan’ın verdiği dersler! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali İhsan KARAHASANOĞLU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emin Çölaşan’ın kitabında, herkesin yararlanacağı büyük dersler var.. &lt;br /&gt;Birinci ders; vatan-millet-Sakarya türünden yazılar yazan bazı kalemşörlerin, aslında hiç de vatanı milleti düşünmediği, kendi kafasına göre bir rota çizdiği ve bu rotada patron aleyhine hiçbir şeyin; velev ki vatan aleyhine büyük zararlar da sözkonusu olsa yazılmadığı/yazılamadığı gerçeğini ortaya çıkarmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Emin Çölaşan’ın, kendi kaleminden anlattığı ve Ertuğrul Özkök ile aralarında geçen diyaloglardan bu anlaşılıyor. Vatanını düşünen bir adam, genel yayın yönetmeni kendisine, “Üzerimize geliyorlar. Bunları yazma” deyince, bir sorgulama yapıp, “Bizim üzerimize haksız yere geliyorlarsa, bizim bunu gazetemizde hem haber, hem de yazı olarak değerlendirmemiz gerekir. Yok eğer üzerimize gelirken haklı iseler, dolayısıyla biz haksız isek, bu vatanın ekmeğini yiyen insanlar olarak, o haksız işimizi de bizim dürüstçe yazmamız gerekir.Bu bizim vazifemiz. Hatta hükümete de, haksız iş kimden gelirse gelsin üzerine gittiklerine göre, teşekkür etmemiz gerekir” demeli değil miydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle ya, iki ihtimal var; ya hükümet haksız yere Doğan grubunun üzerine gidiyor. Bu durumda hükümeti daha sert eleştirmek gerekir... Ama Doğan grubunda böyle bir eleştiri görmüyoruz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da Doğan grubunun vergilerinde, devlete karşı görevlerinde yanlışı/açığı var.. O zaman da, kendi patronu aleyhine de olsa, yazarların gerçeği yazması gerekir.. Doğan grubu yazarlarında bunu da göremiyoruz.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki ne yapıyor Doğan grubu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet ile pazarlıklar yapıyorlar ve “sen beni görme, ben de seni görmeyeyim” muhabbeti ile işler yürütülmek isteniyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümet tarafı bu yaklaşıma ne cevap verdi, onu ayrıca değerlendirelim.. Ama en azından Doğan grubu cephesinde, “Sen beni görme, ben de seni görmeyeyim” yaklaşımı olduğu kesin.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaklaşım da ayrıca, başlı başına bir eleştiri konusu olacak bir durum.. Bir medya grubunun, siyasi iktidara, “Ben seni görmeyeyim, sen de beni görme” demesi kadar çirkin bir durum olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama, Çölaşan’ın anlatımlarına göre, bu durum aynen geçerli idi ve bu haliyle Çölaşan, en az bir sene, Hürriyet’te çalışmaya devam etti. Bu anlaşmayı, çok büyük oranda ihlal etmeden. Ve deşifre de etmeden!&lt;br /&gt;Çölaşan’ın anlattıklarından çıkardığımız birinci ders, Çölaşan’ın her şeyi değil, patronun kendisine çizdiği çerçeve içinde yazılar yazabildiğidir.. Özellikle de, patronunun açıklarını, kesinlikle dile getiremediği gerçeğidir. &lt;br /&gt;Çölaşan’ın anlattıklarından çıkaracağımız bir diğer ders de, medya gücünü elinde tutanların, bu güçle ticari işlerini düzeltmeye kalkıştıkları gerçeğidir. Hürriyet’in genel yayın yönetmeninin, EminÇölaşan’a verdiği taktikler, bunun delilidir. “Yaz ama, her gün yazma.. Yaz ama, şu bakanlar aleyhine yazma..” türünden, konusu belli olmayan, içeriği belli olmayan yazıların bile önceden sansürlenmiş olması, medya-ticaret-siyaset üçgenindeki kirli ilişkinin çok net bir örneğidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çölaşan’ın anlattıklarından çıkaracağımız çok önemli bir ders de, Doğan Medya grubunun, halen sinmiş bir şekilde beklediği ve hükümetin ayağını kaydırmak için fırsat kolladığı gerçeğinin net olarak ortaya çıkmasıdır.&lt;br /&gt;ErtuğrulÖzkök’ün, “Şu POAŞ olayında üzerimize nasıl geldiklerini gör. Ama Aydın Bey de kinleniyor. Zamanı gelince bunların (...)” ifadeleri, bunun kesin delilidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta şunu bile söyleyebilirim, Doğan grubunun eline, hükümeti devirecek ciddi bir fırsat geçse veya böyle bir işaret görseler, şimdi kovdukları EminÇölaşan’ı da alıp, tekrar bombardımana en ağır şekli ile devam edecekleri ayan beyan ortadadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En önemli ders de, halkın kartel gazetelerini okurken, haberlerin/köşe yazılarının arka planında ne olduğu gerçeğini hiçbir zaman gözardı etmemeleri gerektiği gerçeğidir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkımız, bu gazetelerden aldığı haberleri, arka planını düşünmeden okuyup, kabullenmemelidir. Gerek haberleri, gerekse köşe yazılarını, arka planları ile bir değerlendirmeye tabi tutmalı ve hükümet lehine abartılı bir haber görüldüğünde, “Durduk yerde hükümet lehine bu güzel haber, POAŞ’taki 1 katrilyonluk vergi silme işleminin hükümete verilen diyeti olmasın sakın” diye düşünebilmelidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Veya Abdullah Gül gibi her kesimle diyaloğu olan bir ismin Cumhurbaşkanlığı adaylığına bile karşı çıkılıyorsa, “Hilton’da 1.5 katrilyonluk masabaşı kârın elde edilemeyişinin intikamı”nın, bu haber politikasında önemli bir rol oynadığı hatırdan çıkarılmamalıdır. &lt;br /&gt;Çölaşan’ın anlattıklarının, yıllardır bizim anlattığımız ilişkilerin delili olması açısından büyük faydası olduğu açıktır..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Çölaşan bence bu anlattıkları ile, yıllardır mütedeyyin çevrelerle bağlantılı kirli ilişkiler konusunda attığı çamurların hepsini temizlemiş, en azından önemsizliğini göstermiş ve büyük kirliliğin kendi içlerinde olduğunu isbatlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sansür de onlardadır.. Gizli hesapla iş yapmak da onlardadır..&lt;br /&gt;Ticareti, medya gücü ile haksız rekabet ortamında geliştirmek de, menfaatine dokunan hükümete vurmak da onlardadır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vakit&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-6138965513804168771?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/6138965513804168771/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=6138965513804168771' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6138965513804168771'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/6138965513804168771'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/emin-laan-ve-aydn-doan-rezillii.html' title='Emin Çölaşan ve Aydın Doğan rezilliği'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-7136566202511152009</id><published>2007-10-08T08:28:00.001-07:00</published><updated>2007-10-08T08:30:37.328-07:00</updated><title type='text'>Aİlem dergisi kapanmasın diyenler</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Eğer ailem dergisinin tekrar açılmasını,tekrar yayın hayatına devam etmesini istiyorsanız lütfen tepkisiz kalmayınız.&lt;br /&gt;y.simsek@zaman.com.tr&lt;br /&gt;verdiğim adrese şikayetlerinizi,tepkilerinizi ve isteklerinizi belirtiniz.&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-7136566202511152009?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/7136566202511152009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=7136566202511152009' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7136566202511152009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/7136566202511152009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/ailem-dergisi-kapanmasn-diyenler.html' title='Aİlem dergisi kapanmasın diyenler'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-8439453734500349329</id><published>2007-10-08T08:19:00.000-07:00</published><updated>2007-10-08T08:20:21.083-07:00</updated><title type='text'>Medya ve Demokrasi</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Biliyorum bugün benden bu başlıklı bir yazı bekliyorsunuz ve biliyorum, bu konuda hemen herkesin söyleyecek birden fazla sözü vardır. Hele ki benim. Varlığını demokrasiye borçlu olan bir kurumun, gücü elde ettikten sonra, değil demokrasi, asırlar önceki sistemleri bile içine sindirdiğini size yüzlerce örnekle anlatabilirim. &lt;br /&gt;Keza kendi meslektaşlarını hain ilan etmekten tutun da, seçimle gelmiş bir başbakanı ipe güle oynaya, göbek ata ata göndermelerini tekrar hatırlatabilir, ikiyüzlülüklerini yüzlerine tekrar çarpabiliriz. Ve yine çok iyi biliyorum ki, hemen hepiniz, 'keşke laftan anlasalar, keşke vicdan kulakları açık olsa' diye içinizden geçireceksiniz. Ve benim size, 'onlar anlamasa, okumamış, duymamış gibi yapsalar bile en azından tarihe not düşüyoruz' cevabını vereceğimi de tahmin ediyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin bu kutsal günlerde başka bir şey yapalım. Hem biliyorsunuz bizim medyamız da çok inançlıdır! Hemen hepsinin ya babası, ya dedesi müftüdür. Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde 'dindar cumhurbaşkanı' lafı geçti de, hepsi ateş püskürdü, 'Ne münasebet, hepimiz dindarız' diye gürlemişlerdi. Bayram namazı için köşesinden randevulaşan yazarlarımız, yayın yönetmenlerimiz bile çıkmıştı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşbu kendisi inanılmaz derecede dindar olan (inanmayan internet sitelerine baksın) ancak bilinmeyen nedenlerle toplumun dindarlaşmasından da ödü kopan ülkem medyası da Ramazan'la ilgili şeyleri okur en azından. Gerçi hemen hepsinde bir Ramazan sayfası bir de dindar insanları rencide etme sayfası niyetine irtica haberleri sayfası bulunuyor ama olsun. Tahminim kendileri çok dindar oldukları için, toplumun dindarlaşmasından rahatsızlar. Her işi en iyi onlar yapar ya! Bu süper dindar medya, namazı, orucu, haccı, fitreyi, zekâtı çok bilmez; ama bu çok da önemli değildir. Dindarlık için bunlara gerek yoktur. Zira kendilerini destekleyen, her Ramazan ortaya çıkıp 'nasıl oruç tutulmaz, nasıl ibadet edilmez' içerikli fetva veren 'böyle başa bu tıraş' uzmanları vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse bu bahsi kapatıyorum... Belki kızıp, sinirlenecekler; ama malum bugün Müslümanlar için önemli bir gün. Hatta önemliden de öte, tarihî, fırsatı kaçırılmayacak bir gün ve tabii ki gece. 'Bin aydan daha hayırlı' bir gece bu gece. Müslümanlar için (tabiri caizse) bonus üzerine bonus kazanma gecesi. Her yanından pislik, müzahrefat, bencillik, kin ve düşmanlık akan bu pis dünyayı yıkayabileceğimiz, evrenin tek sahibine diz çöküp, yeryüzünü ve kalpleri çevirmesi için yalvaracağımız bir gece. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gececi olmanın her şeyin üzerinde değer olduğu bir gece bu gece. Gözyaşlarının ateşi söndürmek için bin kat büyüyüp dünyevî ve uhrevî cehennemlerin üzerine akıtılabileceği bir gece. Şüphesiz ben söz sultanları, âlimler, mübarek hocalarımız kadar ehemmiyetini anlatamam, önemine dair ne yazsam kelimelerim ve kapasitem yetmez. Bu gazetede bunu hakkıyla yapan (sözgelimi Şahin Hocam) büyüklerimiz var. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bu kadar çirkefi, pisliği gördükten sonra, yapılacak olan mücadelenin manevi boyutu adına önemli bir gece bu gece. Şeytanın teslim olabileceği, en zayıf kaldığı anlar bu gecede gizli. Şahsım adına söylüyorum. Hem de tüm kalbimle, bugün ve bu gece hiçbir necasete bulaşmamaya dikkat edeceğim. Kumandaya dokunmayacağım, kirli sayfalara gözüm ilişmeyecek, müzahrefatlı radyasyonlara tıklamayacağım. Onlar bilmiyorlar, bildiklerini sanıyorlar; ama diz çökmenin, küçüklüğümüzü idrak etmenin, yakarmanın, yalvarmanın insanı yücelttiği gece bu gece... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırakın kuduranlar kudursun... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;08 Ekim 2007, Pazartesi&lt;br /&gt;Nedim Hazar  / Zaman &lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7896140850416413542-8439453734500349329?l=anti-medya.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://anti-medya.blogspot.com/feeds/8439453734500349329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7896140850416413542&amp;postID=8439453734500349329' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8439453734500349329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7896140850416413542/posts/default/8439453734500349329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://anti-medya.blogspot.com/2007/10/medya-ve-demokrasi.html' title='Medya ve Demokrasi'/><author><name>videoalemi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16677809541066962353</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='33' height='30' src='http://3.bp.blogspot.com/_kfGxXHS767U/SSchVx8aaBI/AAAAAAAAACY/S5cBziQGHg8/S220/_NsjmhAXCodr2Shwj_1srWfI.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7896140850416413542.post-4876224177738958962</id><published>2007-10-08T08:06:00.000-07:00</published><updated>2007-10-08T08:07:20.595-07:00</updated><title type='text'>Hürriyetten bir yalan daha</title><content type='html'>&lt;strong&gt;HÜRRİYET'TEN BİR YALAN HABER DAHA&lt;br /&gt;Sunday, 10.07.2007, 08:22pm (GMT)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fethiye'de 3 kişinin ölümü bir kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan olayla ilgili olarak bazı basın yayın kuruluşlarında yer alan "Üfürükçü hocanın sözüne kandı, katliam yaptı" haberleri yalan çıktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Katil üfürükçüye değil doktora gitmiş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olayın tanıkları tarafından yalanlanan haberler Kayaköy halkını kızdırdı. Bahse konu haberde Akın K.'nın üfürükçü hoca ile görüşmek için Muğla'ya gittiği ve üfürükçü hocanın talimatı ile dayısını öldürdüğü iddia ediliyor. Cinayetin zanlısı olan ve intihar ettiği için yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Akın K.'nın haberlerin aksine Muğla'ya hastaneye gittiği öğrenildi. Akın K. ile birlikte Muğla'da bulunan Yücelen Hastanesi'ne giden ve pazartesi için randevu aldıklarını anlatan Akın K.'nın çalıştığı işyerinin pa
